ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Kampanyalar
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

20. Sanat Yılı

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Ajda Pekkan

Yıldırım Gürses

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Best Memories

BoneyM

Edith Piaf - SELECTION
İffet AYMAZ Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
HANGİ HALKMIŞ BU HALK

Bayramlık ağzımı açtırmasınlar, beni siyaset yazmak zorunda bırakmasınlar! Biz gerçekleri söyleyince kalpler kırılıyor çünkü...

Aziz Nesin'in bu milletin zeka seviyesi hakkında yaptığı yorumu tekrarlamanın gereği yok. Herkes biliyor, kafası çalışan herkes o yoruma katılıyor. Hatta bazıları, Aziz Nesin'in tahminini iyimser bile buluyor ki ben de onlardan biriyim.

Kabul etmek lazım, zeka geriliği ve aptalık kanunlarımıza göre suç değildir. Fakat aptallığın da bir sınırı olması lazım ki, aptalların topluma vereceği zararların önüne geçilebilsin.

Bu milletin kötü beslenme nedenlerine bağlı olarak sağlıksız yetişmesi, bir çok fizyolojik ve psikosomatik hastalıklara yol açıyor.

Eğer istatistiklere ve uzmanlara kulak verecek olursanız, sokaklarda dolaşan her dört kişiden üçünün acil psikiyatrik müdahale gerektirecek kadar akıl ve ruh sağlığını kaybetmiş olduğunu dehşetle farkedeceksiniz.

Ben değil bilimsel araştırmalar ve akademisyenlerimiz söylüyor bunu!.. Zaten bu gerçeği saptamak için bilim adamı olmaya gerek yok, aklıselim ve sağduyu sahibi olmak yeter. Gözünüz bozuk, vicdanınız kirli değilse, bu gerçeği siz de her gün sokaklarda görüyorsunuzdur.

Bu verilerden yola çıkarak diyebiliriz ki milletin cezai ehliyeti bile yoktur belki de...

Hal böyleyken "Bu adamlar gökten zembile inmedi ya? Millet bunları demokratik şekilde seçti" diyen bir takım satılmış ve gafil şahıslar var ki onlara acımak mı yoksa yüzlerine tükürmek mi lazım, işte ondan emin değilim.

Dinci medyanın maymun ve şaklabanlarını, aklıbaşında hiç kimse ciddiye almıyor zaten. Ruhlarını şeytana satmış o tipleri geçelim bir kalem.
Fakat 'demokrat ve aydın' pozları atan iktidar yalakalarına ne demeli?

  • Aydın olmanın 'fikirsel bağımsızlıktan' geçtiğini;
  • Bu yüzden 'iktidar yalakalığına' soyunmanın 'aydın namusu' ile asla bağdaşmadığını;
  • Çünkü bunun 'adaletsizlik ve ahlaksızlığa çanak tutmak' olduğunu
biz biliyoruz. Ama onlar bir türlü öğrenemedi, akılları yetmiyor.

Ahlaken muhataralı kadroların memleketi çok büyük karanlıklara götürdüğü ayan beyan ortada! Modern ve aydınlık bir Türkiye idealine inanmış namuslu ve yurtsever aydınlar, yani gerçek aydınlar, ülkemizi karanlık bir geleceğe götürmekte olan bu kadrolardan, bu kadrolara yağcılık yapan ikiyüzlü 'sahte' aydınlardan rahatsızlık ve utanç duyuyor.

Gerçek yurtsever aydınlarımızın ve sanatçılarımızın -ki onlar büyük Atatürk'ün deyişiyle bu milletin hayat damarlarıdır- "Terkedip gitmeli mi? Yoksa kalıp mücadele mi etmeli?" diye yükse sesle düşünmeye başlamış olması, aslında alarm zillerinin çalmakta olduğunu gösteriyor.

Tam da bu noktada bir kısım medya maymunları mikrofonu ellerine alıyor ve sanki akılları böyle şeyleri anlamaya yetermiş gibi, boylarından büyük herzeler yumurtlamaya kalkmıyorlar mı, cinlerim tepeme çıkıyor.

Sabahları televizyonda program yapıp kadınlarımızın cahilliğinden ve çaresizliğinden kendine geçim kapısı yapmış biri, yani Seda Sayan çıkmış demiş ki: "Diğer partiler halkı anlamıyor. Halkı en iyi anlayan işte bu parti olduğu için iktidara geldi."

Seçim kanunu ve siyasi partiler kanunu ne biçim sakatlıklar içeriyor, biz iyi biliriz. Seçim sonuçlarının ne biçim manipülasyonlar, medya oyunları ve rüşvetlerle sağlandığını; teröristlerin bile bu seçim kanunları marifetiyle hapisten çıkarılıp milletvekili yapıldığını gözlerimizle gördük.

Kanunlardaki yanlışlar ve boşluklar neticesinde, seçim sonuçları bu kadar sakat ve tehlikeli bir şekilde tezahür etti.

Bu durum sanki böyle değilmiş gibi laf oyunları yapmayın!
Neymiş efendim? Halk kendini en iyi anlayan partiyi iktidara getirmiş.

Bu lafları halk dalkavuklarına, hükümetin güdümündeki yalaka medyanın çalışanlarına ve öteki salaklara yutturun siz!

Bizim işimiz gerçeklerle. Bizim işimiz adalet ve doğrulukla...
Halk dalkavukluğu veya medya soytarılığı bizim işimiz değil!

Ortalıkta yeterince dalkavuk, soytarı ve yalancı var zaten. Biz onlardan değiliz. Onlar gibi omurgasız olmadığımız için eğilip bükülmüyoruz ya zaten.

Bu ne biçim partiymiş ki çok iyi anladığı(?) halkı bütünleştirmek ve bir arada tutmak yerine; "bizden olanlar-bizden olmayanlar" diye ikiye bölüyor? Bölücülük bu değilse nedir?

Ne biçim halksa, kendini 'bölmek isteyenleri' iktidara taşıyor öyle mi?
Hangi halkmış bu halk?

İşte size 'halk' ve onu 'anlayan' medyası...
Buradaki şahıslar hangi partiye oy verdi dersiniz?


Bu ibret vesikası niteliğindeki resmi çekip bizlere ulaştıran www.celebiyiz.biz sitesine teşekkürlerimizle...
  MÜZİK
Şarkıların Tanrıçası
Kurumuş Bir Dal Gibiyim
I Want to Know
  SİNEMA
Çölde Çay
The Turkish Exorcist
Star Wars
  CİNSELLİK
Feleğin Çemberinde
Aşkın Tarifi Nasıldır?
Nikahta Keramet
  YAŞAM
Halkla Bütünleşmek
Ah Liselim Vah Liselim
Depremi Beklerken
  EDEBİYAT
Başarı Öyküsü Diye
Edebiyat Piyasaya
Stephen King Anlatsın:

Fecri Ebcioğlu Sunar

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Sezen Aksu - SERÇE

Al Bano-Romina Power

Beş Yıl Önce

Best of STYX

The Beach Boys