SEYYAHAT İNTİBAALARI
Öyle icab etti, geçen kalktım Adana'ya gittim. Ne demişler malum, tebdil-i mekanda ferahlık mevcuttur.
Filhakika bir dostum bana "Aklı olan adam bu sıcakta Adana'ya niye gitsin ki?" diye latife de etti. Bravo, bu ne mizah istidadı be birader! Ama seninle aynı kanaatte olmayan bir otobüs dolusu insan vardı benimle birlikte, ondan ne haber?
Zaten bir insanı tanımanın en iyi şekli, o insanla beraber seyahat etmektir. Aynı mantık dahilinde, kendi milletini tanımanın en kolay vasıtalarından biri de, memleket dahilinde seyyahat etmek ve hatta yalnızca ziyaret ettiğin vilayetleri değil bizatihi seyyahat halindeki ahaliyi de temaşa etmektir. Nitekim bendeniz vazife sebebiyle gittiğim ecnebi memleketleri ve milletleri de en iyi şekilde tanımak maksadıyla, oralarda bilhassa tren seyahatleri yaptım. Tren garlarındaki nizam, intizam ve de ahalinin umumi hal ve hareketleri bizatihi o memleketin ve o milletin karakteri ve seciyesi hakkında pek cari fikir verir. Bu sayede, ziyaret ettiğiniz yöredeki içtimai disiplin ve hasletler hakkında emareler ve emsalsiz malumat iktisap edersiniz. O memleketlerde tren en çok tercih edilen seyahat vasıtasıdır. Türkiye'mizde ise (maalesef demek istiyorum burada) trenden ziyade otobüs tercih edilegelmiştir. Bunun muhtelif sebeplerini, icap ederse bilahare tahlil ederiz. İşaret ettiğim husus şudur ki: Türkiye'nin umumi haleti hakkında fikir mi istiyorsunuz? Otogara gidip etrafı dikkatlice seyredeceksiniz. Harem otogarına vardım. Her tarafta pürtelaş bir koşuşturma. Habire böyle. Seyyar satıcılar, müşteri celbetmeye gayret eden ayakçılar, seyahat etmek üzere o mıntıkaya intikal etmiş ahali ve dahi gelenleri karşılamak yahut gidenleri uğurlamak üzere manzaraya dahil olmuş fakat neticede kalabalık yaratmaktan başka bir maksada hizmet etmeyen bir güruh! İbret bir tecrübe, tasviri müşkül bir curcunadır gidiyor.
Bunu inkara tevessül etmenin manası ve faydası katiyyen yoktur. Netekim geçtiğimiz yıllarda başımıza gelen deprem gibi tabii felaketlerde hepimiz yaşadık, gördük. İntizamsızlık, disiplinsizlik ve plansızlık nedeniyle, enkaz altında kalan insanlarımıza zamanında ulaşamadık. Evlerini kaybeden insanlarımıza bir lokma ekmeği, bir sıcak çadırı bile götürüp layıkıyla ve icab eden süratte temin edemedik. Trafikte her gün meydana gelen, insanlarımızın can ve mal kaybına yol açan kazalar da bu yüzden değil mi? Kaza mahalline derhal intikal edip yaralıları derhal en yakın sağlık kuruluşuna götüremiyorsak, hep bu umumiyetle lakayt ve intizamsız hareketlerimizden değil mi? Biz bunları ifade edince, kıymeti kendinden menkul bir kısım münevveran "Ay aman, demokratikleşme lazım. Her şey kurala bağlanır mı? Kışla mı burası? İnsanların özgür iradeleri..." diye yaygarayı koparıyor. Behey gafiller, giden senin insanının canıdır. Kaybettiğin bu memleketin milli servetidir. Nihayet otobüse binmeye muvaffak oldum. Rötarlı da olsa otobüsümüz hareket etti. Bu yeni nesil otobüslerin koltukları da hiç rahat değil yahu! Hani 35-40 sene evvel de otobüs yolculuğu konforlu değildi. Ama bu kadar vakit geçti aradan, teknoloji inkişaf etti göya. Hala aynı müşkilat. Harem otogarından Adana'ya kadar on üç - on üç buçuk saatlik bir seyahat mesafesi var. Bu kadar süre kendimle başbaşa kalıp düşüneceğim, ne güzel. Bendeniz yalnızlıktan da büyük keyif alırım, efendim. Naçizane kanaatimce, arada bir yalnız başına kalmak iktiza eder. Bundan keyif alamayan, hatta yalnız kalmaktan korkan insanlar, kendi içdünyalarıyla başbaşa kalmaktan korkmaktadırlar esasında. Bu tür insanların etrafındakilere de pek bir faydası dokunmaz, bu lafıma mim koyun. Fakat otobüste sükunet bir türlü husule gelmedi. Geceleyin seyahat ediyoruz. Gene de çoluk çocuk otobüsün içinde bağırır, çağırır, ağlar, koşuşturur. Ebeveynleri da naçar bir yerde, laf geçiremiyorlar. Ve işte o anda kafama dank etti. Bu memleketteki nüfus artışı böyle gider, dağ taş çocukla dolarsa; bunlara ne okul, ne iş, ne de ekmek yeter. Hatta, ortalıkta bu kadar çok çocuk varken oturup iki dakika sakin kafayla düşünme imkanı bile kalmaz insana... Sakin sakin düşünme imkanı bulamayan insan da, meseleler üzerinde akıl ve mantık yürütüp, intizamlı iş görebilir mi? Göremez! Çoluk çocukla birlikte oradan oraya gayesiz koşturur dururuz neticede. Milletçe vaziyetimiz budur. |