| ![]() Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Kadın-erkek ilişkisi netice itibarıyla bir alışveriştir.
![]() Ekonomideki en temel yasanın arz ve talep dengesi olduğunu; piyasada fiyatların buna göre oluştuğunu ve piyasa işlemlerinin de (alışveriş, diyelim) oluşan fiyat dengelerine göre gerçekleştiğini bir yerlerden biliyor olmalısınız. Bu konuda Texas Üniversitesi'nden Dr.Norman P. Li diyor ki:
Dr.Li'nin argümanına göre çok zeki ve başarılı kadınlar da uygun eş bulmada çok büyük zorluklar çekiyor. Erkekler, kendi zekalarını takdir edecek kadar akıllı birini arıyorlar, kendi zekalarıyla rekabet edecek birini değil. "Neticede erkek olsun, kadın olsun herkes kendi özelliklerinin satın alabileceği en iyi partneri bulma eğilimindedirler. Aşık olmaksa, temel olarak, her iki tarafın da iyi bir alışveriş yapmış olduğunu hissettiklerinde yaşanan bir süreçtir."
Günümüzde (yalnız Türkiye'de değil bütün modern dünyada) kentli ve eğitimli nüfus içinde yalnız yaşayan insanların oranı hızla yükselmekte. "Alışveriş" dengeleri, söz gelişi 15 yıl öncesine göre çok değişti. Üstelik bu durumun ortaya koyduğu sosyolojik değişim içinde eğitimli/kentli kadınların oranı hızla yükseliyor. Tabii bu gösterge ilk bakışta 'kadınlar kendi kendini idare edebiliyor' diye yorumlanabilir ve hatta kadınlar açısından yararlı bir gelişme olarak da kabul edilebilir. Ama kazın ayağı biraz farklı. Şöyle ki, 20-30 yaşları arasındaki üst düzey sosyo-kültürel tabakaya mensup kentli kadınların "kendilerine uygun bir eş olabileceğini" düşündükleri erkeklerin oranı aynı hızla artmıyor. Aşırı nüfus artışı nedeniyle bugün Türkiye'deki nüfusun %70'i 30 yaşın altındadır. Bunun sonucu olarak, her geçen gün DAHA FAZLA sayıda DAHA GENÇ kadın nüfusa katılıyor. 'Eğitimli' ve kentli kadınların hem sayısı, hem de 'eğitimli' ve kentli erkeklere oranı artıyor. (Evet, bir takım doğal ve çevresel nedenlerden ötürü doğan bebeklerin %50'den DAHA FAZLASI kız olduğu için, bu trendin ilerki yıllarda artarak devam edeceğini öngörebiliriz) Yani hem EĞİTİMLİ VE KENTLİ ERKEKLERİN oranı düşmekte, hem de üst düzey sosyo-kültürel seviyedeki eğitimli ve kentli kadınların beklentilerinden ÇOK DAHA AZINA razı olabilecek çok daha GENÇ kadın nüfusu hızla artmakta. Sonuçta, arz ve talep dengeleri korkunç bir hızla değişmekte.. Özetle: 20-35 yaşları arasında bekar veya dul bir hanımsanız ve kendinize uygun bir eş veya partner arayışı içersindeyseniz, sizin idealinizdeki potansiyel eş adayları, sizin beklentilerinizden ÇOK DAHA AZINA razı olacak, ÇOK DAHA FAZLA SAYIDA ve ÇOK DAHA GENÇ bir portföy içinden seçme şansına sahipler. Üstelik bu portföy giderek genişliyor. Bu gerçekleri, kadın ruhuna(?) yaraşır bir incelikte anlatamıyorum maalesef. Örnekle konuşalım: Diyelim ki, 20-35 yaşları arasındaki kentli/eğitimli bir kadınsınız; ve
30-40 yaşları arasında, iyi eğitimli, mali durumu yerinde, tercihen yakışıklı, oturup kalkmasını bilen, kültürlü ve "efendi" bir eş adayı arıyorsunuz. Bu özelliklere uyan (eligible) bir adamın NİÇİN diğer hanımları değil de SİZİ seçmesi gerektiği konusunda geçerli ve tutarlı fikirleriniz olmalıdır. (Sizi duyabiliyorum.. "Hani duyguların yeri? Hani aşk?" diyorsunuz değil mi? Evet.. Aşk.. Söyler misiniz, en son aşkınız ne zaman ve niçin bitti? Ne kadar sürmüştü? Ya da, aşk dediğiniz şey gerçekten sizin kapınızı çaldı mı geçtiğimiz son 15-20 yıl zarfında?) Hayatında hiç aşık olmadığını ve/veya 35 yaşını geçtiği halde hiç seks yapmadığını söyleyen kadınlar tanıdım ben...Belki de bu durum normaldir? Pek sanmıyorum ama... Şimdi de acı gerçekle yüzleşelim:
Öte yandan, sizin için 'tercih edilebilir' nitelikte olan adamın karşısına yarın sabah sizden daha genç, daha cazip ve bir erkekten beklentileri sizinkinden daha düşük en az iki kadın daha çıkacak.
Menapoza (ve de tabii östropoz riskine) bir adım daha yaklaşmış olacağınız için; dopamin, endorfin, seratonin ve östrojen hormonlarınız bugünkünden daha düşük seviyede olacak. Oysa kronik ağrılar ve depresyonla başedebilmeniz ve hücre yenilenmesini devam ettirebilmeniz için bu hormonlara ihtiyacınız var. Aksi gibi de bu hormonların vücudunuzda salgılanabilmesi için sağlıklı ve düzenli bir cinsel hayatınızın olması şart. Bu kadarını, kadın moda ve sağlık dergileri bile söylüyor! Kadınlar arasında kalp ve tansiyona bağlı hastalıklardan ölüm riskinin giderek yükselmekte olduğunu da bir yerlerden duymuş olmalısınız. Üstelik aktif iş hayatına katıldıkça kadınlarda stres ve strese bağlı rahatsızlıkların oranı da hızla artmakta. Bunların ilacı olacak hormonları ise sadece çikolata yiyerek üretemiyorsunuz.
Vücudunuzun endorfin ve serotonin ihtiyacı için de bir şeyler yapmanız gerekiyor ama... Ah evet, biliyorum: Şöyle güzel, yakışıklı, kibar ve zengin bir beyaz atlı prens gelse ve onunla güzel bir aşk yaşamaya başlasanız, bütün bu dertlerin hepsi hallolacak. Oysa geçip giden her gün prens sayısı aynı kalsa da, o prensi bekleyen aday sayısı artmakta. Daha genç, daha güzel, beklentileri daha düşük çıtır kızlar gün be gün prenslerin yolunu gözlemek için dışarılara kendilerini salıyorlar. Kendinizi bir an için o prensin yerine koyun ve tekrar düşünün:
Arz ve talep dengeleri.. ekonomi yasaları.. fiyat rasyosu.. alışveriş ilkeleri ve ilişkilerin mantığı.. Hayat hiç de adil değil!
|