ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
İmam Bunu Yaparsa
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Çeşitli Albümlerden

Zeki Müren

Gülden Karaböcek

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Enrico Macias

Beş Yıl Önce

Best of STYX
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
SANAL BİR HİKAYE

Burada anlatılan öykü tamamıyla uydurmadır. Kafadan atılmadır. Sakın inanmayın yani...
Ben de inanamıyorum zaten!

"C'est étrange! Je ne sais pas ce qui m'arrive ce soir"

diye söze girdi Alain Delon.

Klübümüze hoşgeldin ahbap!
Kafası uyuşmuş vaziyette olan bir tek sen değilsin.

"Encore des mots, toujours des mots, les memes mots..."
diye karşılık verdi Dalida.
Hep aynı laflar.. Dırdır etmekten hiç usanmayacak mısın sen?

Daha önce milyon kere dinlemiş olduğum şarkıya bir daha gömüldüm. Repliklerini ezberlediğim ama gene de ilgiyle izlemekten kendimi almadığım bir dialog:
Tu es cette belle histoire d'amour que je ne cesserai jamais de lire


Şimdi bir flashback yapıyoruz ve günün daha önceki saatlerine dönüyoruz.
("Filmi biraz geri sarıyoruz" desem daha mı anlaşılır olacaktı acaba? Bunun üstünde biraz düşünmem gerek. Bir ara bana hatırlatın lütfen.)

Genel yayın müdürü koltuğunda oturmuşum ve bana yapılan uygunsuz teklifi kaymış gözlerle dinlemekteyim.
(Bak işte bu cümle kafadan sakat! İnsan 'KULAK'larıyla dinler, gözleriyle dinlemez.. Ama ben yavaş yavaş delirmekteyim. Ve bir deli eğer isterse uygunsuz organlarıyla trampet bile çalabilir. Siz de eğer 'Doğrucu Davut' modundaysanız, bu yaptığının yanlış olduğunu deliye anlatmaya kalkın bakalım. Başarılı olabileceğinizi pek sanmam. Ama bunu denerken sizi seyretmesi eğlenceli olur, orası kesin.)

Bana önerilen Mission Impossible şu:
Bir mankeni köşe yazarı yapmam rica ediliyor.

(Televizyonların birinde sunuculuk falan da yapmış galiba. Dandik TV kanallarını seyretmiyorum ki, nereden bileyim?)

"Ee ne varmış bunda? Bir şeyler yazar getirir, biz de koyarız bir köşeye.." diyorum. Aldığım cevap düşündürücü:
"Sorun da burada. Yazı yazma konusunda tecrübesi yok.."

Demokrasilerde çare tükenmez! 62'den tavşan yapılabiliyorsa, mankenden de köşe yazarı yapılır nasıl olsa?

"Söz konusu kişinin adına yazarız bir şeyler, onun imzasıyla yayınlarız."
(Evet yahu! Biz bunu nasıl da düşünemedik? Alper, sen ne akıllı bir adamsın! Bu iş bu kadar kolay olsa niye sana söyleyelim ki, salak?)

Bu arada medya etiğinin nasıl bir şey olduğunun ipuçlarını da veriyorum sizlere. Dikkat ve ibretle izleyiniz lütfen! Lafa gelince eleştirdiğim şeyleri, "Medyayı ne hale getirdiler? İnsan biraz utanır yahu" dediğim işleri bizzat yapar olmuşum baksanıza... Göthe mi geldik? Ben Dr.Faust mu oldum?

"Öyle değil! Bu kıza yazı yazmayı öğreteceksin.
Yalnız asılmak yok!"

(Eğer bu anlattığım hikaye gerçek olsaydı, yukarıda yazdığım kısmın kelimesi kelimesine bu şekliyle bana söylendiğine yemin edebilirdim. Ama daha önce de belirttiğim gibi: Bunlar sanal olaylar.. Bunları ben yazdığım halde kendim bile inanamıyorum. O derece yani...)

Tınnnnn! Bir dakika duralım ve düşünelim.. Papağanlara konuşmayı, maymunlara bisiklete binmeyi öğretebilen insanoğlu, mankenlere yazar olmayı niye öğretemesin? Teorik olarak mümkün görünüyor yani. Uzaya köpek bile yollamadılar mı? Saksafon çalabilen ne ceylanlar, ne kısraklar görmedik mi?

Gelgelelim bu iş için seçtikleri 'öğretmen adayı' (ki bu örnekte söz konusu şahıs ben oluyorum) kesinlikle yanlış kişi. Esasında bu olayda herhangi bir 'doğru kişi' olduğunu da hiç sanmıyorum ya...

Konuşmanın geri kalan bölümlerini izninizle pas geçiyor ve size anlattığım bu hikayenin kesinlikle 'sanal' olmasını bütün kalbimle diliyorum.

İnşallah beni dolduruşa getirmişler ve arkamdan "Nasıl kafaladık hıyarı.." diye kahkahalarla gülmüşlerdir.

Yoksa ben önümüzdeki günlerde hüngür hüngür ağlıyor olacağım.


"Tu es pour moi la seule musique qui fait danser les étoiles sur les dunes"
diyor Alain Delon.
Bense Dalida'yla aynı fikirdeyim hala:
"Paroles..Paroles.. Et encore des paroles que tu sèmes au vent.."
  YAŞAM
Harbi Olsunlar
Olmuyor Böyle
Kendin Pişir Kendin Ye
  CİNSELLİK
Kadınlar, Erkekler
Heartbreak Hotel
Erkeklik Ölürken
  EDEBİYAT
Biz Ne Yapalım?
Demokratikleşme,
Avamlaşma,
Aydınlarımız
  SİNEMA
İntikam Almanın
Turkish Star Wars
Biz Bunun
  MÜZİK
Elton John
Candle In the Wind
Uptown Girl
Chris de Burgh

BoneyM

Edith Piaf - SELECTION

Gökben

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir