Nasıl göğsüm kabardı, nasıl gururlandım anlatamam. Çok sayın Milli Eğitim Bakanımız (hani çoraplarına bakınca kim olduğu şıp diye anlaşılan zat) Çin Halk Cumhuriyeti'ne yaptığı gezide açıkladı ki liselerimizde Çince öğretilmesine başlanacakmış.
Gençlerimizi çatır çatır Çince konuşurken (yoksa çang-çung diye Çince konuşurken mi demek lazım?) gözlerimin önüne getirdim bir an. Gözlerim kamaştı vallahi!
Bugüne kadar giriştiği her işten alnının akıyla çıkmasını başarmış olan Milli Eğitim Bakanlığımız ne yaptı etti, okullarda Çince öğretecek öğretmenleri buldu diyelim
(El Hak, kadrolaşma deyince üstlerine yoktur. Kendi kafalarına uyan kadroları Çin'de bile olsa bulur getirirler)
Ama aklıma takıldı bir an için: Anadillerini bile doğru dürüst yazıp konuşamayan kimbilir kaç milyon genç yaratan eğitim sistemi Patagonya Milli Eğitim Bakanlığı'nın eseri miydi?
Orta öğretimde altı yıl yabancı dil dersi aldığı halde yabancı dile bu kadar 'yabancı' kalan çocukları da Uganda Milli Eğitim Bakanlığı eğitiyordu galiba?
Sonra biraz düşününce rahatladım: Dünya edebiyatı klasiklerini ve hatta çocuk masallarını bile iman ve takva sahibi karakterlerle donatan bizim Milli Eğitim Bakanlığımız değil miydi? O halde bu bakanlık yalnız bizim çocuklara Çince öğretmekle kalmaz gerekirse Kung Fu kursları açıp bizim çocuklara nunçaka kullanmayı bile öğretirdi.
Fakat kendilerini gene de uyarmak isterim: Gençlerimize Kung Fu ve Çince öğretmesi için getirtecekleri Şaolin rahiplerinin memleketimizde Budizm propagandası yapmasına meydan vermesinler.
Çocuklarımızn imanını kollamak ve geliştirmek adına girişilen bunca çabayı ziyan etmeyelim, değil mi ama?