Uğraştırmayın beni kardeşim, diyorum.. Bu benim işim değil!
Dinletemiyorum. Gün aşırı telefon geliyor. Ya dışişleri bakanlığından ya da büyük gazetelerin diplomasi servisinden arıyorlar:
- Sebahattin Bey, siz İsveç kralına sübyancı demiştiniz. Adam İstanbul'a gelince arabasıyla yayaya çarptı.
Nasıl bildiniz bu işi önceden?
- Danimarka kraliçesine 'orospu' dediniz. Adamlar gazetelerinde "Türklere sopa atmak lazım" diye yazılar yazıyor.
Ne yapacağız şimdi?
- Kardinal Ratzinger denen şerefsiz, Papa olalı beri götü kalktı. Saçma sapan konuşuyor.
Bu herife ne cevap vermeli?
- İsviçre, Ermeni meselesi ve Orhan Pamuk müsvettesi hakkında hep isabetli yorum ve tahminlerde bulundunuz.
Peki şimdi bu Avrupa'ya haddini nasıl bildirelim?
Evet, aynen öyle demişimdir...
Bunların krallarını da kraliçelerini de...
Kraliyet ailelerinin silsilesini de...
(Bu arada, kendi adının başına "Prens" ünvanı takıp sosyeteyi dolandırmaya kalkan bizim yerli sahtekarları da...)
Papa olacak denyoyu da...
.. aynen hakettikleri muameleye tabi tutar,
.. gereken lafları suratlarına söyleriz..
Evelallah!
Ama koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin hariciyesi de kendi işini kendi görsün artık.
Hayır, görevden kaçtığımdan değil!
İcabında bu yaşımda bile kalkar bu Avrupalılara gösteririm ebelerinin örekesini de...
Sonra bazıları cavcav ediyor "Gençlere hiç fırsat tanınmıyor..." diye.
Ben istiyorum ki, bizim gençler olsun, bizim hariciye olsun... artık ortalıkta vatanını seven delikanlı birileri neredeyse, beni araya karıştırmadan görsünler şu memleketin işlerini.
Bu memlekette benden başka delikanlı mı kalmadı?
Size neyi nasıl yapmanız gerektiğini aylar, yıllar önce yazmış, söylemişiz. Buyurun:
- Ermeni soysuzları ve bizim yavşak entellerin yumuşak ilişkilerine dair DAHA NE OLSUN? yazım arşivde duruyor.
- "Ermeni soykırımı olmamıştır" diyeni hapse atmak için kanun çıkaran denyo ülkeler hakkında SIKIYSA GEL BENİ DE TUTUKLA demişim.
Bu arada Fransız halkı ve Fransız meclisi hakkında ufak bir not ilave etmek istiyorum: Fransa gayet demokratik bir ülkedir. O kadar ki Fransız halkı içinde ne kadar soysuz, şerefsiz, yalancı, alçak ve namussuz varsa; Fransız millet meclisinde de en az o oranda soysuz, şerefsiz, yalancı, alçak ve namussuz vardır.
Bunlara adam bile denemez, olsa olsa 'Fransız' denir! Hatta bunların arasındaki Patrick Deveciyan adlı godoştan, ona adını veren develer bile utanmaktadır.
Türk milletine kin kusma yarışına giren Avrupalılar, bir de tutmuşlar Orhan Pamuk'a Nobel ödülü vermişler... Bunun böyle olacağını da taa geçen sene KIVIR YAVRUM KIVIR diye yazmışım...
"Oran pamuk buran keçe olsa kaç yazar? Romancıyım diye geçiniyorsun, karşına en hakikisinden iki Roman vatandaşımız çıksa kaçacak delik ararsın.." demişim.
Daha ne yapayım oturduğum yerden? Kaldırmasınlar beni ayağa!