ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Şarkılar ve Öyküleri
Nostaljinin Sesi Blog
Müzik ve Ötesi Not Defteri
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ajda Pekkan

Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION
Sebahattin TEZEL logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
BELKİ YOLLARIMIZ GENE KESİŞİR

Hayat muammalarla doludur vesselam! Ortam müsaitse herşey olabilir.

Her delikanlının bir şekilde başına gelir: Bir garibe kol-kanat germeniz icab etmiştir. Gereğini yapar, maddi-manevi yardımcı olursunuz.

Bazen meselenin seyri değişir, bir bakmışsınız hissi bir alakanın orta yerindesinizdir.

Geçmişte bizim de başımıza gelmiştir buna benzer şeyler. Aksini söyleyen delikanlı değildir. Evlendikten sonra da bir müddet devam etmişliğim de vardır, doğrudur. Ama tövbe edeli çok oldu.


Haberini Nihat'tan aldım:
"Abi, Canan'ın durumu fenalaşmış.. Senin adını sayıklıyormuş.."

Biraz başım döndü o dakika, yakındaki sandalyeye çökmüşüm.

Orhan Veli misali:
     Alnımdaki bıçak yarası senin yüzünden
     Tabakam senin yadigarın
     'İki elin kanda olsa gel' diyor telgrafın
     Nasıl unuturum seni ben, vesikalı yarim?


1978 senesi falan mı? Ortalık karışık...
Sokaklarda güpegündüz adam vuruyorlar. Korku heryeri tutmuş.
Biz ise zaten çetrefilli bir takım işlerin içindeyiz. Yetmezmiş gibi bir yandan da bu anarşiklerle, komünistlerle uğraşmak zorundayız.

Gecemiz, gündüzümüz, belli bir yerimiz yok! Kelle koltukta, son duamızı çoktan etmişiz.

Günlerden bir gün Nurettin'in dükkanına uğramışız. Ağır teslimat var. Dışarıdan baksan bildiğin manifaturacı dükkanı Sultanhamam'da.
Ama dedim ya, o zamanlar işler bambaşka...

Kapıdan içeri sıskacık bir kız girdi. On sekiz yaşında var mıydı acaba? "Bana göre iş var mı ağabey?" diye soruyor.

İstanbul'un kurtları çok kuzuyu yemiştir böyle. Hayat zalim. Ortada ince iş var. Nurettin bu kızı başından savmaya kalkıyor, o zaman gördüm ben: Kızın sağ eli sarılı, belli ki kız yaralı.

"Bacım burada bir işimiz var. Biz halledene kadar gel sana şurada bir çorba söyleyelim.." deyip kızı kolundan tuttuğum gibi ilerideki esnaf lokantasına soktum.

Sevdiye imiş adı. Yokmuş kalacak yeri. Üvey baba dayağından kaçmış İstanbul'a.. Açlıktan titriyor.

O gece bizim kaldığımız mekanda misafir ettik, elimizi sürmedik haşa! Sabahına ise onu Aksaray'da terzilik yapan bir ablamıza emanet ettik.
İş bulana kadar ona yardımcı olsun.

Teferruatını sormayın, Sebahattin abinizin içini sızlatmayın. Birkaç kere daha görüştük sonradan. Ortamlar ters olmasa ona ev bile açardım. Gönlümün telleri epey titredi o vakitler.

Velakin bizim durumumuz da sakattı. Sabah buradaysak, akşamına nerede olacağımız meçhul. Gün geldi, benim ortalardan kaybolmam icap etti. "Belki yollarımız gene kesişir bir gün.." dedi ben ayrılırken.

Çok uzun süre görünemedim ortalarda. 1980 darbesi olunca biraz da içeride yattık. Nihayet İstanbul sokaklarında serbestçe dolaşmaya başladığımız vakit 1984 senesi falan olmuş artık.

Bir devrin içki ve sigara kaçakçıları olmuş size saygın işadamı!
Pek az delikanlı kalmış ki eski dostunu, arkadaşını tanısın, arka çıksın.
Öyle bir devir. Kendimizi toparlamaya çalışıyoruz.

Neyse uzatmayalım. Beyoğlu'nda bir pavyondayız bir kaç arkadaş. İki kadeh içip biraz efkar dağıtacağız hesapta.

Derken anons ettiler: "Sahnelerin özlenen yıldızı Canan Can.."

Ve sahneye çıktı.
Saçı-başı, duruşu değişmiş. Bir de makyaj yapmış. Ama o bakışları görür görmez tanıdım. Tadım kaçtı.

O da zamana uymuştu. İstanbul birilerinin hayatını ve hayallerini yemişti gene.

O beni tanımadan gitmek istedim. Kalkmaya davrandım, garson kulağıma eğildi: "Canan Hanım on dakika daha oturmanızı rica ediyorlar.."

Demek önceden görmüş, tanımıştı beni.
Eski günlerin ve hayallerin hatırı için oturdum. Sonra yanıma geldi. İki dakika sustuk, yalnız bir dakika konuştuk:

"Seni bir daha görecek miyim?" dedi
"Artık münasip olmaz.."
"Öyleyse al bunu.."
deyip işte o akşam çekilmiş bir resmini verdi.

Arkasına şöyle yazdı:
"Yağmurda ıslanan gül gibi.. Baharda üşüyen yüz gibi.. Bu kalbimin bir derdi var besbelli.." (Yukarıdaki resim işte o resimdir)


Hastanede beni gördüğünde tanımamıştı. Elini tuttum, konuşmadı. Kanser dediler.

Akşamına sizlere ömür... Beş kişiydik cenazesinde, bir de imam..

  EDEBİYAT
Türk Çizgi-Romanları
Yazmasanız
Mutluluğun Formülü
  MÜZİK
Chris de Burgh
Toto Cutugno
Melancholy Man
  SİNEMA
Alem Sana Hayran:
Pornografinin
Irreversible
  CİNSELLİK
İnce İş Çevirmek
Bindik Bir Seksüele
Aşk-Meşk Yazısı
  YAŞAM
Kalp Kazanmak
Uğraştırmayın Beni
Maymunlar, Cassandra
  VİDEO

Kim Ayırdı Sevenleri

Bob Dylan:

Olivia Newton-John & John Travolta: You are the One that I want

The Beach Boys

BoneyM

Her Dem Yeni Türkü

Beş Yıl Önce

Best of STYX