ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Adamı Sinir Etmeyin
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Sezen Aksu - SERÇE

Chris de Burgh
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
DEMOKRATİKLEŞME, AVAMLAŞMA, BANALLAŞMA

Bugün Türkiye'de adam başı okumuşluk süresi üç buçuk, kimi iyimserlere göre dört senedir. Bu ülke insanlarının çoğunluğu ilkokul mezunu bile değildir. Yetişkin çağına geldiği halde okuma-yazma bilmeyen milyonlarca yurttaşımız vardır.

Okuma-yazma bilen vatandaşlarımızın çoğunluğu ise Türkçe'yi doğru dürüst konuşamamakta, kendi adını bile hatasız yazamamaktadır. Okuma bilen vatandaşlarımızın kırk milyondan fazlası sadece tabelaları ve evlerine gelen elektrik-su faturalarını okumakla yetinmekte (o okuduklarını bile doğrudürüst anlayamadıklarına bahse girerim) kitap ve dergi okumayı bırakın, gazetelere bile elini sürmemektedir.

Bu ülkede 'okumak' çoğu kere 'boşuna ve gereksiz bir eylem' olarak addolunur ve hatta 'okuyan' kişilere kuşku ile yaklaşılır...


Bugün Türkiye'de, oturup ciddi ciddi düşündükten sonra 'kendi öz kızlarının katledilmesine' oybirliğiyle karar veren aileler vardır! Hatta bu aileler, cinayeti kimin işleyeceğini bile ince ince düşünür ve planlarlar!

Amcasının oğlunun tecavüzüne uğradığı için on üç yaşında masum bir genç kızın öldürülmesine karar veren ve hatta kızın boğulacağı ipi bile kendisi bulup getiren anne-babalar vardır ki, onlar da sizin ve benimle aynı 'Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı'nı taşımaktadırlar!

Ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükümetini seçerken, sizin ve benimle aynı oy hakkına sahiptir onlar da!..

Bunun ne büyük bir trajedi olduğunu anladığınızı umuyorum.

Genel kuraldır: Kötü, iyiyi kovar!
Genel bilgi ve toplumsal gelişim düzeyi bu derece düşük bir toplumda; demokrasi, avamlaşmaya ve 'çoğunluk tahakkümüne' dönüşmeye eğilimlidir.

Çoğunluk tahakkümü, katılımcı demokrasinin 'banallaşması' anlamına gelir. Bunun 'demokrasinin ruhuna' aykırı olduğunu görmek ve anlamak durumundayız.

'Banallaşmak' size soyut bir sözcük olarak mı göründü? Şöyle anlatayım:
Cahil halk kitlelerinden yüksek rating aldığı için kendini bir halt zanneden soytarılar, televizyon ekranlarından bizer ahkam kesmeye kalkmışsa, bu banallaşmaktır işte!

"Halk seviyor.. halk bunu istiyor" diye böyle densizleri televizyonlara çıkarıp şımarttıkça, BANALLAŞIYORUZ demektir.

Töre cinayeti işleyen insanlarla bu türden terbiyesizler arasında mahiyet farkı yoktur, olsa olsa derece farkı vardır! İnsan hayatına ve onuruna saygı duymaz onlar.

Banallıktan uzak günler dilerim hepinize...

  YAŞAM
Kim Daha Salak?
Tarihi Bir Belge: İşte
Fazla Zeka
  EDEBİYAT
Asparagas Nasıl
Farkı Neyse Verelim
Muhabbet Nasıl Yapılır?
  MÜZİK
Joe Dassin: L'été indien
Bir Plak Dinliyorum
Careless Whisper
  CİNSELLİK
İnce İş Çevirmek
Bindik Bir Seksüele
Kılavuzu Karga Olanın
  SİNEMA
Turkish E.T. - Badi
Tüm Zamanların En İyi
Alem Sana Hayran:
  VİDEO

Leonard Cohen: Dance me to the End of Love

Men at Work

Patricia Kaas: Les

Al Bano-Romina Power