ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Kalp Kazanmak
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Fecri Ebcioğlu Sunar

Ajda Pekkan Nostaljisi

Enrico Macias &

Enrico Macias

Best Memories
İffet AYMAZ Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
LAFIN BİTTİĞİ YER

Sıfırı tükettik mi? Denizin sonuna mı geldik?

Geçtiğimiz günlerde, büyük bir medya grubunun haftalık sansasyonel dergisinden beni aradılar.

"Özellikle lise son sınıf öğrencileri artık derslere devam etmeyi bırakıp dersanelere gidiyor. Eğitim sektörü fiilen özelleşti. Devlet bu işi 'yasak savma' kabilinden ele alıyor. Devlet okullarında öğrenciler de öğretmenler de artık okulda ne işleri olduğunu kendilerine soruyorlar. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?" diye fikrimi sordular.

Eğitim meselesi yalnız ülkemizde değil, bütün dünyada büyük bir kavramsal sorun. Bir taraftan "Yedi çok geç' gibi kampanyalarla çocuğun eğitiminin daha erken yaşlardan başlatılması yolunda çalışmalar yapılırken, özellikle son on yıldır 'sürekli mesleki eğitim' kavramı konuşuluyor.

Kişinin 'eğitimi' , belli seneler arasında 'okulda' gerçekleştirilen bir süreç olmaktan çıkıyor ve 'ömür boyu' sürecek bir süreç olarak yeniden tanımlanmaya çalışılıyor. Konunun evrensel ve felsefi yönleri derin.

Açık öğretim, açık lise vs. derken, devletin eğitim sistemi içindeki rolü 'ehliyet sınavı' yapmak gibi mi olacak? Yani bir takım kurslar ve dersanelerin açılmasına olanak vereceğiz, öğrencileri bunlar yetiştirecek ve sınavlara hazırlayacak ... ve neticede öğrencileri standart sınavlara sokarak sınavı geçenlere 'ehliyet' ve 'diploma' mı vereceğiz?

Devletin eğitimdeki rolü dersaneleri denetlemek ve standart sınavlar tertiplemekten mi ibaret olacak? Bu mudur hedeflenen?

Eğer hedeflenen buysa, ülkemizin bütün eğitim sistemi... ve bütün öğretmen kadrolarının görev anlayışı ve bilinci değişime uğrayacak demektir.

Kağıt üzerinde 'olumlu ve doğru' gibi görünse de, bu uygulama sonuçta 'parası olana parası kadar eğitim' anlayışını getirmez mi?

Peki nereye varır bunun sonu?

Çok uzun yıllardır öğrencilerimizi 'aman kişilik gelişmeleri bozulmasın' diyerek disiplinden uzaklaştırdık. Eğitimi 'zorunlu ve gerekli' bir süreç olarak değil de 'gönüllü ve isteğe bağlı' bir tercih gibi sunduk.

Diplomalı işsizler yaratıldıkça, eğitim sistemine olan inanç da yok oldu gitti.

Peki nereye vardık?

Gençlerimiz 'gönüllü' eğitimlerini rezilin rezili TV kanallarından ve cahil şarkıcılardan almıyor mu?

Bakın yanda bir albüm kapağı var. Şaka değil bu, gerçek.

Soysuzluk ve terbiyesizlik artık normal kabul ediliyor.

Bütün bunlar olup biterken yöneticilerimiz ne yapıyor? derseniz işte cevabı yanda.

Benim daha başka söyleyecek sözüm, verecek mesajım yok! Kalmadı!

  SİNEMA
Son Osmanlı
The Turkish Exorcist
Star Wars
  EDEBİYAT
Hava Cıva Raporu
Bir Başkadır
Şiir Nasıl Yazılır?
  VİDEO
MFÖ: Yalnızlar Garı
Zaliha (1977)
Cem Karaca
  YAŞAM
Üzerime Vazifedir
Aldınız mı Dersinizi?
Özel Güvenlik ve
  MÜZİK
Joan Baez (1975)
Bohemian Rhapsody
Türk Pop Müziğinde
5 Yıl Önce 10 Yıl Sonra
  CİNSELLİK
Feleğin Çemberinde
Sen Çok İyi Birisin
Aşkın Tarifi Nasıldır?

Chris de Burgh

Unutulmayan Şarkılar

Ümit Besen

The Best of MFÖ

Edip Akbayram