ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Batılı Harbi Konuşunca
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Gökben

20. Sanat Yılı

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias

Charles Aznavour'dan

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Ferdi Özbeğen

Ajda Pekkan'dan

Semiramis Pekkan
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
İŞ GÖRÜŞMELERİNİZİ SEVSİNLER

İstihdam ciddi sorun. Ekonominin makro dengelerinden kaynaklanan yapısal bazı sorunlar, yalnız ülkemizde değil bütün dünyada geniş bir 'işsizlik' sorunu yaratıyor. İsterseniz bu durumu 'kapitalizmin tıkanma noktası' veya 'tam istihdam kuramı' gibi süslü başlıklar altında ayrı ayrı inceleyin. Sonuç değişmiyor: Bu budur.

Bu böyle değilmiş gibi davranan, sorunun 'sizden' kaynaklandığını ileri süren, 'başarılı görüşme taktikleri' öğretecek seminerler düzenleyen herkes yalancıdır, sahtekardır. Bu böyle biline!

Kerameti kendinden menkul 'insan kaynakları yetkililerine' sesleniyorum: Boşuna inkara kalkışmayın! Bunun böyle olduğunu sizinle her yerde ve her platformda tartışırım. Hodri meydan!

Kim Kime İş Veriyor?
İşi Olmayan Çavuşlar

İş görüşmeleri tiyatrodan başka bir şey değildir. Bunun böyle olduğunu herkes bilir de, açıkça dile getirene pek rastlanmaz.
(Herhalde bende bir terslik var, böyle konuşuyorum)

Hele de 'işe alma yetkilisi' bunun böyle olmadığı konusunda aslında kendisinin de inanmadığı lafları sıralar size: Yok kurumsal yapı, yok ürün konsepti, yok kariyer beklentisi, yok objektif kriterler....

Külahıma anlatsınlar bunları! Kimi kandırmaya çalışıyorlar?

İşin aslı şudur arkadaşlar:
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar!

Her yerde ve her şekilde böyledir. Bu durum bu derece ayan beyan ortadayken, değilmiş gibi yapmak ve kıvırtmaya çalışmak büsbütün komik oluyor.

Bir kere de harbi olun yahu! İnsanları kandırmayın, umut tacirliği yapmayın. Kendinizi kandırmayı da bırakın artık! İnsanda kusma isteği uyandırmaktan vazgeçin!

Şimdi burada 'iş arama' ve 'iş görüşmeleri' yapma konusundaki deneyimlerimi anlatmaya kalksam on iki ciltlik eser çıkar. (Telaşlanmayın arkadaşlar, böyle bir işe girişip sinirlerinizi bozmaya hiç niyetim yok)

İş görüşmelerinde sorulan bazı kalıp sorular vardır. Bunları gözden geçirelim de biraz eğlenin. Hem bunları belki bir işveren temsilcisi, bir insan kaynakları yetkilisi falan okur da ibret alır azıcık.
(Umut dünyası işte)


- Bize kendinizi anlatın..

Meali: Size ne soracağımızı bilemiyoruz. Ama sizi bir şekilde kategorize etmemiz gerekiyor. Sonra da sizi işe almamakla aslında ne kadar doğru bir karar vermiş olduğumuza bizi inandıracak, sizin aleyhinize kullanılacak ipuçlarına ihtiyacımız var. Bize bunları sağlayın..


- Kariyer beklentiniz nedir?

(Ebenin örekesidir, ulan! Karşında bilmem kaç yıl yöneticilik yapmış ve senin gibi nicelerini 'doğru işi doğru şekilde yapmaya yönlendirmiş' biri var. Bütün sorabileceğin bu mu?)

Meali: Söz konusu pozisyon için gerekli bilgi birikimi ve becerilerinizi değerlendirmemiz ve aslında bunları gözönüne alarak karar vermemiz gerektiğini biliyoruz. Ama gelin görün ki sizin bilgi, tecrübe ve becerilerinizi değerlendirebilmek bir yana, anlamaya yetecek kadar bile bilgimiz ve vaktimiz yok. Biz de kendi işverenimize (müşterimize) karşı 'iş yapıyoruz, ciddi çalışıyoruz' havaları vermek ve bu sayede para kazanmak için böyle uyduruk sorular soruyoruz işte..


- Size öncelikle şirketimiz ve sektördeki hedeflerimiz hakkında bilgi vereyim.

(Bu soruyla, pardon bu bir soru değil, bu lafla konuşmaya başlayan ve en az 20 dakika aralıksız konuşan birkaç görüşmeciyle karşılaştım. Hatta bir tanesi, adımı bile sormadan paldır küldür girmişti mevzuuya.

Yahu, işe alınırsam zaten sen bu konuda bilgi vereceksin veya ben nasılsa bir şekilde öğreneceğim. Daha görüşme aşamasında bunları anlatmak vakit ve enerji israfı değil mi be şaşkın? Pozisyona bir kişi alacaksın, 200 kişiyle görüşüyorsun. Aynı lafları iki yüz defa etmek nedir yani? Ama biraz düşündüm, ve bu lafın mealini 'bu lafları iki yüz kişiye anlatmak niçin gerekir ki?' mantığı üzerinden giderek buldum.)

Meali: Sizin kim olduğunuz ve becerileriniz falan hiç önemli değil. Şu anda canım sıkıldı ve kendimin (şirketimin, işimin vs vs) ne kadar önemli ve değerli olduğu konusunda diskur çekip kendi egomu okşamayı tercih ediyorum. Sen de buna vesile olacaksın. Başka ne işe yararsın ki zaten? Nıhahhh haahh haaaa.....

Not: İşe alınacak aday bir bayan ve görüşmeci de bir erkek ise, konuşmanın bu kesimi, görüşmecinin adaya 'asılma'sına doğru gitme eğilimindedir.


- Sizin durumunuzu bir de üst yönetimle / Genel Müdür yardımcısıyla / Personel Bölümüyle vs. konuşmam gerek.

(Ee, hani sen 'yetkili'ydin cankuş? Ne oldu? Kalibren mi yetmedi karar vermeye? Haksızlık etmeyeyim, bu cümleyi sarfedebilen insan kaynakları yetkilileri, diğer meslektaşlarına oranla daha geniş görüşlü ve akıllıdır. Böyle olmakla birlikte, son tahlilde gene de kifayetsizdirler. Onların diğer meslektaşlarından farkı, kendi kifayetsizliklerinin farkında olmalarıdır.)

Meali: Üff, kafam karıştı. Bana anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla, beni ve benim gibi nicelerini cebinizden çıkarabilecek kapasitede olmalısınız. Bu durum ise benim pozisyonum için tehlikeli olabilir. Çünkü sizi işe alırsam, insanlar sizinle beni ister istemez kıyaslamaya başlayacak. Böylece benim de ne kadar basiretsiz ve yeteneksiz olduğum ortaya çıkacak.

Öte yandan, bu gerçeği değil kabul etmek, kendime itiraf etmek bile işime gelmiyor. Sizi doğrudan reddedecek yürek de yok bende. İşte bu yüzden, 'sizin bu işe uygun olmadığınız' kararını verebilmek için, benimle aynı fikirde olacak / benden daha aptal ama daha yetkili birilerinin desteğine ihtiyacım var.


- Biz sizi ararız.

(Tabii.. Tabii..)

Meali: Bunun bir yalan olduğunu ikimiz de biliyoruz. Ama oyun bu perdeyle kapanmak zorunda, anlıyorsun değil mi? Şu anda kendimi zavallı bir aptal gibi hissediyorum. Ne olur bunu benim için daha da zorlaştırma, bana daha fazla acı verme. Uzatmadan çek git artık.


Burada okuduklarınızla ilgili sizin de söylemek istediğiniz bir şeyler mi var?

Eh iyi o zaman!

Önce bana kendinizi anlatın. Sizin durumunuzu üst yönetimle konuştuktan sonra ben sizi ararım.

  CİNSELLİK
Zibidi Kimdir?
Bunun Baymayan
Eşcinsel Vatandaşlara
  SİNEMA
Grease
Turist Ömer
Araklamacı Sinemacılık
  EDEBİYAT
Asparagas Nasıl
Farkı Neyse Verelim
Postmodernizm Nedir?
  MÜZİK
Nothing Compares
We are the World
When the Rain
  YAŞAM
Kompüter Eşkıyaları
Dondurma Yemek
Ne İş Olsa Yapar mısın?

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Başrolde Emel Sayın

Ümit Besen

Zeki Müren

The Best of MFÖ

Ajda Pekkan 1969

Hoş Sada

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Best Memories

Chris de Burgh

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Beş Yıl Önce