|
O konu tartışmalıdır: Boyu mu önemli yoksa işlevi mi?
Olayın öteki tarafı basittir oysa..
(Amerika'yı sevmemin bir nedeni de budur:
Duruşu, görünüşü, konuşması ve etrafa yaydığı enerji (hiç olmazsa bunlardan en az biri) itibarıyla bir kadın güzel değilse, ipini çekin gitsin.
İç güzelliği falan festekiz deyip de konuyu boğuntuya getirecek değilim. Ben burada harbi konuşuyorum. Şu an sizinle yüzyüze bakıyor olsaydık diplomatça ve nazik bir üslup kullanırdım herhalde. Ama INTERNET ortamında buna gerek yok.
Doğa kendisine cömert davranmadığı için güzel olmayan kadınlar, hiç olmazsa tatlı dilli ve alçakgönüllü oldukları ölçüde BİR DERECEYE KADAR makbul sayılabilirler. Ama bundan daha ötesini ummak, insan zekası ve estetiğine hakaret olur!
Erkeğin içinde güzellik duygusu uyandırmayan bir kadın, boşa harcanmış bir yaşam formudur!
Daha fazlası değil!
Bazen 'Kadın güzelliğinin' ne kadar önemli ve değerli olduğuna dair bir şiire, bir makaleye, romana, bir sanat eserine veya bir yoruma rastlarsınız. Doğrudur hepsi... Fakat en komiği nedir bilir misiniz? Kadının 'güzelliğine' dair yapılmış bu değerlendirmeleri, kadının 'kişiliğine' yapılmış iltifatlar sanan, ve üstelik bunu üstüne alınan kadınlar!.. Ben 'politically correct' konuşma konusunda saplantılı değilim.. Trafikte canımı sıkan yaya veya sürücü kadınlara -eğer çirkinlerse- "Şuna bak! Hem çirkin, hem de trafiğin ağzına ediyor.." derim mesela, aynen Orhan Veli'nin "Hem dersine çalışmamış hem de şişman herkesten.." dediği şekilde. Eğer felsefi açıdan düşünecek olursak...
Aptal bir kadına rastladığınızda varoluşun bunalımını hissedersiniz. Sayıları ne kadar da çoktur!
Aptal bir kadın konuşmaya başlayınca mideniz bulanır.
(Gerçi benim işime hiç yaramadı...) Derler ki "Her güzel kadının ardında onunla uğraşmaktan bezmiş bir adam vardır." Bu da çok doğru bir laftır! Etrafta çok örneğini görürsünüz bunların... Sinemalarda, alışveriş merkezlerinde, velhasıl çok sayıda çiftin bir arada bulunduğu yerlerde kafanızı kaldırın da etrafa dikkatle bakın... Nispeten güzel bir kadının yanında asık suratlı ve omuzları çökmüş bir adam görürseniz, ilk andaki tepkiniz "Bu herif nereden bulmuş bu kadını?" veya "Bu kadın ne arıyor böyle bir adamın yanında?" şeklinde olabilir. Kardeşlerim, gözünüzü açın! O adamın yerinde SİZ olmadığınız için şükredin. Eğer o kadınla başından beri birlikte olan siz olsaydınız, siz de işte o kadar hayattan bezmiş ve çökmüş olacaktınız. Radyo dinliyordum: Bananarama, VENUS adlı şarkıyı söylüyordu.
İşte o zaman düşündüm bunları.
|