ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Maço Politikacılara
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ferdi Özbeğen

Ajda Pekkan'dan

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek


PSİKİYATRİ: MODERN İNSANI ANLAMAK

Bu sayıda, konuğumuz bir Psikiyatr ve aynı zamanda bir düşünür olan Sayın Sıdıka EROL. Kendisiyle Psikiyatr, günümüz insanı ve genel olarak yaşamdan konuştuk.

* * *

Gazoz Ağacı: - Daha çok üniversite çağındaki genç hastalarla çalıştığınızı biliyoruz. Genel olarak kategori etmek istersek, günümüz Türk Üniversite gençliğinin temel sorunları nelerdir? Dünya görüşü ve geleceğe perspektifi nasıl? Psikiyatri onlara ne kadar yardım sağlıyor?

Sıdıka Erol: - Üniversite öğrencilerinde de genel psikiyatrik rahatsızlıklar topluma yakın sıklıkta gözleniyor. Üniversite gençliğinin özgün sorunları, yaşa özel olanlar; aşk, ve ülkeme özel olanlar; gelecek kaygısı olarak özetlenebilir. Aşk geçen on yıllara göre biraz değişmiş gibi. Bir genç adam gelip "Çok canım yanıyor. Uyuyamıyorum" demişti. Kız arkadaşından ayrılmıştı ve tüm yakınmaları bununla ilgiliydi. Kendisine bunu doğal olduğunu söylediğimde, "Anlamıyorsunuz doktor hanım, öyle çok canım yanıyor ki, kendimi camdan aşağı atmak geliyor içimden, insanın aşk yüzünden bu kadar canı yanar mı?" demişti. Biz gençliğimizde aşk yüzünden canımızın çok yanmasını yadırgamazdık. Tabii genelleme yapmak doğru değil ama duygusal ilişkiler biraz daha "light" olma eğiliminde sanki. Allahtan aşk "trend" falan dinlemiyor. Allahtan diyorum çünkü artan bir ben merkezcilik, bireyselleşme insanları yalnızlaştırıyor. Aşk narsizmi yıkan ve dolayısı ile humanistik değerlere yaklaştıran bir "travma". Gelecekle ilgili kaygı, haklı olarak gençleri çok etkiliyor. Son sınıf depresyonu dediğim birşey var. Ders çalışmak istememe, genel bir keyif alamama ve çökkünlük. Tabii ki nedeni okul bittiğinde kendisini bekleyen belirsizlikler ve karamsarlık. Psikiyatri onlara yardımcı olabiliyor mu? Galiba ancak biraz yardımcı olabiliyor. Alternatif bakış açıları getirmeye çalışmaktan öte birşey yapılamıyor. İşsizlik somut bir sorun çünkü.

G.A.- Freud'dan bu yana gelişim çizgisinde Psikiyatrinin varmış olduğu noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Psikiyatri felsefe, din ve gelenekten sonra yeni bir değerler dizgesi mi oldu? Ya da olmaya aday mı? Psikiyatri ruh sağlığımızın yanı sıra bize varoluşa dair bir şeyler söyleyecek konumda mı? Yaşamın anlamını psikiyatri ile bulabilir miyiz?

S.E.- Freud'dan bu yana Freud'un kuyuya attığı taşa kendini vakfedenlerin dışında kalanlar pek çok yenilik getirdi. Tabii analitik yaklaşımı benimseyenlerde çok çalıştı. Freud'un taşı dışında benzer pek çok taş var artık kuyuda. Şaka bir yana, günümüzde insanı anlamak ile ilgili pek çok kuram var. Ama psikiyatrinin deneysel ya da ampirik olması güç bir konusu var. Bu nedenle mecburen doğmatik kalıyor. Yeni değerler dizgesi olarak hiç düşünmedim. Felsefe ve dinden farklı olarak, (biraz dogmatik yanları da olsa) bir bilimden bahsediyoruz. Yükselen, değerlenen bir konu olduğu kesin. Bunu nedeni de diğerleri "insan ….?" Gibi sorulara cevap ararken, psikiyatrinin "ben….?" şeklinde sorulara daha net cevaplar verme vaadinde bulunmasi. Psikiyatristlerin bir kismi kendini politika, varoluş ve dekorasyon gibi pek çok konuda bilirkişi ilan etme egiliminde olsa da, aslinda felsefenin misyonunu yüklenecek bir konumu yok. Bir tibbi disiplin bu. Temel misyonu ruh sagligi bozuk insanlari tedavi etmek yani. Dünyayi kurtarmak falan degil. Psikiyatri en çok psikiyatristler tarafindan çarpitiliyor diye düşünüyorum.

G.A.- Bir psikiyatr olarak insanin beyin kimyasini degiştiren "mutluluk haplari" hakkinda düşünceniz nedir? Bunlar sahte cennetin anahtarlari midir yoksa basit kimyasal düzenleyiciler mi? Psiko-kimyasal haplar nereye kadar gidebilir? Bize mutlulugun reçetesini yazabilir misiniz?

S.E.- "Mutluluk Haplari" da abartilmiş bir söylem. Stanislaw Lem "Gelecekbilim Kongresi" isimli bilimkurgu romaninda insanlarin çevreyi mutluluk verecek şekilde görmesini saglayacak halüsinojen ilaçlarin geliştirildigi ve havaya ve suya kariştirildigi, insanlarin çöplük gibi bir dünyada, zenginlik içinde yaşadigini sandigi bir zamandan bahseder. Şu anki ilaçlar Stanislaw Lem'in bahsettiklerine göre kör, emekleyen şeyler. Beyin biyokimyasini etkileyen ilaçlarin hiçbiri beynin belli alanlarina özel degil ve net degişiklikler yapmiyorlar. Mutluluk hapi falan yok yani. Mutlaka ilerleyecekler, ama beynimizde ilerleyip, sadece hedef bölgeyi etkileyerek bir şekilde hissetmemizi ya da düşünmemizi saglayacak ilaç düşüncesi, imkansiz ya da ütopik geliyor bana. Mutlulugun reçetesini verebilirim. Ama reçeteyi hazirlayacak eczaneyi bilmiyorum dogrusu.

G.A.- Amerika'da kendine yardim kitaplari bestseller oluyor. Ülkemizde de benzer kitaplarin basimi ve okuyucu orani artmakta. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

S.E.- Evet özellikle insan ilişkileri ile ilgili kitaplar çok tutuluyor. Bunun nedeni olan liberal düzende başarili sosyal ilişkilerin başarinin sirri olmasi. Tabii kadin erkek ilişkileri büyük kent yaşamindan ve çagdaş yaşamin oluşturdugu yabancilaşmadan payini aliyor. Türkiye'de bu iki sorun bu ölçüde büyük degil henüz. Sanirim en çok çocuk egitimi ile ilgili kitaplar basiliyor. Bu konuya ilginin artmasi da çok hoş. Aslinda ülkeme özel en çok satacak kitap "kaynana ve gelinler için ilişki rehberi" falan gibi birşey olurdu. Hala kimse yazmadi. Insan ilişkilerinde "gelişmiş ülkeler" kadar yaygin sorunlar yaşamiyoruz henüz. Ya da daha o derse sira gelmedi.

G.A.- Türk insanin psikolojisi epey bir bozuldu, malum kriz, sorunlar falan. Bir psikiyatr olarak bize önerileriniz var mi? Bali mi koklayalim, orman havasi mi soluyalim?

S.E.- Önerim ekonomik sorunlar ve yarattigi olumsuz duygulardan, insan ilişkilerini olabildigince korumalari. Duygusal ilişkiler gerçek mutluluk alanimizdir. Günün stresini eşinize yansitip onu kirdiginizda tüm gününüz berbat geçer. Ama kendinizi biraz zorlayip olumlu olabilirseniz karşiliginda olumlu tepkiler alabilirsiniz ve gülebilirsiniz. Öfkenizi sevdiklerinize yansitmak hiçbirşeyi düzeltmez ve sizi daha mutsuz kilar.

G.A.- Umariz sitemizi begeniyorsunuzdur. Bize vakit ayirdiginiz için çok teşekkürler.

S.E.- Sitenizi gerçekten begeniyorum. Umarim uzun süre sizi böyle keyifle takip ederiz. Ben teşekkür ederim.

  SİNEMA
İntikam Almanın
Turkish Star Wars
Biz Bunun
  EDEBIYAT
Motiflere Takıldım
Türk Çizgi-Romanları
İnsanlığın Müstehakı
  CİNSELLİK
Uçkurunuz Batsın
Kadınlar, Erkekler
Böyle Kutlanırmış
  YAŞAM
Uyanalım,
Elle Gelen
Hayalet Görünce
  MÜZIK
Michel Fugain
Men at Work
Depeche Mode

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power