Sizin gibi dikkatli ve uyanık insanların gözünden hiç kaçar mı?
Farkındasınız tabii, bir süredir piyasayı kamuoyu araştırmaları sarmış durumda.
Bugün seçim olsa hangi parti kaç sandalye alır? Tabureler kime kalır? Ayakta kalan partiler apış kurup yer minderine mi oturur? konulu araştırmalar gırla gidiyor.
Hatta bu araştırmalar sayesinde Türk halkının yüzde kaçının damacanayla su içtiği, ne kadarlık bir yüzdenin sabahları uyanınca çoraplarını bulamadığı gibi hepimizin çok merak ettiği sorulara cevap da bulabiliyoruz. Ne kadar şanslıyız.
Bunun ne büyük bir nimet olduğunu gençler bilmez. Mesela bizim gençliğimizde insanların evlerine gidip "Haftada kaç defa seks yapıyorsunuz?" diye sormak çok ayıptı. Böyle bir şey yapacak olsak çok fena dayak yerdik.
Şimdi öyle mi ya? Araştırma şirketleri, siz güzel insanların merakını gidermek için yüzlerce anketörü sokaklara salıyor ve en olmadık soruların cevaplarını şıp diye buluyorlar.
| - "Hanımefendi, ihtiyacınızı giderdikten sonra taharet musluğu kullanıyor musunuz?"
- "Hararet yükselince kombiyi kapatıyorum ben..." |
İşte araştırma sonucu hazır:
"Artık kıçımızı yıkamıyoruz. Tuvalet kağıdı kullanımı giderek yaygınlaşıyor."
2005 yılının önemli bir kısmını kamuoyu araştırmalarıyla iştigal eden bir şirketin dağıttığı gazeteyi hazırlamakla geçirdim. Üniversitede okuduğum 'araştırma yöntemleri' ve istatistik derslerinde öğrendiklerimi bir kenara bırakalım. Zaten gördüğüm kadarıyla araştırma şirketleri bunları çoktan bir kenara bırakmış durumdalar. Araştırma ve haber konularında Türkiye'nin durumu absürt-komediyle epik tiyatro arasında bir yerlerde gidip geliyor.
Bu cıvıklığın içinde benim de payım var. Utanç içindeyim!
Bakın arkadaş, sizden şüpheleniyorum valla... Aramızda kalsın diye burada bir kaç numara gösteriyor, bazı sırlar veriyoruz. Ama aranızdan bazıları -onlar kendini bilir artık- benim burada anlattıklarımı sağa sola yetiştiriyor.
Aylar önce Asparagas Nasıl Yazılır? diye buradan tiyo vermiştim.
"Türk medyasının ve araştırma sektörünün ne durumlara düştüğünü mizahi bir dille, şekil üzerinde izah edelim, milleti uyandıralım.." dedikçe, benim yazdıklarımı "Demek ki bu işin böyle yapılması lazım aslında..." diye okuyan güzel kardeşlerim...
Benim yaptığımı değil, benim dediğimi yapın!
Parmağıma değil, işaret ettiğim şeye bakın!
Asparagas yazma konusunda gösterdiği üstün performans ve gösterdiğim taktikleri uygulama dalında Milliyet gazetesine büyük ödülü veriyorum.
(Tamamen atmasyon ürünü olan bir asparagas haber, başkaca hiçbir referans gösterilmeden Dış Haberler Servisi altbaşlığı altında Milliyet'te yer aldı.)
Sizin gazetenin 1982 yılında bana verdiği Türkiye Ortaokullararası Bilgi ve Kültür Yarışması Kütahya İl Üçüncüsü ödülünü de böyle bir günde sizin kafanıza atmak gayet uygun bir hareket olacakmış bak!
Abdi İpekçi'nin katili hapiste ama Abdi İpekçi'nin gazetesinin katilleri hala ortalarda dolaşıyor. Asparagas yazmaya devam ediyorlar.
13 gün aradan sonra bu asparagas haberi kendi anahaber bültenlerinde kullanan TGRT televizyonunun yanağından da kocaman bir makas alıyorum. Türk aile yapısını korumak(!) gibi ulvi bir amaç uğruna adınızı sazana çıkardınız. Bravo size!
Sizin kafanıza atacak odunu kimler yontsun peki?