Tarihe not düşmek için yazıyorum bunları. İleride "Türk Medya Tarihi" adlı belgeseli hazırlayacak araştırmacılar bu benim yazdıklarımı okuyacak ve beni takdir edecekler... Siz burun kıvırmaya devam edin..
Ben de vakanüvis kadrosundan kendime bir yer yapar mıyım bu alemde?
Hayırlısı olsun...
Daha Alper Eğmir'in Ben Böyle Yazarım, INTERNET'e Kızarım yazısının mürekkebi kurumadan, 8 Mart 2005 tarihli Hürriyet gazetesindeki köşesinde Özdemir İnce 'inceden' bir mesaj vererek INTERNET alemindeki okurlardan çektiklerini anlattı.
Duyarlı yazarımız, kendisine gelen bir okur maili karşısında epey öfkelenmiş ve dehşete kapılmıştır. Vay canına!
Yazılı basında köşe kapma imkanı bulamadan, doğrudan INTERNET alemlerinde yazmaya başlamış biri olarak merak ediyorum ben de:
Bugün 'köşe tutmuş' ve 'ağırlığı olan zevat' pozları kesen kaç kişi, bizim geçtiğimiz yollardan geçmeyi göze alabilirdi?
Adı hiç duyulmamış biri olarak yola çıkacaksın ve INTERNET ortamı gibi kaypak ve oynak bir zeminde yıllarca yazı yazıp bir de üstüne üstlük 'çok zor beğenen' INTERNET okur kitlesinden her gün yüzlerce hit alacaksın?
Bunun hiç kolay bir iş olmadığını söyleyeyim!
Olayın ikinci perdesinde 9 Mart 2005 tarihli Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde Ahmet Kekeç duruma el atar ve Özdemir İnce'yi konuya uyandırmaya çalışır. "INTERNET aleminde olur böyle şeyler, bunu mevzuu yapmayacaksın.. Yoksa vaktine yazık olur.." mealinde bir yazı yazar.
Konu burada kalsa iyi. 10 Mart 2005 tarihli Akşam gazetesindeki köşesinden Oray Eğin konuya müdahil olur ve ilginç(!) itiraflarda bulunur. Çeşitli köşe yazarlarına 'genç kız' kimliği altında e.mailler yolladığını ve bazılarıyla 'ilişkiler' yaşadığını itiraf eder. Ardından da 'kontenjan' köşe yazarları diye bir kavram icad eder ki evlere şenlik.
Türk medyasının insanı şaşırtan bir yanını daha jurnalleyeyim de, yabancı ajanslara iyi servis olsun.
11 Mart 2005 tarihli Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde Ahmet Kekeç de çok ünlü bir edebiyatçımızla sanal alemde aşk yaşadığını itiraf edip arkasından "Kendini bilen her vatan evladı potansiyel hayduttur" dememiş mi?
Modern milliyetçi muhafazakar gazetenin yazı işleri müdürüyle, İslami kanattan yayın yapan bir gazetemizin yazarı elele, gönül gönüle vermiş 'Eşcinsel sanal aşklarını' itiraf ediyorlar. Kendini bilen her vatan evladının bu tarz haydutluklara meyletmesi gerektiğinden dem vuruyorlar.
Şu manzaranın güzelliği sizin de içinizi şenlendirmiyor mu?
Ahmet Kekeç, köşe yazarı milletine lafını koymuş:
"İnsan okuruna asılır mı? Ne ayıp! Hadi asıldın diyelim... Hiç değilse duruşundan, ilkelerinden, inancından taviz verme yahu."
Şimdi ben burada "Hiç okur, yazarı makaraya alır mı? Bunu da marifet gibi ilan eder mi?" diye yazsam, haydutlara ayıp etmiş olur muyum?