ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Psikiyatri: Modern
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ferdi Özbeğen

Zeki Müren

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Semiramis Pekkan

Başrolde Emel Sayın

Yıldırım Gürses

Samime Sanay
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
KILL BILL

Bu yazı, KILL BILL filmini -dikkatini vererek- seyretmiş arkadaşlara yöneliktir. Filmi seyretmediyseniz, ilgilenmiyorsanız... bu yazıyla hiç vakit kaybetmeyin.

Memleket meseleleri ve dünyanın halleriyle ilgili konularda bilgi edinmek isteyen arkadaşlara, iki yıl önceki yazılarımı okumalarını tavsiye ediyorum.. Malum, memleketin ve dünyanın gündemi benim yazdıklarımın yaklaşık iki yıl arkasından geliyor.

(Benim ta 1989'da yazdıklarımı 'yeni fikir bulmuş gibi' ikibinli yıllarda televizyonlarda veya kadın dergilerinde dillendiren programcı, editör ve yazarlara ise "Zzzzt Erenköy!" demekten başka bir şey gelmiyor elimden...)

* * *

Saat gecenin iki buçuğuna doğru bende şimşek çaktı. (Tavsiye ederim, ayakta kalmayı başarırsanız, en yaratıcı ve orijinal fikirler saat gecenin ikisiyle sabah ezanı arasındaki zamanda aklınıza gelir. Denenmiştir!) Ve ortaya bu yazı çıktı.

Günlerdir Kill Bill filmleri üzerine yoğunlaşmıştım. Buradan Digiturk yetkililerine teşekkür etmek istiyorum. MovieMax 1 ve MovieMax2 kanallarında Kill Bill Vol 1. ve Kill Bill Vol 2. filmlerini hem dublajlı, hem dublajsız (altyazıları her an orijinalleriyle karşılaştırarak ve dublajda dialoglardan ne kadar kaybedildiğini saptayarak) yaklaşık sekiz on kez izledim.

Yetmedi, INTERNET üzerinde konuyla ilgili epey bir araştırma yaptım.

Meraklılarına öncelikle şunu söylemeliyim:
Senaryonun 'kısaltılmamış' halini kesinlikle okumanız gerekiyor.

Mesela, senaryonun orijinal halinde Beatrix, Bill'in evine gelmeden önce kızının hayatta olduğunu öğrenmiştir ve bu konuda ne yapacağıyla ilgili olarak Hattori Hanzo'ya telefon edip talimat alır.
(Bu örnek, orijinal senaryoyla gösterilen film arasındaki farklar hakkında bir fikir vermiştir diye umuyorum)

Filmdeki karakterler ve olaylar hakkında Özgür Kurtuluş adlı arkadaşın yazmış olduğu yazıları okumanızı tavsiye ediyorum:
    http://www.cinnet.org/cinaynalar/tekme.php
    http://www.cinnet.org/cinaynalar/tekme2.php

Her ne kadar kendisi kapsamlı ve Freudian yorumlarda bulunmuşsa da, benim altını çizmek istediğim konular şöyle:

a) Beatrix Kiddo, Bill'e 'niçin kaçtığını' anlatırken, çocuğunun öyle bir ortamda doğmasını ve yetişmesini istemediği için bu yolu tercih ettiğini anlatır. OYSA, kızı B.B., Bill'ile (ki öz babasıdır) geçirdiği yıllar boyunca ölüm kavramını ve katilliği içselleştirmiştir.
(Yani Beatrix'in ta başlangıçtan beri bütün çabaları ve emelleri aslında boşa çıkmıştır. Elinde, babasını öldürmüş olduğu ve KATİL olmanın anlamını bilen bir çocuk kalmıştır sonuçta. Ve aslına bakarsanız onun dışında hiçbir şey de kalmamıştır.)

b) İster Machiavelli isterse Hz.İsa'nın öğretilerini ele alalım: Beatrix'in elde ettiği Pyrrus zaferinin arkasından (diyelim ki on yıl sonra) büyük bir yıkım gelmesi kaçınılmazdır. Neden? Birinci filmde Vernita Green'i öldürdükten sonra, onun kızına söylediklerini hatırlayınız: "Bir gün intikam almak istersen, seni bekliyor olacağım.."

Söz konusu gün geldiğinde, eğer Beatrix elini bir masumun kanıyla kirletmezse; Vernita Green'in kızı, Beatrix'i öldürecektir. Her durumda Beatrix Kiddo, Bill the Snakecharmer ile özdeşlemiş olacak ve 'ortadan kaldırmak istediği' figüre dönüşmüş olacaktır. Ne acı bir yenilgi!

c) Bill bir vakitler Beatrix'i öldürmek istemiş ancak daha sonra onun hayatını kurtarmıştır. (Beatrix komadayken Elle Driver'ın hemşire kılığında hastaneye gelmesi ve Beatrix'i öldürmek üzereyken Bill tarafından durdurulması) Beatrix, Bill'in evine geldiği anda en az iki net durumda Bill onu öldürebilecekken bu opsiyonları pas geçmiştir. Bunu aklımızın bir kenarında hep saklı tutalım.

d) Budd, aslında Beatrix'e tuzak kurmamıştır. Savunma pozisyonunda kendi evinde beklemektedir. Beatrix'i etkisiz hale getirince, 'ona ne yapacağını' Elle Driver'a sormuştur. "She must suffer till her last breath.." lafını söyleyen Elle Driver'dır ve Budd bunun gereğini yapmıştır. (Çünkü Elle Driver, Budd'a ödeyeceği parayı bu şarta bağlamıştı)

e) Hal böyleyken Elle Driver'ın Budd'a kızması, aslında kendi egosunun dışavurumudur. Beatrix'i öldüren kişi olmayı kendisi istiyordu. Oysa bu isteğini telefonda Budd'a söyleseydi, şüphesiz şartlar kendi istediği şekilde gelişecekti. Çıkardığımız sonuç nedir: Elle Driver'ın Budd'ı öldürmesi, tamamen kendi iç dengesizliğinin ve kıskançlığının sonucudur. (Nothing new on the women's front!)

f) Özgür Kurtuluş isimli arkadaşımız, yukarıda link verdiğim makalesinde Hattori Hanzo'nun eşcinsel olmasına vurgu yaparak, Beatrix Kiddo'ya yardımcı olan erkeklerin (Hattori Hanzo ve Esteban Vihaio) eşcinsel veya emekli pezevenk olduklarını, bu yüzden de tam ve gerçek erkek sayılmamaları gerektiğini vurguluyor. Senaryonun kesilen bölümünden (bkz. yukarıda verdiğim bir diğer adres) anlıyoruz ki Hattori Hanzo'nun Beatrix'e yardımı sadece kılıç yapmakla sınırlı değildir.

Dahası, Pai Mei'nin de Beatrix'e yardımcı olan erkekler arasında sayılması gerekir. Oysa Pai Mei ne eşcinseldir, ne de emekli... Hele pezevenklikle hiç ilgisi yoktur.

* * *

Finali şöyle bağlayayım:
Kill Bill filmini 'feminist bir kurtuluş mücadelesi' şeklinde değerlendirmeye kalktığımda, bir sürü sahne ve dialog anlamını yitiriyor. Fallik semboller ekseninde olay örgüsünü okumaya kalkarsak, Beatrix Kiddo'nun bütün mücadelesini boş ve amaçsız bir sona bağlamış oluyoruz... ki naçizane fikrimce kendisi bundan daha fazlasını hakediyor.

Absürditenin derinlerinde bir yerde ise, benim kahramanım Roland Deschain ile Beatrix Kiddo karşı karşıya gelseydi ne olurdu? diye düşünüyorum. Cevabımı kendime sakladım.

  VİDEO
Yeşim: Aşk Alfabesi
Foreigner: I want to
Esmeray-Unutama Beni
  YAŞAM
Mağduru Oynayan
Her Derde Deva
O Kral Kapıma Gelsin
  EDEBİYAT
Yapma Bana Numara
Hayatı Kitaplardan
Modern Bilmin Dönüm
  SİNEMA
Antalya Film Festivali
Rocky
Kung Fu Sinemasının
  MÜZİK
Kurumuş Bir Dal Gibiyim
I Want to Know
Joan Baez (1975)
  CİNSELLİK
Sanal Pezevenk
Kadınlar ve Kocaları
Everything I Do

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Ümit Besen

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar

Edip Akbayram

Best Memories

A Glimpse of