|
JOAN BAEZ: DONA DONA
Politik mücadeleleriyle kolkola giden müzik kariyeri boyunca başından çok şeyler geçti.
15 yaşında gitar çalmaya başladı. Otoriteye ilk karşı gelişi 16 yaşındayken, bombardıman tatbikatı sırasında lise binasını terketmemekte direnmesiydi.
Joan Baez 1960 yılında çıkardığı kendi adını taşıyan ilk albümünde Dona Dona adlı şarkıyı seslendirdi. HAYIR! Bu şarkı Donna adında bir kadından bahsetmiyor! Aslında, kesilmeye götürülen bir DANA'dan bahsediyor. Bu şarkı aslında 1940 yılında Aaron Zeitlin ve Shalom Secunda adlı sanatçılarca Yidişçe (Bkz. Yazının sonundaki açıklamalar) yazılmış bir Musevi şarkısıdır. Şarkının Yidişçe orijinalini de aşağıya ekledim. Orijinal versiyonun nakarat bölümünde yer alan "Dona.. Dona.." kuplesi, şarkının sözlerini Ingilizceye çeviren Arthur Kevess ve Teddi Schwartz tarafından aynen korunmuş oldugu için, Joan Baez'in söylediği İngilizce versiyonda aynen yer alır fakat İngilizce olarak herhangi bir anlam ifade etmez. 1940 yılında iki Musevi 'kesilmeye giden bir dana' hakkında şarkı yazmışlarsa, herhalde neden bahsetmekte oldukları da tartışma götürmeyecek kadar açıktır: NAZİ'lerin Yahudi soykırımına acılı bir ağıt!
|
|
Buyrun şarkının orijinal (Yidişçe) sözleri:
(Ya ne adamım? Bunu da mı buldum?) Oyfin furl igt a kelbl Lakht der vint in dorn, lakht un lakht un lakht. Shrayt dos kelbl, zogt der poyer Bidne kelber tut men bindn |
MERAKLISI İÇİN NOT:
Yidişçe, özellikle Doğu ve Orta Avrupa'daki (veya kökenleri orada olan) Eşkenaz Yahudilerinin konuştugu bir dildir. Germen dil ailesine dahildir fakat Ibrani alfabesiyle yazılır. (Yukarıdaki şarkı orijinali, İbranice karakterlerin ifade ettiği seslerin Ingilizce'deki karakterlerle yazılmışıdır.) 9. ve 12. Yüzyıllar arasında güneybatı Almanya'da bir Alman dialekti olarak doğmuş ve Yahudilerin dini ve sosyal hayatlarında kullandığı İbranice kelimelerle zenginleşmiştir. Bu dili konuşan Yahudilerin, Slav kökenli dillerin konuşulduğu bölgelere göç etmeleriyle, Yidişçe, Slavik dillerden de etkilenmiştir. Yüzde 85 Almanca, yüzde 10 İbranice ve yüzde 5 Slav dillerinden oluştuğu söylenebilir. Geniş bir sözcük ve deyim hazinesine sahip ama grameri itibarıyla basit yapılı bir dildir. Eğitimli kişiler tarafından değil de daha sıradan insanlar tarafından konuşulduğu için, soyutlama kapasitesi zayıf ama özellikle doğaya ait tasvirlerde zengindir. 20. Yüzyılın başında 11 milyon kadar kişinin Yidişçe konuştuğu tahmin ediliyor. Ama İkinci Dünya Savaşı sırasında bunların çoğu hayatını kaybettiği için, Yidişçe artık sadece akademik / folklorik bir tema olarak kalmıştır diyebiliriz. |