ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
İnsanlığın
Pornografinin
Türk Seks Filmleri
Emmanuelle
  YAŞAM
Lahmacun Nasıl Yapılır?
Küresel Isınma İşinden
Ekonomik Göstergeler
  MÜZİK
Türk Pop Müziğinde
5 Yıl Önce 10 Yıl Sonra
Kurumuş Bir Dal Gibiyim
Şarkıların Tanrıçası
  SİNEMA
Çölde Çay
Turkish Star Trek
Mahremiyet
  EDEBİYAT
Yazmasanız
Mutluluğun Formülü
Roland Kara Kule'ye
  VİDEO
Eurythmics
Güzin ile Baha
Carlos Puebla
Meiko Kaji
Ferdi Özbeğen - Kandil
Shape of My Heart
STING (1993)
  CİNSELLİK
Aşkın Tarifi Nasıldır?
Siber Sutra:
Kadınlar, Erkekler

ŞAN KONSERİ

Zeki Müren

Gülden Karaböcek

Gökben

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Al Bano-Romina Power

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Semiramis Pekkan

Başrolde Emel Sayın

Yıldırım Gürses

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın

PORNOGRAFİ ÜZERİNE

Çocuk pornosu dedikleri şey, akıl ve vicdan sahibi insanların kabul edebilecekleri bir şey değil. Önce bunu vurgulamak lazım. Ancak 1970'li yıllarda bile 8mm. kameralarla çekilip çok özel müşterilere çok yüksek fiyatlarla satılan çocuk pornosu filmleri vardı. Dolayısıyla bu 'çocuk pornosu' merakı yeni çıkan bir sapıklık türü değil.

11-12 yaşlarında kız çocuklarının babaları tarafından para karşılığı satılıp evlendirildiği, üstelik bunun son derece normal ve geleneklere uygun bulunduğu; sübyancılık konusundaki vukuatları INTERNET ve 8mm filmlerin bile icad edilmediği çağlarda başlamış bir ülkede yaşamakta olduğumuz gerçeğini de unutmayalım.

Yetişkinler arasındaki aktivitelerin konu edildiği 'normal' pornoya gelince...

"Hiç izlemedim, işim olmaz bu tür filmlerle.." diyen adamı ben ciddiye almam.
Ya yalan söylüyordur ya da "hiç bakmadığı, ilgilenmediği" halde bu konuyla ilgili yorum yapmaya kalkmıştır.

Bundan beş yıl kadar önce ilahiyat Profesörü Zekeriya Beyaz otel odasında porno film izledi diye ne tartışmalar çıkmıştı. Bir ilahiyatçının bunu yapması "ele verir talkını kendi yutar salkımı" babından ele alınıyordu ki, profesörümüz bu sefer ne dese beğenirsiniz?
"Ben aslında toplumun ne tür sapıklıklara düştüğünü inceliyordum.."

"Herşeyin başı eğitim. Gençlere cinsel eğitim verilse bu işler düzelir.." diye başlayan argümanları duyunca, gene beş yıl kadar önce meydana gelen bir olay gelir aklıma:

Olay bir lisede geçiyor. Lise öğrencilerinin okula gelişlerinde üstlerini arayan bir rehber öğretmen, çocukların çantasında bir takım porno VCD'ler bulunca
"Aman bu çocukların cinsel eğitime ihtiyaçları var.." diye düşünüp durumdan vazife çıkarıyor ve çocuklara cinsel eğitim seminerleri vermeye başlıyor.

Birkaç gün sonra da veliler okulu basıp
"Vay, sen bizim çocuklara sapık şeyler öğretiyorsun.."
diye öğretmeni dövüyorlar.

Öğretmenle yapılan röportajı da izlemiştim televizyonda. İyiniyetle giriştiği bir işten nasıl da zararlı çıktığının şaşkınlığını yaşamaktaydı.

Buna benzer daha bir sürü haber ya da yoruma hemen her gün gazetelerde ve televizyonda rastlıyor olmalısınız. Bütün bu durumlarda "Porno film izlemek ahlaksızlıktır, sapıklıktır ve seyreden kişide bir takım marazi durumlar var demektir.." gibi -bana göre hayli yanlış- bir varsayımdan yola çıkıldığı için; bir takım kişiler "var olduğunu vehmettikleri bir takım yanlışlıkları düzeltmek uğruna" hem kendilerini komik durumlara düşürüyorlar hem de trajikomik çelişkilere yol açıyorlar.

Çıkış noktaları yanlış olduğu için vardıkları sonuçlar da yanlış oluyor.

Pornografi; cinsel nesnelerin (ki buna insan vücudunun her kısmı ve bir takım yapay aletler giriyor) cinsel anlamda tahrik etmek amacıyla, herhangi bir yazılı veya resimli şekilde gösterilmesi ve sergilenmesidir. (Webster sözlüğünden aldım bu tanımı)

Yani, cinselliğin akla gelebilecek her türlüsünün, imalar ve gölgelerin arkasına saklama gereği duymaksızın açıkça işlenmesidir.

Yıllardır bir sürü kişi tartışıp durmuştur: Erotik -yani sanatsal?- olursa bir film ya da fotoğraf makbuldür. Ama pornografik olursa kabul edilemez.

Nedir erotik? Hangisi pornografi kategorisine girer? diye sorunca bir sürü cevap alıyorsunuz. Bu cevapların çoğu birbirini tutmuyor.

Mesela Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği filmindeki sahnelerin pornografik olup olmadığıyla ilgili bir soruya Milan Kundera "O filmde bir tek pornografik sahne vardı, o da Rus tanklarının Çekoslovakya'ya girdiği sahne.." cevabını vermişti.

2000'li yıllardaki porno materyallerin bazen "sınırları zorlamak" adına hayalgücüne, etik değerlere ve genel kabul görmüş varsayımların tamamına aykırı olacak dışavurumcu özellikler sergilediği doğrudur.
(Bu cümleyi ben mi kurdum? Ne demek istedim acaba?)

Anlama özürlü arkadaşlarımız için bu kısmı tekrar yazayım:
"Abicim şimdiki pornolarda öyle acayip pozisyonlar ve fantaziler deniyorlar ki aklın duruyor ve hatta miden bulanabiliyor. O derece yani.."

Diyebiliriz ki; normal cinsel hayatı bile yanlışlık, eksiklik ve safsatalarla dolu yurdum insanının bu tür porno çalışmalarını hasbelkader gördüğünde psikolojik sarsıntı geçirmesi şaşırtıcı değil.

Ama burada pornonun sebep mi yoksa vesile mi olduğunu iyi düşünmek gerek.

Çünkü daha düne kadar eşek ve köpeklerle cinsel ilişki kurmayı normal kabul eden insanlarımız, sizin ve benimle aynı nüfus kağıdını taşıyor, aynı seçimlerde oy veriyorlardı.
(Ne? Hala mı böyle bu?)

Köyde eşeklerle yaşadığı aşk hayatını büyük bir doğallıkla anlattıktan sonra, başka bir durumda "Siz şehirliler çok ahlaksız oluyorsunuz.." diyen bir arkadaşım bile vardı ortaokulda. (Yeminle...)

Burada genel ifadeler kullanıp "Ben bu tür filmler seyredince psikolojim bundan etkilenmiyor.." demiyorum. Benim de gördüğümde:
  "Yok yahu!"
  "Yuh artık, bu kadar da olur mu?"
  "Para için bu kadarı da yapılır mı ulan midesizler.." veya
  "Öğğğğk" dediğim porno filmler oldu/oluyor.

Mesela bir Rocco Siffredi var ki
(Hani feminist yönetmen Catherine Breillat'ın 1999 tarihli Romance X filminde rol alan sarışın İtalyan aktör)
Behçet Nacar'ın bir zamanlar yaptığı "Hem döverim hem severim" olayını İtalyan estetiğiyle birleştirir.

Avrupa sosyetesinden bazı kadınların bu adamla yatmak için üste 3.000 dolar verdiğini duymuştum bir keresinde.

Singapurlu Anabel Chong vardı bir de... Filmlerini hem yönetir hem de başrolde oynardı. Gerçekleştirdiği herhangi bir sahneyi burada anlatacak olsam RTÜK bu siteyi kapatır.
O derece, diyorum.

Diyeceğim o ki yazılı veya görsel materyel kullanarak cinsel tahrik yaratmaya yönelik bir takım çalışmalar hep vardı ve hep olacak.
Gelişen teknolojiyle birlikte, giderek daha kolay ve hızlı bir şekilde ve üstelik de daha ucuza evlerimize kadar gelmeye devam edecek.

Bunu zabıta yöntemleriyle durdurmak mümkün değil!
Birileri bunları görmek istedikçe (talep oldukça) başka birileri de bunları üretmeye devam edecek. Malum, ekonomi yasaları ve dünyayı döndüren o eşsiz güç: PARA..

Porno film izlemek patalojik bir duruma işaret etmez.
(Durduk yerde adamı sapık yapmaz, diye okuyun)

Şiddet içeren filmler aslında porno filmlerden daha yıkıcı ve sarsıcı etkiler yapıyor gençler üzerinde.

Hatırlıyorum, Cüneyt Arkın'ın filmleri Almanya'daki Türkler için Alman sinemalarında gösterilmeye başlandığında, Alman yetkililer o filmlere 16 yaşından küçüklerin girmesini yasaklamışlardı. Oysa Türkiye'de o filmler herhangi bir kısıtlamaya tabi değildi, hiç olmadı.

1985'te Fransa'ya ilk defa gittiğimde, TV kanallarındaki film ve şovlarda kadınların göğüslerinin apaçık gösterilmesine şaşmış kalmıştım. Bugünün Türkiye'sinde bu çok normal gelebilir ama o zamanlar yurtdışına ilk defa çıkan 18 yaşında bir Türk gencini hayretler içinde bırakmaya yetmişti. Oysa aynı Fransa'da, TV'lerde vahşet görüntüleri gösterilmez.

Mesela Suudi televizyonlarında kadın bacağı bile gösterilmez (hafazanallah) ama kılıçla adamın kafasını uçurdukları idam sahneleri canlı yayınlanır da kimsenin aklına "Çocuklar bunu izlememeli" diye bir fikir gelmez.

Hani şu meşhur Japonya var ya...
"Modernleştiler ama geleneklerine bağlı kaldılar.." diye hayranlık ve övgüyle bahsettiğimiz... Hatta yer yer "Bu modeli iyi incelemeli ve biz de uygulamalıyız" diye düşündüğümüz, Hristiyan Batı'nın kötülükleriyle kirlenmemiş saf ve temiz Japonya...
Orada pornografinin serbest olduğunu ve ayıp karşılanmadığını duymuş muydunuz?

Sapık mı bu adamlar şimdi? Mutluluk ve ideal yaşam felsefesini "Yaşamın kendi enerjisiyle ve ritmiyle uyum ve denge içinde yaşamak" olarak koyan bu akıllı ve mütevazi insanların niye hiç aklına gelmemiş acaba pornografiyi yasaklamak?

Porno dediğimiz şeyin örfümüze uymadığı argümanını da kuşkuyla karşılıyorum.
Daha 30-35 yıl önceki seks filmleri furyasını boşverin
(O da ayrı bir dönemdir. Bizim Zekeriya hoca madem Türk toplumundaki sosyolojik çöküntüyü porno filmler yoluyla takip etmeye meraklı, o döneme bir el atsa ya! Kimbilir ne zengin malzeme bulup çıkaracak?)
Osmanlı döneminde saraylarda ve konaklarda olup bitenleri anlatan, taa o zamanlar yazılmış ne kitaplar var.

Konuyla ilgili yapılmış -erkekler arasındaki eşcinsel ilişkilerin de apaçık tasvir edildiği- minyatür ve gravürleri görseniz, dedelerimizin hayalgücüne inanamazsınız. O günkü dilde yazılmış bir materyeli bugünkü dile çevirip bir daha basacak olsanız, kitabı anında toplatırlar ve yayıncısı hakkında dava açarlar.

Mesela Erzurumlu İsmail Hakkı hocanın 18. Yüzyıl'da yazdığı Marifetname adlı kitap buna tipik bir örnektir.

Murat Bardakçı Hürriyet gazetesinde Pazar günleri yazdığı tarih yazılarında bu tür kitaplara ve içeriklerine çok örnekler vermişti zamanında.

O kitaplar yazılırken, sansürlenmesi veya belli bir yaşın altındaki çocuklara okutulmaması gibi şeyler söz konusu değildi. O kitapların yazarları belli bir "adap ve yazı estetiği" içinde kendilerine bir otosansür uyguluyorlardı elbet ama bu otosansürün amacı "yanlış bilgiler aktarmamak ve olabildiğince yalın ve doğal bir halde, bayağılaşmadan meramlarını anlatabilmek" amacını güdüyordu.

"Osmanlı herşeyi daha iyi bilirdi, en iyisi onlardı.." falan demiyorum. Dediğim şu ki "Örfümüzde yoktur böyle şeyler" dediğin, senin geçmişinde bal gibi var. Üstelik dedelerimiz bundan utanma gereği duymamışlar, aksine, kendileriyle ve hayatla barışık bir tevazuu içinde anlatmışlar ve resmetmişler bunları.

15 yaşında bir çocuğun çantasında porno VCD'si olması çok mu garip?
Çocuk, yeni uyanan cinselliğini keşfetme heyecanı içinde el altındaki her türlü materyeli merak edecek ve inceleyecek tabii ki. Bundan daha doğal ne olabilir? Ergenlik çağındaki çocuğun kendi iç enerjisi doğal mecraında akamazsa, başka yerlerden patlar!

Cinsel hayatı 'ayıp' diyerek yasakladığınız bu gençleri daha sonra maçlara döner bıçaklarıyla giderken veya çalınmış bir arabayla sürat yaparak erkekliğini kanıtlamaya çalışırken görürsünüz...
  gazetelerin 3. Sayfalarında ve en kanlı şekillerde...
  ölümün ve rezilliğin en utandırıcı halleriyle...

Ama bunlar örfümüze uygundur(?!), sosyal bir yara değildir. Dolayısıyla Zekeriya Beyaz bunları inceleme gereği duymaz. O halde vurun abalıya! Kahrolsun pornografi...

Porno seyretmeyi sapıklık ilan edelim, gençlerin vicdanına utanç ve suçluluk duygusunu iyice çivileyelim de, kendilerinden ve dolayısıyla diğer insanlardan nefret eden kompleksli ve dengesiz (ama örfümüze saygılı) insanlar olarak yetişmelerine önayak olalım..

Sonra da düşünür dururuz artık:
Bu gençler neden adam olmuyor? Niçin amaçsız ve serseri ruhlu oluyorlar?
Tanrım, biz nerede hata yaptık? Suçumuz neydi?


Bu yazı haddinden fazla uzun oldu. Özür dilerim!

1970'lerdeki seks filmleri furyasını, Zerrin Egeliler ekolünü, Aydemir Akbaş fenomenini başka bir yazıda irdelemeye değer mi?

1980'li yıllarda Erkekçe dergisiyle başlayan, Playmen dergisiyle devam eden ve nihayet 1990'lı yıllarda Nejat Bayramoğlu'nun Kral dergisiyle tavana vuran Türk 'erotika' dergiciliğini yazacak olsak burada kaç kişi okur ki?

Milos Forman'ın 1996 tarihli The People vs. Larry Flint filmini ve bu filmin şaşırtıcı şekilde ortaya koyduğu "Pornografiyi kısıtlamaya kalktığınız her durumda ifade özgürlüğünü kısıtlamış oluyorsunuz" argümanını 2007 Türkiye'sinde kime anlatabilirsiniz ki?

En iyisi biz önümüzdeki derbi maça odaklanalım...