ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Nerden İnceldiyse
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

20. Sanat Yılı

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Ferdi Özbeğen

Ajda Pekkan'dan

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Başrolde Emel Sayın

Oktay TEKCAN logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
BREAKFAST IN AMERICA

Stanley August Miesegaes adlı genç bir Hollandalı milyoner günün birinde şarkıcı ve klavyeci Rick Davies'e (Doğumu 22 Temmuz 1944) "İşte sana hayatının fırsatını veriyorum. Kafana göre bir topluluk kur, hangi aletler lazımsa al.. Parası benden.." diye açık çek verir.

Bu olay 1969 yılında gerçekleşir ve Supertramp'ın çekirdeği ortaya çıkar. Ama bu hikayenin girişi o kadar tuhaf ki, aklıma takılıyor: Stanley August Mieseages ile Rick Davies ilk olarak nerede karşılaştılar? Aralarında neler geçti de zengin Hollandalı, İngiliz müzisyene böyle bir teklifte bulundu? Bu soruların cevaplarını bilmiyorum. Spekülasyona da girişmesem iyi olacak, malum çok fena dedikoducuyumdur. İşin ucu olmadık yerlere gitmesin sonra!

Davies bunun üzerine Melody Maker dergisine 'yeni kurulacak bir grup için elemanlar aranıyor' ilanı verdi ve Supertramp böylece kuruldu. Roger Hodgson (Doğumu 21 Mart 1950) da bu ilana cevap vererek Supertramp'a geldi ve bu ikili Supertramp'ın beyni ve çekirdek kadrosu oldular.

Hollandalı sponsorlarının finansal desteği altında progressive rock tarzında iki albüm de kaydettiler. Eleştirmenlerden olumlu tepkiler aldılarsa da, ticari bir başarı elde edemediler. Bunun üzerine Mieseages "Benden bu kadar..Size daha fazla para yatıramam.." deyip desteğini çekti.

1973 yazında paraları kalmayan ve herhangi bir hayran desteği zaten bulunmayan Rick Davies ve Roger Hodgson kafakafaya verip "Bu işleri bıraksak mı? Yoksa yeni bir sound arayışıyla şansımızı bir kere daha denesek mi?" diye düşünmeye başladılar. Kararlarının ne olduğunu tahmin ettiniz herhalde...

İskoç basçı Dougie Thomson (Doğumu 24 Mart 1951), daha önceleri caz ve dans orkestralarında saksofon çalmış olan John Anthony Helliwell (Doğumu 15 Şubat 1945) ve Kaliforniya'lı davulcu Bob Benberg'in (Doğumu 31 Ekim 1951) katılımıyla kendilerine yeni bir şekil verip Londra'daki Trident Studios'a girdiler. Grubun üçüncü albümü, pop ağırlıklı bir progressive rock tarzında çıktı: Crime of The Century. Yeni kombinasyon işe yaramıştı. Avrupa'da ve Amerika'da tanındılar ve hatta 1975'te ilk Altın plaklarını bu albümle kazandılar.

1975 Sonbaharında "Crisis? What Crisis?" adlı albümleri geldi. Kayıtları Los Angeles'taki A&M stüdyolarında yapılmış, albüm ise Londra'daki Scorpio stüdyolarında tamamlanmıştı. Artık Supertramp gündeme öyle bir oturmuştu ki, Sun gazetesi bile normalde çıplak kadın fotoğraflarını koyduğu 3. Sayfaya Supertramp'ın resmini oturtmuştu. Ah evet, 3.sayfa kızı hala oradaydı ama bu sefer Supertramp elemanlarının kucaklarına doğru uzanır şekilde görünmekteydi!

Bu albümün tanıtım turnesinde iki ay boyunca İngiltere'de konserler verdikten sonra Avrupa'ya uzandıklarında, Rick kalın sakalını kesti. Ortaya yeni çıkan bu yüzü, John Helliwell bir sonraki konserde izleyicilere "Türk" diye tanıtınca, ertesi günkü gazetelerin manşetleri "Türk Piyanist Muhteşemdi" diye çıktı. (Benden yorum yok)

1976 yılının sonbaharında grup Kaliforniya'ya yerleşti, bazı elemanlar hala orada yaşıyorlar. Bu beşli ekibin üçüncü albümünün kayıtları için Colorado'nun karla kaplı dağlarındaki Caribou Ranch'ı seçtiler. Kayıtlar bitip de mix çalışmaları için Los Angeles'a döndüklerinde, bir diğer teknik ekip devasa bir piyanoyu, kar fırtınası altında Caribou'daki dağa çıkarmaya çalışıyordu, çünkü "Even in The Quietest Moments" adlı bu albümün kapağında 'Karlı Dağdaki Piyano' fotoğrafı kullanılmasına karar verilmişti.

Bu albümün tanıtım turneleri özellikle Avrupa'da çok başarılı geçti. Sahnede şovlar, espriler gırla gidiyordu. Bir zamanlar hayal ettikleri her şey gerçek olmuştu. Ama gene de hiç kimse gelmek üzere olan yeni albümün başarısını hayal edemezdi.

1979 tarihli Breakfast in America grubun EN BAŞARILI albümü kabul edilir. Los Angeles'ta Amerikan kültürü içinde kalmış bir avuç İngilizin duygularını yansıtır. (Sting'in 'Englishman in New York' şarkısının çıkmasına daha on yıl var. Ve aşağıda verdiğim şarkı sözlerindeki mizahın, Roger Hodgson'un kendisiyle dalga geçmesindeki inceliğin tadına varmanızı rica edeceğim.)

Bu albüm önce Altın, sonra Platin plak kazandı. 1980 itibarıyla 16 milyondan fazla sattı. (Hollanda'dan aldığım kopyası arşivimde durmakta.. Övünmeyeyim mi yani?)

Bu kadarını grup elemanları da beklemiyordu. Hatta Rick Davies bu albümün Amerikan listelerinde ilk beşe giremeyeceği üzerine Bob Benberg ile 100 dolarına bahse bile girmişti. Albüm Amerikan listelerinin ilk beşinde 22 hafta kaldı. Bu albümün tanıtım turnesinde 5 milyon dolarlık 52 ton ekipman, 10 mil uzunluğunda kablo ve 40 kişilik ekip konserler boyunca oradan oraya dolaşıp durdu. (Amerikalıların herşeyi sayıya vurma huyunu biraz gıcık buluyorum bazen)

Albümün kapağı da bir sanat eseri.
(Resmini yanda görüyorsunuz)
Tipik bir Amerikan diner garsonu Libby, bir bardak portakal suyunu kaldırıp Hürriyet Heykeli gibi poz verirken, mutfak malzemelerinden oluşturulmuş ve Manhattan siluetine benzetilmiş bir dekor arka planda bizi selamlar. Bıçaklar ve çatallarla iskele imajları oluşturulmuştur. Bütün bu görüntü ise uçak penceresinden görünüyormuş izlenimi verilir.
("Uçakla Amerika'ya geldiniz, işte görüntü.." imajı veriliyor sanki. Ama aslında New York'a inecek uçaklar, JFK havaalanına kuzeydoğu istikametinden yaklaşır; yani aslında New York'a uçakla giderseniz Manhattan'ın güneybatısındaki Hürriyet Heykeli'ni göremeyeceksiniz. Boş yere pencereye abanmayın. Ukalalığımı da yaptım bu arada)

Mike Doud ve Mick Haggerty tarafından yüzlerce foto-imaj ve saatler süren çalışmalar sonucunda oluşturulmuş bulunan bu albüm kapak resmi, yaratıcılarına Grammy tasarım ödülünü de getirdi. Resmin bütünselliğini ise fotografi sorumlusu Aaron Rapoport'a borçluyuz. (Düşünün yani, o tarihte Photoshop filan yoktu. Bilgisayarda oluşturulmuş grafik mi dediniz? PC kavramının ortaya çıkmasına bile daha 3 yıl vardı söz konusu albüm piyasaya verildiğinde..)

1982 tarihli "Famous Last Words" albümleri bu ekibin son ortak çalışması oldu. Sonrasında Roger Hodgson solo çalışmak için gruptan ayrıldı. O albümde yer alan 'It's raining again' şarkısını hatırlıyor olabilirsiniz.


Bu iki şarkı NOSTALGIC WIND serisinin
2. ve 3. CD'lerinde yer almaktadır.

İlk şarkımız, albümle aynı adı taşıyor. Amerika'dan, İngiltere'deki annesine mektup yazan Roger bakın neler demekte:

BREAKFAST IN AMERICA

  Take a look at my girlfriend
  She's the only one I got
  Not much of a girlfriend
  Never seem to get a lot

  Take a jumbo across the water
  Like to see America
  See the girls in California
  I'm hoping it's going to come true
  But there's not a lot I can do

  Could we have kippers for breakfast
  Mummy dear, Mummy dear
  They got to have 'em in Texas
  Cos everyone's a millionaire

  I'm a winner, I'm a sinner
  Do you want my autograph
  I'm a loser, what a joker
  I'm playing my jokes upon you
  While there's nothing better to do

  Don't you look at my girlfriend
  She's the only one I got
  Not much of a girlfriend
  Never seem to get a lot

  Take a jumbo cross the water
  Like to see America
  See the girls in California
  I'm hoping it's going to come true
  But there's not a lot I can do

AMERİKA'DA KAHVALTI

  Kız arkadaşıma bir bak
  Bulabildiğim bir tek o
  Pek de kız arkadaş değil ama
  Bir sürü (kız arkadaş) da bulmuş sayılmam

  Atla bir Jumbo'ya suyu geç
  Amerika'yı görmek ister misin?
  Kaliforniya'daki kızları gör
  Gerçekleşmesini umuyorum
  Ama yapabileceğim pek fazla şey de yok..

  Kahvaltıda balık füme alabilir miyiz?
  Sevgili anneciğim, anneciğim
  Teksas'ta öyle yapıyor olmalılar
  Çünkü (orada) herkes milyoner

  Başarılıyım, günahkarım
  İmzalı resmimi ister misin?
  (Aslında) başarısızım, ne şakacıyım ama
  Sana şaka yapıyorum
  (Çünkü) yapacak daha iyi bir şey yok (burada)

  Kız arkadaşıma bir baksana
  Bulabildiğim bir tek o
  Pek de kız arkadaş değil ama
  Bir sürü (kız arkadaş) da bulmuş sayılmam

  Atla bir Jumbo'ya suyu geç
  Amerika'yı görmek ister misin?
  Kaliforniya'daki kızları gör
  Gerçekleşmesini umuyorum
  Ama yapabileceğim pek fazla şey de yok..


Bu iki şarkı NOSTALGIC WIND serisinin
2. ve 3. CD'lerinde yer almaktadır.

İkinci şarkı, benim en sevdiğim Supertramp şarkısı.. Bir taraftan, o hepimizin kafasında dönüp duran 'Kimim ben?' sorusunu dillendirirken; diğer yandan bana, 15 yaşımda İstanbul'a yatılı okula geldiğimde hissettiklerimi hatırlatıyor. Roger Hodgson, bilgi ve duyarlılık yerine kategorik bir jargonun dayatıldığı eğitim sistemini acı bir şekilde eleştirmektedir, ama ince mizah duygusunu asla yitirmeden... John Helliwell ise saksofonunu öyle bir konuşturuyor ki, adeta acı kahkahaları duyar gibi oluyorsunuz.

THE LOGICAL SONG

  When I was young
  It seemed that life was so wonderful,
  A miracle, oh it was beautiful, magical.
  And all the birds in the trees,
  Well they'd be singing so happily,
  Joyfully, playfully watching me.
  But then they sent me away
  to teach me how to be sensible,
  logical, responsible, practical.
  And they showed me a world
  Where I could be so dependable,
  clinical, intellectual, cynical.

  There are times
  When all the world's asleep,
  the questions run too deep
  for such a simple man.
  Won't you please, please tell me
  What we've learned
  I know it sounds absurd
  but please tell me who I am.

  Now watch what you say
  Or they'll be calling you a radical,
  liberal, fanatical, criminal.
  Won't you sign up your name,
  We'd like to feel you're
  Acceptable, respectable, presentable
  A vegetable!

  At night, when all the world's asleep,
  the questions run so deep
  for such a simple man.
  Won't you please, please tell me
  What we've learned
  I know it sounds absurd
  but please tell me who I am.

MANTIKLI ŞARKI

  Ben gençken
  Hayat öylesine harika görünürdü ki..
  Bir mucize, oh öyle güzeldi.. sihirliydi.
  Ağaçlardaki bütün kuşlar
  Mutluluk ve neşeyle şakıyordu
  Beni oynayarak seyrederken
  Ama sonra beni uzaklara gönderdiler
  Bana duyarlı, mantıklı, sorumlu
  Ve pratik olmayı öğretmek için
  Ve bana çok bağımlı, klinik, entel ve şüpheci
  Olabileceğim bir dünya gösterdiler..

  Bütün dünyanın uykuya daldığı zamanlar olur
  Ama böyle basit bir adam için
  Sorular çok derinden akar durur
  Lütfen, lütfen söyler misin bana ne öğrendik
  Kulağa saçma geldiğini biliyorum ama
  Lütfen söyle bana, kimim ben?

  Şimdi sözlerine dikkat et
  Yoksa sana radikal derler
  Liberal, fanatik, suçlu derler...
  Adını yazdırmayacak mısın?
  Senin kabul edilebilir, saygıdeğer, iyi görünüşlü
  Bir sebze olduğunu düşünmek isteriz...

  (Roger Hodgson'ın -able şeklinde biten sözcükleri sıralayıp, sonuna vegetable eklemesindeki kelime oyununa ve mizahına lütfen dikkat ediniz...)

  Geceleyin bütün dünya uykudayken
  Böyle basit bir adam için
  Sorular derinlerden akar durur
  Lütfen, lütfen söyler misin bana ne öğrendik
  Kulağa saçma geldiğini biliyorum ama
  Lütfen söyle bana, kimim ben?


Bu iki şarkı NOSTALGIC WIND serisinin
2. ve 3. CD'lerinde yer almaktadır.

  SİNEMA
Ben Ne Anlarım
Edebiyattan
Türk Sineması Nereye?
Biz Bunun
  CİNSELLİK
Delilah
Sevginizi Anlatın Ona
Kocan Olsun
  MÜZIK
Balkan Sendromu
Audrey Landers
Oçi Çornye
  EDEBIYAT
Feministler
Yazı Yazmak
Attila İlhan Okumak
  YAŞAM
Köfteli Balkan
Küresel Isınma İşinden
Popstar Yarattık

Yıldırım Gürses

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Best Memories

A Glimpse of

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Sezen Aksu - SERÇE

Beş Yıl Önce

Best of STYX

The Beach Boys

BoneyM

Edith Piaf - SELECTION

Zeki Müren

Ümit Besen

Zeki Müren

The Best of MFÖ