ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Hizmet Sektörü
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Zeki Müren

Gülden Karaböcek

Gökben

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Ferdi Tayfur
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
SİNEMAYA GİTMEK DEYİNCE...

Hani sinemaya gidince esas film başlamadan önce reklamlar, sonra da yakında gelecek filmlerden tanıtıcı parçalar gösterilir. (Çok salonlu sinemalarda, diğer salonlarda oynamakta olan filmlerin tanıtıldığı da olur bazen.)

Bu parçaların gösterilmesi sırasında arka planda derinden gelen dramatik bir ses bize filmi tanıtır. Hatta bu sesteki orijinalliği anlamak için İngilizce bile bilmeye gerek yoktur aslında.

Mesela ses der ki "iğmmmeyccınnn! Dı mossst pavırrfulll ienemii iz vatçinnng yyyu furom bihaynnd...." Siz gösterilen parçaları anlamaya çalışırken ses de durmaz ".. ieeennnd naaav iimeğcınn, yu daunt novv veen it vil gget çyuuu..." Tam orada bir efekt girer ve filmin kadın kahramanı bir çığlık falan atar..

Ben sinemada bu sesi ilk defa duydum duyalı aklıma takılmıştı: Bu ses niye haber spikeri gibi sakin sakin konuşmuyor? Mesela "İşte bu film şu olay hakkındadır. Başrolde şu kişiler var, yönetmen filanca. Bu film falan falan dallarda Oscar'a aday oldu.." demiyor?

Benim sinemaya severek gitmeye başlamam ilkokul son sınıfa gittiğim zamanlarda oldu. O zamanlar, bulunduğum taşra vilayetine gelen yabancı filmler dublajlı olurdu ve tanıtım parçaları zaman zaman orijinal olsa da, arka planda konuşan ses daima Türkçeydi. Ve o sesin daha sakin bir tonda konuştuğunu hatırlıyorum.

Hatta o sıralar bu sesin bir gün de "Ya sayın izleyenler, gelecek programdaki film pek de matah sayılmaz. Boş yere vaktinizi harcamayın" falan diyebileceğini de umuyordum saf saf.

Sonradan bu sese inancımı kaybettim tabii. "Harika bir film.. böylesi görülmedi. Hasılat rekorları kırdı.." falan diye tanıtılan, fakat bu tanıtıma kanıp da haftaya gene sinemaya gittiğimde beni hayal kırıklığına uğratan çok film gördüm çünkü...

Hakkını yemeyelim: bazı tanıtımlar o kadar başarılı oluyor ki, arkadaki ses ne derse desin, tanıtılan filmin nereden başlayıp nasıl bittiğini bile anlayabiliyorsunuz ve o filmi hiç görmemenin daha isabetli bir seçim olduğuna karar veriyorsunuz.

Ama bunun arka planda konuşan sesle alakası yok. O aptal ses bence çok bön ve her gördüğünü beğenecek kadar saf; ve bunun en nihayet bir sinema filmi olduğunu, sinemadan çıkınca hayatın gene normal akışında devam edeceğini bilemeyecek kadar budala bir sinema seyircisine ait. Ya da o tipte bir sinema seyircisine hitap ediyor.
(Hey, durun bir dakika, film yapımcılarının idealindeki seyirci de böyle bir şey değil mi?)

Gene de aklıma takılıyor:

Bu konuşan adam her kimse, böyle dramatik konuşarak aslında inandırıcılıktan kaybetmiyor mu?

Kim icad etmiş bu tarz konuşmayı? Niye tanıtım ve pazarlama şirketleri daha değişik bir tanıtım üslubu kullanmıyorlar? Alaska frigo gibi bu da sinema salonlarının 'olmazsa olmazı' mı?

Kim yazıyor o tanıtım metinlerini? Niye hep aynı adamı seçiyorlar? (Tamam , kabul ediyorum bu sonuncu soru çok aptalca oldu. Kayıtlardan çıkarılsın lütfen...)

Bu tanıtımı niçin hep erkek sesiyle veriyorlar? Daha etkileyici ve inandırıcı olsun diye mi? Kadınlar yeterince dramatik konuşamıyorlar diye mi düşünüyor yapımcılar?

Bir de yer göstericiye verilen bahşiş olayı var.

1979 - 1982 yıllarında Kütahya'da sinemaya gittiğimizde, yer göstericiye bahşiş verilmezdi. Kafana göre bir yer seçip otururdun. Kalabalık bir arkadaş grubuyla gitmişsen veya ışıklar söndükten sonra salona girmişsen, yer gösterici uygun bir yer gösterirdi ve para da almazdı.

Sonra 1982 yılında İstanbul'a gelip de buradaki sinemalara devam etmeye başladığımda baktım böyle bir adet var. "Demek ki medeniyet böyle bir şeymiş ha?" diye düşündüm.

Hatta 1989 yılında Beyoğlu Atlas sinemasında bir yer göstericinin, 12 yaşlarında bir çocuktan "Versene bahşişi lan" diyerek zorla para kaptığına da bizzat şahit oldum.

Aradan yıllar geçti. Bir gün Belçika'da sinemaya gittim.. Çok salonlu bir sinema. Patates kızartması yaptırıp üstüne sos döktürüyorsun ve içeri öyle girmeni kimse garipsemiyor. İçeriye girince de, kafana göre bir yer bulup oturuyorsun. Yer gösterici ve bahşiş yok.

Türkiye'den daha geri(?) Bulgaristan'da da sinemaya gitmişliğim var. Aa, orası da aynı Belçika gibi: eline tostunu, kolanı veya kahveni alıyorsun içeri giriyorsun ve kafana göre bir yer seçip oturuyorsun. Ne bahşiş var ne de yer gösterici.

Bu adamların gidecek daha çok yolu var, hala 30 yıl öncesinin Kütahya'sını yaşıyorlar bu yönden..

Gelecek sefere bir arkadaşımız da 'maça gitme adabı' hakkında bir yazı yazarsa, ilgiyle okuyacağım. Söz!

  EDEBİYAT
Geyik Muhabbeti
TV Dizileri
Üniversite Eğitiminin
  YAŞAM
Vize Meselesi
Mason Magazin
Savaş Karşıtları
  SİNEMA
Vizontele Tuuba
Gegen Die Wand
(Duvara Karşı)
Indiana Jones Filminin
  MÜZİK
Cutting Crew - Died
California Dreamin'
The Hollies - Bus Stop
  CİNSELLİK
Aşkınızı Sokun
Kadınlar Ne İster?
Uçkurunuz Batsın

Orijinal Kayıt 21 Şarkı

Chris de Burgh

Beş Yıl Önce

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Best of STYX