|
İnsan neden evlenir?
Evlilik, içinde can verdiğimiz dev bir düzenek, cehennemi bir sahtekarlık, organize bir yalan,oynanması beklenen (ve hatta gereken) belirli roller üzerine oturtulmuş bir kurum.
Gerçek bir aşkı mahvetmenin en iyi yolu bu..Sizi böylesine sevdiğiniz ve peşinden koştuğunuz birşeyden (aşktan) tiksindirmeyi amaçlayan bu kurumu yaratabildiğine göre;aşkın gücü, o inanılmaz kudreti (hani derler ya, aşk anarşisttir.. aşk,asla boyun eğmemektir..) toplumu dehşete düşürmüş olmalı.
Toplum böyledir işte: Kendinizi azıcık mutlu hissettiğinizde, sizi hizaya sokmayı görev bilir.
Peki herkes neden yalnızlıktan kaçıyor?
Ama bu bilgileri henüz evli olanlardan ve daha evlenmemiş olanlardan saklamak gerek. Tıpkı çocukları pornografiden sakınmak gerektiği gibi. Uyurgezerleri uyandırmak çok tehlikelidir, bilmez misiniz?
Gene de kendinizi kötü hissederseniz, şu üç cümleyi sık sık tekrar edin: Frederic Beigbeder'nin Aşkın Ömrü Üç Yıldır adlı kitabını bitirdim geçenlerde. Oradan aldım yukarıdakileri.
![]() Evlilik kurumu, feodal toplum düzeninin gerektirdiği ahlak ve törelerin bir ürünüdür. En hisli duyguların(?) insanı olduğu herkesçe bilinen sakallı bir köşeyazarı geçtiğimiz yıllarda şöyle yazmıştı: Karl Marx'ın dediği gibi "Altyapı, üstyapıyı belirler".
Yani ne?
Tarımsal üretimin gerektirdiği 'ucuz ve güvenilir' işgücü, köylülerin çokça ve 'aile' kurumuna sıkısıkıya bağlı çocuklar yapmasını gerektiriyordu. Ama gelgelelim, endüstri toplumu ve daha sonra gelen endüstri sonrası toplumu (bilgi toplumu,deyin isterseniz) çok daha farklı üretim biçimleri üzerinde yükselmekte. Kapitalizm önce geleneksel aileyi böldü, çekirdek ailelere ayırdı. Böylece daha fazla tüketim talebi oluşturdu. Doğum kontrol yöntemlerinin gelişmesi ve kadının evdışında çalışmaya başlayarak üretim sürecine doğrudan katılması,toplumsal ilişkileri baştan aşağı ve geri dönülemez şekilde değiştirdi, dönüştürdü. Modern toplum düzeni artık bambaşka bir altyapı getiriyor. Bu altyapı ise, feodal toplumdan kalma üstyapıyı artık taşıyamıyor. Alwin Toffler Üçüncü Dalga adlı kitabında bunları uzun uzun anlatıyor zaten. Benim ayrıca tekrar etmeme gerek yok. Üniversite bitirmiş kariyer sahibi kadınlar bile bir koca bulmak ve evlenmek hedefine kanalize olmuşken, olayın bilimselliği onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor ama... Bu tür argümanları duyunca çileden çıkıyor ve bu işin bilimsellikle açıklanamayacağını haykırmaya başlıyorlar.
Eh, yazının sosyo-kültürelmesajını da verip okurlarımı da gerçeklere uyandırdığıma göre, artık çıkıp biraz hava alayım bari. |