Tabii ki hatırlıyorsunuz, Tutti Frutti isimli erotik şov ve yarışma programı bir vakitler ekranları nasıl da şenlendirmişti. Hugo Egon Balder ve Çin-çin kızlar, cumartesi geceleri geç vakit ekrana çıkardı. Ekranın köşesinde beliren kırmızı nokta 'erotik' yayına geçildiğini (hala anlamayanlar varsa) hatırlatırdı...
Aradan geçen zaman içinde unutmuş gitmiştim. Zaman içinde neleri unutmuyoruz ki? Kaçak dizisini, Dallas'ı ve Ceyar'ı unutmadık mı?
Sağolsun, Başbakan bana bu Tutti Frutti dizisini yeniden anımsattı. Bakın nasıl?
Ekonomik büyüme rakkamı olarak her nasılsa(?!) yüzde 9.9 tutturulmuş. Başbakan açıklıyor: "Çin Çin diye tutturuyorlar.. Ekonomik büyümede biz onları geçtik işte.."
Bu demeci duyunca içim bir rahatladı, öyle bir gururlandım ki "Hay Maaşallah! Bu hızla gidersek, gelecek seneye uzaya astronot bile göndeririz." diye düşündüm.
Şimdi herkesin bildiği ve fakat bilmiyormuş gibi yaptığı şeyleri bir kere daha yazayım ki, 11 Ağustos 2003 tarihli Ekonomik Göstergeler Ne Anlatır başlıklı yazımı okumamış kardeşlerimiz de iyice aydınlansın..
(Halkının ve okurunun hizmetinde bir yazara da bu yakışırdı değil mi?)
Çin Halk Cumhuriyeti'nin toplam gayrisafi milli hasılası ile Türkiye'ninki aynı değildir. Adamların büyüme hızını bizim büyüme hızıyla karşılaştırırsak, "Ben filden daha hızlı gidiyorum. O, dakikada 10 adım attı, ben 11 adım attım.." diye övünen pireye benzeriz. (Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için bkz. ilkokul matematik kitapları, oran, orantı vs.)
Oldukça tartışmalı bir yöntemle hesaplanan bu yüzde 9.9 büyüme rakkamı, borç stokunun katlanarak artması ve yurtdışından gelen sıcak para nedeniyle oluşmuş bir rakkamdır. Türk ekonomisinin kırılganlığı ve dışa bağımlılığı bir yana, söz konusu ekonomik gelişmenin(!) olumlu etkisini hissedebilen doğru dürüst tek bir reel sektör veya kesim yoktur.
Sokaktaki vatandaşın, esnafın, memurun, emeklinin durumunun daha iyiye gitmediğini görmeyen arkadaşları göz doktorlarına havale ediyorum.
(Hastane kuyrukları bahsine hiç girmeyelim, konu dağılmasın)
Diyelim ki matematik bilmiyorsunuz ve ciddi görme bozukluğunuz var. (Acil şifalar dilerim) Ama bilmenizi rica ederim ki 'Çin-Çin' dediğimiz hadisenin özü şudur:
Globalleşen dünyada, dış ticaret kotalarının da giderek kaldırılmasıyla Çin, dünyanın geri kalanı için ciddi bir başağrısı olacak ve herkesi "Çin-Çin!" diye bağırtmaya devam edecektir.
Bunlar daha iyi günlerimiz...
Yalnızca bir tas pirinç lapası ve yatacak bir döşek karşılığında günde 16 saat çalışmaya razı yüz milyonlarca yoksul Çinlinin yaşadığı bir dünyada, bütün insanların uykusunun kaçması gerekir. Yalnız Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde üstelik!
Elinizdeki yarım somun ekmeğiniz size yetmiyor tabii ki.. Ama çeyrek somun ekmek için sizden daha fazla çalışacak yüz milyonlarca Çinlinin yakın gelecekte dünya emek piyasasına giderek daha fazla entegre olacağını biliniz.
Ondan sonra yüzde 9.9 büyüdük diye şişinir misiniz yoksa Çin-Çin diye feryat mı edersiniz? Orasına ben karışmam!