ANA SAYFA
| ![]()
(Meraklısına acil not: Aslında RANGER denilen paramiliter gruplar, batıya ilk yerleşen büyük toprak sahiplerinin, arazilerini kızılderililerden ve haydutlardan korumak amacıyla, parayla tuttukları silahşörlerden oluşmaktaydı. Devlet memuru, asker ya da polis değildiler yani...)
Ama İtalyan yapımı Tommiks çizgi-romanında Ranger'ler askeri düzen içindedirler. (İtalyan Carabinieri'lerinin bir yansıması mı?) Kulver kalesi komutanı Albay Brown (pos bıyıklı babacan bir zat), onun genç kızı Suzi, Doktor Salloso ve Konyakçı, Tommiks figürünün yardımcı oyuncularıdır.
17 Yaşındaki Tommiks, genç yaşına rağmen aklı ve becerisiyle Yüzbaşılığa terfi etmiş hızlı bir silahşördür. Albay'ın kızı Suzi ile platonik bir ilişkisi olsa da, duygusal anlamda bir çocuktur. Genellikle süt içmekte, bazen girdiği barlarda barmenden süt istemesi alay konusu olmaktadır. Napolyon adında bir de atı vardır.
Kahramanımızın iki arkadaşı Doktor Salloso ve Konyakçı ise sürekli pis ve pasaklı kılıklarda dolaşmakta ve nadiren ayık vaziyette bulunmaktadırlar. Konyak veya rom buldukları anda ise zilzurna olmaları işten bile değildir.
Kulver kalesindeki Napolili ranger Gennaro da, İtalyan yazarın bize sunduğu ufak bir menşe şehadetnamesi gibidir. (Hadi bu cümleyi anlamak için sözlüğe bakın şimdi) Tommiks'in habire başına bela olan ve sürekli kılık değiştiren Binbirsurat'ı da analım da eksik bir şey kalmasın.
İlk macerası 1961’de yayınlanan Zagor Tenay (ki bu isim kızılderili dilinde 'Baltalı İlah' anlamına gelmektedir) Meksikalı arkadaşı Don Çiko (Chicco?) Felipe Cayetano Lopez Martinez Gonzalez ile birlikte Darkwood ormanında yaşamaktadır.
Zagor'un asıl adı Patrick Wilding olup; babası Mike ve annesi Betty’nin Abenaki kızılderilileri tarafından öldürülmesine şahit olmuş ve bunun üzerine haksızlıklar ve zalimlerle savaşmak üzere ‘Baltalı İlah’ karakterine dönüşmüştür.
Bir yanında taş ve tahtadan yapılmış bir balta, diğer yanında tabancayla dolaşan kahramanımız, savaşırken AHYAAKK diye çığlık atmaktadır. Yani tipik bir Western karakterinden ziyade bilimkurgu ve fantastik öğelerle desteklenen bir çizgi-roman kahramanından bahsediyoruz.
İtalya’da tanınmasına ve sevilmesine rağmen Zagor’un popülaritesi Türkiye ve eski Yugoslavya’da o kadar yüksek derecelere ulaştı ki, bu ülkelerde Zagor filmleri bile çekildi. Zagor'un Dünya sinemalarında ilk görünüşü yine Yeşilçam sayesinde olmuş, 1970 yılında Mehmet Aslan yönetimindeki ilk filmde kostümü Cihangir Gaffari giymiştir. 1971'de Nisan Hançer yönetiminde iki Zagor filmi daha çekilir. Bunlar Zagor Kara Bela ve Zagor Kara Korsan'ın Hazineleri'dir. Her ikisinde de Zagor rolünü Levent Çakır üstlenir. Bu iki filmde de çizgi-romandan beyazperdeye birebir aktarılmış senaryo, dekor ve makyajlar görürüz. MİSTER NO: Bu karakter, aslında listenin daha aşağılarında yer almalıydı ama Zagor'dan hemen sonra gelmesi şart oldu. Çünkü o da Zagor'un yazar ve çizerleri tarafından yaratıldı.. İkinci Dünya Savaşı'na Amerikan hava kuvvetlerinde savaş pilotu olarak katılan Mister No (asıl adıyla Jerry Drake) savaş sonrası proto-tip bir hippi olarak, Brezilya'nın Manaus kentine yerleşmiş, küçük uçağıyla Amazon nehri üzerinde turist gezdirerek hayatını kazanmaktadır. SS takma adlı (galiba asıl ası Kruger idi) Alman bir turist rehberi arkadaşı da vardır. (Bir önceki savaşta birbirlerine düşman iki ülkeden gelen iki maceracı ve barışçı ruh, 3. Bir ülkede dost olmuşlardır işte. Mesajımız: insanları seviniz.. Düşmanlarınızla kanka olunuz..) Olaylar Amazon nehri boyunca Brezilya, Kolombiya, Guyana gibi yerlerde geçmektedir. Hatta kahramanımızın Karayip denizinde dolanıp Haiti'ye kadar uzanmışlığı da vardır. Olaylar her ne kadar İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra geçiyorsa da (1948-1950 yılları arasında olmalı) çizgi-romanın ayrıntıları (arabaların modelleri, karakterlerin kostümleri, dialoglarda geçen bazı kelimeler) Vietnam savaşı sonrası yaşanan hippilik devrine ait dekor ve düşünce tarzından izler yansıtmaktadır. Enteresan bir şekilde ağarmış saçları (bunu ancak çizgi-romanda Mister No'yu görmüş olanlar anlar) ve kolunda çiçek deseni olan yakasız bir gömlekle ortamlarda takılan Mister No, süper kahraman değil bildiğiniz bıçkın delikanlıdır. Karı-kız peşinde koşarken dayak yediği, bazen mafyayla başını belaya soktuğu görülmüştür. Bir keresinde hapse düşmüş bir diğer macerada da Voodoo büyüsüne karşı mücadele etmek durumunda kalmıştı. Su altında nefes alabilen Timsah adamlarla olan macerası ise fantastik boyutuyla beni çarpmıştı. "Canına yandığım" ve "Puxa Vida" deyimleri ile piranha denilen etobur balıkların varlığını ben ondan öğrendim. ANTOLOJİNİN BİR SONRAKİ SAYFASI İÇİN TIKLAYINIZ |