| ANA SAYFA |
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Ne bu? Hep karamsar şeyler yazıyorum.. Bir kere de şunun tersini denesem olmaz mı? diye düşünürken; "Durum o kadar da kötü değil, size söyledikleri kadar berbat durumda değilsiniz" anafikrini işleyen bu yazı çıktı ortaya..
18-29 yaşları arasındaki kardeşlerim.. Size seslenmek istiyorum.
O yüzden yaş aralığını 18-29 olarak seçtim.
Hayalkırıklıkları, başarısızlık ve hüsranı MUTLAKA tadacağınızı, HAYATA karşı asla galip gelemeyeceğinizi, bu oyunu kazanmanızın imkansız olduğunu, daha da önemlisi, kişiliğinizi ve hayatınızı belirleyen ve yönlendiren şeylerin başardıklarınız değil tam tersine başaramadıklarınız olduğunu
Gençken, başınıza gelen kötü şeyleri, kötü talihe bağlama eğilimindesinizdir. Hayalkırıklığı ve mutsuzluğun istisna değil HAYATIN ANA KURALI olduğunu iyice özümsemeden önce, hayat yaklaşık otuz yıl boyunca kafanızı duvarlara vurdurur.
Sonra yavaş yavaş bu dediklerimi özümsersiniz ve bu gerçekle hayatınızı sürdürmek için paradigmalarınızı değiştirme ihtiyacı duyarsınız. Bu sancılı süreç, literatüre 'otuz yaş bunalımı' olarak geçmiştir.
Bu süreci bir şekilde atlatacaksınız. Hayata daha olgun ve akıllı (ve biraz daha alaycı) bakmayı öğreneceksiniz. Ama o zaman, gençken beslediğiniz umutlarınızın cenazesini de çoktan kaldırmış olacaksınız.
Dahası var.. Etrafınızdaki gençlere baktığınızda da, onların çok aptalca ve boşuna şeylerle vakit geçirdiğini görüyorsunuz.
Şimdi yazının ana fikrine geldik...
Okuldaki öğretmenleriniz, evdeki ana-babanız, işyerinizdeki yöneticileriniz, Gazoz Ağacı'ndaki İffet Aymaz vs. siz gençleri eleştirirken bu yüzden alaycı ve kötümserdir.
İnanın bana, onların en akıllısı bile gençken sizin kadar aptaldı!
Onların farkedemedikleri şudur ki: Hayatın size sindire sindire (kafanızı duvarlara vurdura vurdura) öğreteceği şeyleri, kendilerinin bir çırpıda size anlatmaları mümkün değildir!
Bazen iyiniyetle verilen bir öğüdün arkasındaki düşünce budur:
Nafiledir bu düşünce!..
Ne kadar akıllı olursanız olun, yeteri kadar zaman ve tecrübe geçirmeden büyüklerinizin hayalkırıklıklarını anlayamazsınız.
Bugün size ahlak ve erdem nutukları atan kişiler, kendi gençliklerinde sizin kadar hırt ve yırtık değillerdi. Doğrudur. Ama bu, onlar daha erdemli ve ahlaklı oldukları için değildi. Sadece sizin şimdi bildiğiniz fırlamalıkları onlar bilmiyordu. Bilselerdi, en az sizin kadar fırlama olurlardı. Hiç kuşkunuz olmasın.
Ve sizler de o yaşlara geldiğinizde göreceksiniz ki etrafınızdaki gençler sizin şu an aklınıza hayalinize gelmeyen yeni fırlamalıklar ve hırtlıklar geliştirmiş olacak.
Eğer düşünürseniz, o gençlere verebileceğiniz en iyi öğüdün "Doyasıya yaşayın gençliğinizi" demek olduğunu anlayacaksınız. Ama o gençler sizin dudaklarınızdaki alaycı gülümsemenin nedenini asla bilemeyecek!..
|