ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Tahin Helvası
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ferdi Özbeğen

Zeki Müren

Arif Susam

Ümit Besen

The Best of MFÖ

Semiramis Pekkan
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
SAKIN BENİ YANLIŞ ANLAMAYIN

İnsan olmak kolay iş değil!
Hem 'Homo homini lupus' durumları var ortada, hem de toplu halde yaşama ihtiyacındasın.

Peki nasıl üstesinden geleceğiz?
Asıl söylemek istediklerimizi ve niyetlerimizi, kelimelerimizin arkasına saklayıp bir tür maskeli balo oynayarak ve bunun adına 'nezaket' diyerek...

Binlerce yıldır süregiden bir oyundur bu.
Kurumlar ve ülkeler arasındaki ilişkiler söz konusu olduğunda, bu 'maskeli balo'nun adına 'diplomasi' denir.

İnsanların birbirine karşı yapmacık tavırlar içine girmesi, aslında çaresizlikten. Hepimiz biraz böyleyiz, asıl amaçlarımızı ve düşüncelerimizi çoğu kere karmaşık laflara veya sakil davranışlara bularız. Karşımızdaki kişinin bize inanacak kadar saf olduğunu veya en azından 'inanıyormuş gibi yaparak' asıl niyetimizi anlayacağını fakat bu nedenle bizi suçlamayacağını öngörürüz.

Hayat bize 'hangi davranışların ve sözlerin aslında hangi anlamlara geldiğini' bir şekilde öğretir. Biraz alışkanlık, biraz da sağduyu işte. Karşılıklı bir tiyatro oynanır.

Öğrenci öğretmene, memur amirine, kiracı evsahibine, satıcı müşteriye, erkek kadına sürekli rol keser. Öğretmen öğrenciye, amir memuruna, evsahibi kiracıya, müşteri satıcıya, kadın da erkeğe; inanırmış, onaylarmış, değer verirmiş veya kabul edermiş gibi yapıp, aslında kendi doğrularını dayatmaya çalışır.

Normal koşullarda aslında herkes herkesin ne demek istediğini bir şekilde anlar. Ama hayat bazen normal olmayan koşullar sunar bize...

Kimi zaman, mesela yurtdışına çıktığınızda veya yabancı bir insanla karşılaştığınızda, karşınızda konuşan kişinin sözlerini kelime kelime anlasanız bile, kastedilen anlamı çözmekte zorlanabilirsiniz.

Mesela Amerika'da bir dükkana girdiğinizde satıcı
"Nasılsınız? Size yardımcı olabilir miyim?" diyecektir ve siz bunun "Ne bakmıştın birader?" anlamına geldiğini bilmiyorsanız, satıcının size gerçekten hayran olduğu düşüncesine kapılabilirsiniz.

Aynı şekilde, Türkiye'ye ilk kez gelen bir yabancı
"Valla ben dürüst bir insanım, bende yalan yok.." lafının aslında "Seni saf gördüm ve kendimi senden akıllı sanıyorum.." anlamına geldiğini bilemeyecektir.

Bazen de karşımızdaki kişi gerçekten eblehin biri olur, duyduğu lafların gerçek anlamlarında kullanıldığını zanneder.(Ben mesela öyleyim)

Çevrenizde böyle kişiler görürseniz, onlara anlayışla yaklaşmanızı rica diyorum. Onlara zaten hayat vurmuş, bir de siz vurmayın...

Şimdi yazının başlığındaki lafa gelelim.
(Sadede gelinceye kadar lafı amma da dolaştırmışım yahu, kendime kızdım burada!)

"Sakın yanlış anlamayın.." lafını özellikle eğitimsiz kesimden son zamanlarda sıklıkla duyar oldum. Bu lafı söyleyen kişinin genel olarak karşısındaki kişiyi aptal zannettiğini ve aslında iki lafı doğru şekilde söyleyebilmek yeteneğinden kesinlikle mahrum olduğunu fakat bunun suçlusu olarak karşısındakini gördüğünü düşünürüm hep.

Adam politikacıdır mesela, gazetecilere bir demeç verirken "Sakın beni yanlış anlamayın ama..." diye söze başlar.

Söylediği lafların sonuçları kendi boyunu aşınca da "Ben yanlış anlaşıldım.." deyip işin içinden sıyrılmaya çalışır.
(Pardon, aslında bu örnek biraz yanlış oldu, gazetecilere demeç veren herhangi birinin 'doğru anlaşılma' olasılığı zaten pek yoktur.)

"Sakın beni yanlış anlamayın.." da ne demek, kardeşim?
Sen kendini doğru ifade edemiyorsan, üstelik de bunun az çok farkındaysan, ne diye cafcaflı laflar etmeye kalkarsın?

Kıs çeneni, otur yerine! Karşındaki kişinin seni 'yanlış anlamasından' gerçekten çekiniyorsan, ama illa ki konuşman da gerekiyorsa, sonradan arkasında duramayacağın laflar yumurtlamayacaksın...

Ne kadar çok şey bilirseniz bilin, anlatabilecekleriniz ancak karşınızdaki insanın anlama kapasitesiyle sınırlıdır.
(Karşı tarafın alıcılarının ayarlarıyla oynamaya kalkmayın, nasıl olsa beceremezsiniz.)

Karşınızdaki insanın anlama kapasitesi sizin ifade yeteneğinizi aşıyorsa, o zaman da hiç telaşlanmayın.. Arif olan sizin derdinizi zaten anlayacak ve hükmünü zaten size göre değil, kendine göre verecektir.
(Kendinizi daha fazla maymun etmenize gerek yok yani)

Sizi doğru anlamıyorlarsa, belki de işlerine gelmediği içindir.
Üstünde fazla durmayın, zorla da güzellik olmaz ki...

  YAŞAM
İstikamet Gökçeada
Sen Türkünü Söyle
Lümpenlik Kader mi?
  VİDEO
Survivor (1982)
Joe Dassin:
Ayten Alpman
  EDEBİYAT
Postmodernizm Nedir?
Feministler
Belle: Notre Dame ve
  MÜZİK
Hélene Segara
Stairway to Heaven
The Cars
Why Can't I Have You
  SİNEMA
Kung Fu Sinemasının
Alem Sana Hayran:
Ayşecik ve
  CİNSELLİK
Aşk Acısı Bitsin Artık
İnsanlığın
Boynuz Modaymış

Başrolde Emel Sayın

Hoş Sada

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Fecri Ebcioğlu Sunar