ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Sen Ne Karışıyorsun?
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

20. Sanat Yılı

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Enrico Macias

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Oktay TEKCAN logo
WHERE DID YOUR HEART GO?

'Sex and the City' dizisinin tek bir bölümünü bile seyretmek kısmet olmadı. Halbuki esprisini bile yapardık:
Seksendi siti, doksandı siti, yüzdü siti
Yüzdükten sonra nerene koydu siti?

Seksendi siti deyince... Seksenli yıllar ne alemdi! Doksanlı yıllar gelip de müzik, müzik olmaktan çıkmadan önceki son dönem.

Tanita Tikaram 'Twist in My Sobriety' ve Black 'Wonderful Life' şarkılarını ortama yaydığında takvimler 1989 yılını gösteriyordu ve ben dinleyip dinleyeceğim en güzel şarkıların bundan önceki dönemde kaldığını anlamıştım.

Seksenli yıllarda veya daha önce müzik yapmaya başlamış ustalar daha sonraki yıllarda da müzik yapmaya devam ettiler ve şahsi fikrimi soracak olursanız şu aralar en iyileri hala onlar. (Ki o ustalar Sting ve Elton John'la başlar, yerlilerden Teoman'a kadar uzanır)

Ama aslında daha iyiye doğru gitmediklerinin sanırım onlar da farkında. Daha fazla para kazanıyor olabilirler ama Bonnie Tyler'ın
  "Every now and then I get a little bit nervous
  that the best of all the years have gone by"

dediği gibi hissediyor olmalılar onlar da..

(Hey Chris de Burgh, sen o güzelim baladları bırakıp rock yapmaya 1990'ların başında karar vermiştin değil mi? 'Power of Ten' was disastrous, man! 90's somehow defected you, too)

Yonca Evcimik 'Abone'yi söylediğinde (1992) Türk pop ve rock müziğinin de mezarına ilk kazma vurulmuş oluyordu. Fatiha okumak için sayılı zaman kalmıştı artık.

Mesela Teoman şu an en iyisi. Ama onu bir de 1988 yazında Boğaziçi Üniversitesi'nde verdiği konserde izlemeliydiniz! Uzun saçları vardı ve İngilizce rock yapardı.
ÇOK İYİYDİ! Afişlerde adı TEO-MAN diye yazılırdı. Ne günlerdi.. Modern Türkiye'nin ve Türkçe'nin en güzel ve en canlı şiirini bugün o yazıyor ama rock solumaya 1980'li yıllarda başlamasaydı bu kadar iyi olacak mıydı? Hiç sanmam!

Sanki bu gidişatı önceden görmüş gibi, seksenli yılların ortalarında Wham! ikilisinin ayrılacağı tuttu. (Bana sorarsanız George Michael bir daha toparlanamadı. Bir de Andrew Ridgeley'in Wham! ikilisindeki rolünü sorgulayanlar vardı, aldınız mı cevabınızı?)

Andrew ve George yollarını ayırmadan hemen önce 'The Final' albümünü yaptılar 1986'da. Albümün adı, anlamıydı işte.

O albümden iki şarkı hala aklımda:
  Edge of Heaven ve
  Where did Your Heart Go?

Birincisi 'Wake me up Before You Go Go'nun ritm ve sound olarak replikasıdır sanki.

İkincisi ise 'Careless Whisper'in taklidi bir sound ve saksofon solo içerir.

Where did Your Heart Go? şarkısında Sally diye bir kızcağız var. Kalbini zincire mi vurmuş? Yağmurda mı bırakmış? Yoksa kaldırıp atmış mı nedir?

Bizim oğlan da kendini karanlık avlulara vurmuş, geceleyin kendine fısıldayan nehirden ve rock and roll'ün ona ne öğretip öğretmediğinden dem vuruyor.

Şarkıda Meksika'dan bahsedilmesi, 1986 Dünya Kupası'nın Meksika'da yapılmasıyla mı bağlantılı acaba?

WHERE DID YOUR HEART GO

  I spend my nights down on the wharf
  In unlit alleyways
  By the church downtown
  Where Sally prays
  Come down sometime
  We'll share a rusty can of corn...
  And listen to the radio
  I love you, I love you, it says...

  Where did your heart go
  Did you put it on a train
  Did you leave it in the rain
  Or down in Mexico

  You cry, but I don't know
  I've heard it all before
  There it goes again, the slamming of the door
  Sometimes the river calls me
  And at night it calls my name
  Says "Put your troubles down beside me"
  Things have always been the same...

  And rock 'n' roll won't teach me
  What the river said that night
  I jumped into this beauty
  And drifted out of sight...

EDGE OF HEAVEN

  I would lock you up
  But I could not bear to hear you
  Screaming to be set free
  I would chain you up
  If I'd thought you'd swear
  The only one that mattered was me, me, me
  I would strap you up
  But don't worry baby
  You know I wouldn't hurt you
  Unless you wanted me to
  It's too late to stop
  Won't the heavens save me?
  My daddy said the devil looks a lot like you

  You take me to the edge of heaven
  Tell me that my soul's forgiven
  Hide you baby's eyes and we can...
  You take me to the edge of heaven
  One last time might be forever
  When the passion dies -
  It's just a matter of time before my heart is
  Looking for a home

  I'm like a maniac, at the end of the day
  I'm like a doggie barking at your door
  So come take me back to the place you stay
  And maybe we can do it once more

  You say I'm dangerous
  But don't worry baby
  I get excited at the things that you do
  There's a place for us in a dirty movie
  'cos no-one does it better than me and you

  You take me to the edge of heaven
  Tell me that my soul's forgiven
  Hide your baby's eyes and we can...
  You take me to the edge of heaven
  One last time might be forever
  Please don't tell me lies
  It's just a matter of time
  Before my heart is looking for a home

  I ain't got no more worries
  I'm gonna spend some times with you
  Loving you takes such courage
  And don't you think that I know it

  You take me to the edge of heaven
  You tell me that my soul's forgiven
  Hide your baby's eyes and we can...
  You take me to the edge of heaven
  One last time might be forever
  Don't you tell me lies, because believe me baby
  One day you'll wake up on your own.

Edge of Heaven şarkısında ise daha garip bir durum var.

Önceleri bu şarkının bir baba ile oğlu arasındaki sorunlu ilişkiyi anlattığını düşünüyordum. Sonra da 'sado-mazo' unsurlar içeren eşcinsel bir ilişkiden bahsedebiliyor olabileceği aklıma geldi.

Velhasıl bu iki şarkının sırrına bir türlü vasıl olamadım. Hani benden başka bir Oktay olsa ona soracağım, ama nerede?

Gelgelelim bizim ilmimiz de bir yere kadar..
Yolun bundan sonrasını katırlarla devam edeceksiniz.

(Iyy, bu iğrenç espriyi ben mi yaptım gerçekten?)

  EDEBIYAT
Bilimsel Dedikodu
Oku Baban Gibi
Sizin Sevginiz
  SİNEMA
Turist Ömer
Araklamacı Sinemacılık
Cats Müzikali
  CİNSELLİK
İnsan Neden Evlenir?
Aşkınızı Sokun
Kadınlar Ne İster?
  YAŞAM
Bankacı Dediğin
Lilliput'ta Son Durum
İstikbal Karanlık
  MÜZIK
Wind of Change
Bohemian Rhapsody
I Want to Know

Best of STYX

The Beach Boys

BoneyM

Edith Piaf - SELECTION

Zeki Müren

Gülden Karaböcek

Gökben

Nil Burak - Tatlı Tatlı