Batı kültürünü ve medeniyetini kötülemek için onların Hıristiyan ve emperyalist taraflarına vurgu yapılır. Hatta Türkiye’deki muhafazakar kesim, sıklıkla Batı'nın yozlaşmışlığından bahseder ve bunun anti-tezi olarak da "Kültürel ve manevi değerlerine sahip çıkan" Japonya’yı olumlu bir örnek gösterir.
Batı kültürünün dünya üzerindeki etkisi konusunda herkesin kendine göre bir fikri var. Yazar Brian Alexender ise America Unzipped adlı kitabında Amerikalıların ‘seks ve fantezi arayışları’na ışık tutmaya çalışırken; Japon erotik anime kültürünün giderek Amerikalıların seks alışkanlıklarını etkilediğini iddia ediyor.
Japon erotik fantezileri ve bunların animasyon yoluyla ifade edilen şekilleri giderek Amerika’da da belirleyici oluyor. Söz gelişi Japonların ‘hizmetçi kız’ fantezilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan ‘Maid Cafe’lerden bir tanesi Los Angeles’ta açıldı.
Bu cafe’lerde seksi hizmetçi kıyafeti giymiş kızlar, müşterilerin fantezi dünyalarına hitap eder şekilde servis veriyorlar.
OTAKU KÜLTÜRÜ
Otaku, Japonca bir sözcük. ‘Teknoloji meraklısı’ deyiminden oluşturulan bu sözcük, Japon animasyonları, manga (grafik kitaplar) hentai (erotik çizgi-romanlar) ve diğer türdeki Japon çizgi-romanlarına tutkun olan kitleyi simgeliyor.
Amerikalı tasarımcı Marc Jacobs ve Japon sanatçısı Takaşi Murakami’nin geçenlerde ortaklaşa gerçekleştirdikleri moda projesi bize iyice gösterdi ki otaku kültürü artık Amerikan kültürünün ana belirleyicilerinden biri oldu.
Otaku kültürünün ana fikri, ‘sevimli’ olan figürün fetiş haline getirilmesine dayanıyor. Mesela ‘sevimli’ bir çizgi-roman karakteri bir de bakıyorsunuz bir seri seks oyuncaklarının markası olmuş veya erotik içerikli bir çizgi-film karakterine dönüşmüş.
Tabii ki bütün Japon çizgi-filmlerinin erotik unsurlar içerdiğin söylemiyoruz. Bunların büyükçe bir kısmı çocuklara yönelik. Ancak burada asıl dikkat çekilmesi gereken olgu: aslında ‘çocuklara yönelik’ olarak tasarlanan ‘sevimli’ figürlerin nasıl olup da yetişkinlerin ‘seks objesi’ haline dönüştükleri. Ve belirtmek gerekiyor ki bunu yapanlar bizzat Japonlar.
İki ayda bir yayınlanan ve yaklaşık 60.000 tiraja sahip Otaku USA dergisinin baş editörü Patrick Macias “Japon pop-kültürünün en çekici yanı, ahlaki açıdan büyük serbestlikler getirmesidir” diye açıklıyor. “İyi-kötü, doğru-yanlış gibi ikilikler Japon pop-kültüründe mevcut değil.”
LOLITA KOMPLEKSİ
Yetişkinlere yönelik çizgi-filmler normal gerçekliğin sınırlarını zorlarken yanlış anlamalara çok açık bir duruş da sergiliyor. Belki de sosyologların incelmesi gereken bir olguyla karşı karşıyayız.
Söz konusu dünya gerçek bir dünya değil: çizgilerle yaratılmış bir hayal dünyası. Ancak bu hayal dünyasında ‘çok genç yaştaki’ kızların birer cinsel obje olarak lanse edilmesi söz konusu olduğunda neyin gerçek neyin sanal olduğu birbirine karışıyor.