ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Şarkılar ve Öyküleri
Nostaljinin Sesi Blog
Müzik ve Ötesi Not Defteri
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ferdi Özbeğen

Ajda Pekkan'dan

Semiramis Pekkan
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
İNTİKAM ALMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ

Sinemalarda 'intikam' konulu filmlerine her zaman büyük ilgi duyuluyor.
Bunu nedeni ne olabilir?

Açıkça kabul etmesek bile herhalde içimizde bir yerlerde 'haksızlığa uğramış' kahramanın yerine kendimizi koyuyoruz ve bu kahramanın en sonunda intikamını alması bize psikolojik bir tatmin duygusu veriyor.

Belki de içimizdeki şiddet duygusunu haklı çıkaracak bir 'adalet' konseptine özlem duyuyoruzdur, kimbilir. Bunu bizim adımıza beyazperdede gerçekleştiren kahramanın kim olduğu çok da önemli değil, ama bizim hayalimizi gerçekleştirmiş olması ilgimizi çekiyor.

Günümüz modern toplumunda bireysel hak ve özgürlükler geliştikçe, bunların istismar edilmesi de artıyor. Hatta suç oranlarının yükselmesinde bunun da payı olmalı. Örneğin tecavüz veya cinayet suçuyla tutuklanan ve suçunu itiraf etmiş bir zanlının avukatı 'kötü muamele görmüş olmaktan' yakınabiliyor. Veya dolandırıcıların ve hırsızların serbestçe dışarılarda dolaştığını görünce kanunların suç ve suçlu karşısında yetersiz kaldığı fikrine kapılmaktayız.

Siyaseten doğru tavır takınmak adına 'şiddeti kınıyor' ve kanunlara aykırı eylemleri asla desteklemediğimizi söylüyoruz. Ama 'bunlara isyan eden' bir kahramanı sinemada alkışlamaktan da geri kalmıyoruz. Sinemanın büyüsü de burada zaten: Kendimize bile itiraf edemediğimiz yanlarımızı bize göstermesi. Üstelik senaryoda böyle bir şey yokken bile...

Mesela Jodie Foster'in başrolünü oynadığı 2007 tarihli The Brave One (İçimdeki Yabancı) filmini bazı eleştirmenler çok saçma bulduklarını söylemişlerdi. Filmde, New York Central Park'ta nişanlısıyla birlikte yürürlerken saldırıya uğrayan bir kadın karakter vardır. Nişanlısı bu saldırıda öldükten sonra kendisi de ciddi şekilde yaralanmış ve travma geçirmiştir. Hastaneden çıkınca öncelikle 'savunma' amaçlı alarak bir silah alır, çünkü çok korkmuştur.

Filmin ilerleyen sekanslarında Jodie Foster başka bir suç girişiminin hedefi olduğunda, silahını çekip kendi adaletini sağlamasını bilecektir. Kendi halinde sakin bir kadın, şiddet dolu bir ortamda, istemeden de olsa 'intikamcı' oluvermiştir.

Bütün intikam filmlerinde 'intikam' gerçekleşmez. Mesela 2006 tarihli Seraphim Falls filmini alalım. Filmin büyük kısmında, Amerikan iç savaşında güneyli ordusunda yüzbaşı olan Liam Neeson ve kiraladığı silahşörlerin, Kuzeyli ordusunda generallik yapmış Pierce Brosnan'ı takip etmesi gösterilir. Ancak bu adamların hepsi de yetenekli silahşör Brosnan tarafından bir bir avlanır, ta ki filmin finalinde Brosnan ve Neeson Nevada çölünde başbaşa kalana kadar.

O noktada güneyli Yüzbaşının intikam yolculuğunun amacını öğreniriz: Kuzeyli generalin komutasındaki bir grup asker savaş sırasında Güneyli yüzbaşının evini ateşe vermiş ve karısıyla bebeğini öldürmüşlerdir.

1860'ların Nevada'sının çıkardığı bütün engellere ve zorluklara rağmen - ki bunların arasında evangelist Hristiyanlar ve demiryolu patronları bile vardır- iki rakip nihayet başbaşa kaldıklarında güneyli yüzbaşı anlar ki evinin yakılıp kızının ve bebeğinin öldürüldüğü olayda Kuzeyli generalin söz konusu trajediyi önleyecek gücü hiç yoktu.

Filmin finalinde iki düşman iki ayrı yola gider. Filmin başından beri aralıksız bir kan banyosu olarak devam eden macera, ilahi bir uzlaşmayla sonuçlanır. İntikam da zaten 'ilahi bir uzlaşma' arayışı değil midir?

  CİNSELLİK
Eşcinsel Vatandaşlara
Pornografi Üzerine
Aydın Kadının
  YAŞAM
Avrupalıdan Delikanlı
Yanlış Numara
Eğitim Şart
  EDEBİYAT
Lingo Lingo Şişeler
Hayalgücüyle Dünyayı
Havuz Problemleri
  SİNEMA
En Kötü 20 Film Finali
Kung Fu Sinemasının
Alem Sana Hayran:
  MÜZİK
Bang Bang!.. My Baby
Joe Dassin - Salut
Rockwell - Knife
  VİDEO

Sandra: Loreen (1985)

Meiko Kaji:
İlhan İrem:

Başrolde Emel Sayın

Best Memories