ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Maço Politikacılara
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Beş Yıl Önce

Best of STYX

The Beach Boys

BoneyM

Edith Piaf - SELECTION

Zeki Müren

Gülden Karaböcek

Gökben

Nil Burak - Tatlı Tatlı

20. Sanat Yılı

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Ajda Pekkan

Al Bano-Romina Power

Oktay TEKCAN logo


DIAMONDS AND RUST


Bu şarkı NOSTALGIC WIND serisinin 2.CD'sinde yer almaktadır.

Kırk yıldan uzun süredir dünya Joan Baez'i tanıyor. Politik mücadeleleriyle kolkola giden müzik kariyeri boyunca başından öyle çok şeyler geçmiş ki; hayatını anlatmak, aldığı ödülleri veya yaptığı albümleri sıralamak, insan hakları için giriştiği politik mücadelelerden bahsetmek için sayfalar yetmez.

Çok kısa notlarla değinecek olursak:

Joan Chandos Baez, 9 Ocak 1941'de Alberto Vivincio ile Joan Bridge Baez'in ortanca kızları olarak New York'ta dünyaya geldi.

15 yaşinda gitar çalmaya başladi. Otoriteye ilk karşi gelişi 16 yaşindayken, bombardiman tatbikati sirasinda lise binasını terketmemekte direnmesiydi.

Liseyi bitirdigi yaz (Haziran 1958) ilk demo kaydini yapti ama plak şirketlerine begendiremedi. Ayni yazin sonunda ailesiyle Belmont, Massachusetts'e taşindi ve Boston Üniversitesi'ne kaydoldu. Ama derslere devam etmedi. Müzik kariyerine başlamak niyetindeydi ve 1959'da Üniversiteyi bıraktı.

Cambridge ve Chicago'daki Folk Müzik klüplerinde sahne aldı. Chicago'daki iki haftalık sahne çalışması sırasında tanıştığı Bob Gibson'un daveti üzerine Newport Folk Festivali'ne katıldı ve yetenekli bir folk şarkıcısı olarak dikkatleri çekti. Bir sonraki yıl (1960) aynı festivale tekrar katılmasının ardından, New York'ta ilk konserini verdi. Kendi adını taşıyan ilk albümü de aynı yıl çıktı.

1961 yılında Bob Dylan'la tanıştı.

1962'den itibaren siyaların beyazlarla eşit haklara sahip olması ve ayrımcılığa son verilmesi mücadelesine katıldı: Politik çizgisini giderek belirginleştirdi. Güney eyaletlerindeki üniversite kampüslerinde verdiği konserler, kendi politik söylemlerini dile getirdiği arenalara dönüştüler. Bu konserlerin kayıtlarından oluşan "Joan Baez in Concert" albümü 1962 Eylül'ünde çıktı ve 23 Kasım 1962 tarihli TIME dergisine kapak oldu.

1964'te Vietnam savaşini protesto eylemlerine katildi. Silahlanma bütçesine harcandigi gerekçesiyle gelir vergisi ödemeyi reddetti ve vergi dairesiyle başi derde girdi. (Bilenler bilir, Amerika'da IRS'e -Internal Revenue Service- yamuk yapılmaz. Adamın burnunu sürterler)

1960'lı yıllar boyunca bir yandan albümler yaparken bir yandan da savaş ve ayrımcılık karşıtı gösterilere ve eylemlere katıldı. Birkaç kere hapis cezası aldı ve kısa sürelerle hapis yattı.

26 Mart 1968'de David Harris'le evlendi.

David Harris 1969'da askere gitmeyi reddettiği için hapse girdi. Aynı yılın Aralık ayında, kocası hapisteyken Joan Baez, Gabriel Earl adını verdiği bir erkek çocuk dünyaya getirdi. 1971 yılında kocası 20 aylık bir hapis döneminden sonra serbest bırakıldı.

Kısa bir süre sonra David ve Joan boşandılar.

1970'ler ve 1980'ler boyunca Güney Amerika'dan İspanya'ya, Sovyetler Birliği'nden Güneydoğu Asya'ya kadar pek ülke ve bölgede insan hakları için çalıştı, hapisteki veya sürgündeki rejim karşıtlarıyla dayanışma sergiledi.

Politik tavrı ve eylemleri için olduğu kadar albümleriyle de çeşitli ödüller aldı. 1980'de iki ayrı üniversiteden fahri doktora, 1983'te Fransız Legion d'Honneur nişanı aldı.

1988 yılında Istanbul Festivali çerçevesinde İstanbul'a da geldiğini, Zülfü Livaneli'yle beraber sahneye çıktığını hatırlayacaksınız.


Bu şarkı NOSTALGIC WIND serisinin 2.CD'sinde yer almaktadır.

Diamonds and Rust şarkısının söz ve bestesi Joan Baez'e ait olup, şarkıyla ayni adı taşıyan 1975 tarihli albümde yer alir. Joan Baez'in eski sevgilisi onu telefonla aramış ve bu hareketiyle 'bir yangının külünü yeniden yakıp geçmiştir'. Anlaşılan o ki, adamımız arada bir aklına estikçe Joan Baez'i aramaktadır. Joan Baez anılarını acıyla hatırlarken, karşısındaki adam 'Amma nostaljik takılıyorsun yaaa.. aş bunları' şeklinde bir duyarsızlık içindedir. Zaten zamaninda da ileri geri laflar ederek Joan Baez'i çok kırmıştır.

Yoksa, aslında arayan falan yoktur da, Joan Baez hayal mi görmektedir? Gelip gelip onu rahatsız eden şey geçmişin hayaletleri midir? (Ona da siz karar verin artık)

Evet ne diyorduk? Anılar ve eski aşklar... Arada güzel elmaslar olsa da, anıların getirdiği aslında bedelini çoktan ödediğimiz paslı acılardır...

(Can Dündar stiline dönüyor bu yazı, acilen toparlıyorum.) İşte şarkının sözleri:

DIAMONDS AND RUST

  Well I'll be damned
  Here comes your ghost again
  But that's not unusual
  It's just that the moon is full
  And you happened to call
  And here I sit
  Hand on the telephone
  Hearing a voice I'd known
  A couple of light years ago
  Heading straight for a fall
  As I remember your eyes
  Were bluer than robin's eggs
  My poetry was lousy you said
  Where are you calling from?
  A booth in the midwest
  Ten years ago
  I bought you some cufflinks
  You brought me something
  We both know what memories can bring
  They bring diamonds and rust
  Well you burst on the scene
  Already a legend
  The unwashed phenomenon
  The original vagabond
  You strayed into my arms
  And there you stayed
  Temporarily lost at sea
  The Madonna was yours for free
  Yes the girl on the half-shell
  Would keep you unharmed
  Now I see you standing
  With brown leaves falling around
  And snow in your hair
  Now you're smiling out the window
  Of that crummy hotel
  Over Washington Square
  Our breath comes out white clouds
  Mingles and hangs in the air
  Speaking strictly for me
  We both could have died then and there
  Now you're telling me
  You're not nostalgic
  Then give me another word for it
  You who are so good with words
  And at keeping things vague
  Because I need some of that vagueness now
  It's all come back too clearly
  Yes I loved you dearly
  And if you're offering me diamonds and rust

  I've already paid

ELMASLAR VE PAS

  Lanetlendim şimdi
  Çünkü gene geldi senin hayaletin
  Ama bu alışılmadık bir şey değil
  Dolunay çıktı
  Ve senin beni arayacağın tuttu
  Ve burada oturup
  Elim telefonun üstünde
  Birkaç ışık yılı önceden tanıdığım
  Bir sesi dinliyorum
  Dosdoğru düşüşe geçerek
  Hatırladığım kadarıyla
  Gözlerin serçe yumurtasından daha maviydi
  Şairliğimin berbat olduğunu söylemiştin
  Nereden arıyorsun?
  Ortabatı'da bir telefon kulübesinden
  On yıl önce
  Sana kol düğmeleri almıştım
  Sen bana bir şeyler getirmiştin
  Hatıraların ne getirebileceğini biliriz ikimiz de
  Elmaslar ve pas getirirler
  Sahneye daldın
  Zaten bir efsaneydin
  Yıkanmamış bir fenomen
  Orijinal serseri
  Kollarıma saptın
  Ve orada kaldın
  Geçici olarak kaybolmuştun denizde
  Madonna senin olmuştu bedavaya
  Evet, kabuğundaki kız
  Seni incinmekten koruyacaktı
  Şimdi görüyorum ayaktasın
  Etrafına düşen kuru yapraklarla
  Ve saçlarında kar
  Şimdi gülümsüyorsun
  Washington Meydanı'ndaki
  O salaş otelin penceresinden..
  Nefesimiz beyaz bugularla çikip
  Birbirine karişiyor ve havada kaliyor
  Kendi adima konuşmam gerekirse
  Ikimiz de orada ölebilirdik o zaman
  Şimdi bana diyorsun ki
  Nostaljiyle işin yok
  Öyleyse başka bir laf söyle bana
  (Bu duruma uyan)
  Sen çok iyisindir kelimelerle oynamakta
  Ve işleri belirsiz birakmakta
  Çünkü öyle bir belirsizlige ihtiyacım var şimdi
  Herşey çok fazla açik görünüyor
  Evet çok sevmiştim seni
  Ve bana elmaslar ve pas sunuyorsan

  Zaten ödedim (bedelini)


Bu şarkı NOSTALGIC WIND serisinin 2.CD'sinde yer almaktadır.

Yazıyı buraya kadar okuyanlara bir kıyak yapmak lazim şimdi. Joan Baez'den bir diğer şarkı 'Dona Dona'ya değinelim biraz da.

HAYIR! Bu şarkı Donna adında bir kadından bahsetmiyor. Aslında, kesilmeye götürülen bir DANA'dan bahsediyor. (Birazdan aşagida sözlerini okuyacaksiniz zaten)

Joan Baez, bu şarkıyı ilk olarak 1960 yılında çikardigi kendi adını taşiyan albümünde seslendirdi ama şarki 1940 yılında Aaron Zeitlin ve Shalom Secunda adlı sanatçılarca Yidişçe (Bkz. Yazinin sonundaki açiklamalar) yazılmış bir Musevi şarkısıdır. (Ayten Alpman'ın meşhur ettiği 'Memleketim' şarkısının da bir Musevi ezgisi oldugunu biliyorsunuzdur herhalde.) Şarkının Yidişçe orijinalini de aşağıya ekledim. Orijinal versiyonun nakarat bölümünde yer alan 'Dona.. Dona..' kuplesi, şarkinin sözlerini Ingilizceye çeviren Arthur Kevess ve Teddi Schwartz tarafından aynen korunmuş oldugu için, Joan Baez'in söylediği İngilizce versiyonda aynen yer alır fakat İngilizce olarak herhangi bir anlam ifade etmez.

1940 yılında iki Musevi 'kesilmeye giden bir dana' hakkında şarkı yazmışlarsa, herhalde neden bahsetmekte oldukları da tartışma götürmeyecek kadar açıktır: NAZİ'lerin Yahudi soykırımına acılı bir ağıt!

İşte şarkımız:


Bu şarkı NOSTALGIC WIND serisinin 4.CD'sinde yer almaktadır.

DONA DONA

  On a wagon bound for market
  There's a calf with a mournful eye.
  High above him there's a swallow
  Winging swiftly through the sky.
  How the winds are laughing
  They laugh with all their might
  Laugh and laugh the whole day through
  And half the summer's night.

  Dona dona dona dona
  Dona dona dona doe
  Dona dona dona dona
  Dona dona dona doe

  "Stop complaining," said the farmer,
  "Who told you a calf to be"
  Why don't you have wings to fly away
  Like the swallow so proud and free?"

  Calves are easily bound and slaughtered
  Never knowing the reason why.
  But whoever treasures freedom,
  Like the swallow must learn to fly

DONA DONA

  Pazara gitmek için hazırlanmış bir arabada
  Gözleri hüzünlü bir dana var
  Onun üstünde yükselerdeyse bir kırlangıç
  Göklerde hızla kanat çırpmakta
  Nasıl da gülüyor rüzgarlar
  Bütün gün ve yaz gecesi boyunca
  Gülüyor, gülüyorlar bütün güçleriyle

  Dona dona dona dona
  Dona dona dona do
  Dona dona dona dona
  Dona dona dona do

  "Bırak şikayet etmeyi" dedi çiftçi
  "Kim dedi sana dana ol diye?"
  "Niye senin uzaklara uçacak kanatların yok ki
  Şu gururlu ve özgür kirlangiç gibi?"

  Danalar kolayca bağlanıp kesiliverir
  Niye olduğunu asla bilmeden
  Ama özgürlüğe değer veren
  Uçmayı öğrenmeli tıpkı kırlangıç gibi


Bu şarkı NOSTALGIC WIND serisinin 4.CD'sinde yer almaktadır.

  SİNEMA
Grease
Turist Ömer
Araklamacı Sinemacılık
  EDEBIYAT
Halk Dalkavukluğunun
Ben Her Zaman
TANGO: Özlem ve
  CİNSELLİK
Kadınlar, Erkekler
Boynuz Modaymış
Aydın Kadının
  MÜZIK
Müzik Zevkinizi
She's Like the Wind
A View to A Kill
  YAŞAM
Adını Doğru Koyun
Mes'uliyet İdraki
Sivil Toplum

Semiramis Pekkan

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Başrolde Emel Sayın

Ümit Besen

Zeki Müren

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar

Fransızca & İtalyanca

Edip Akbayram

Yıldırım Gürses

Best Memories

A Glimpse of

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Enrico Macias
Buyrun şarkının orijinal (Yidişçe) sözleri:
(Ya ne adamım? Bunu da mı buldum?)

Oyfin furl igt a kelbl
Ligt gebundn mit a shtrik
Hoykh in himl flit a shvelbl
Freyt zikh dreyt zikh hin un tzurik.

Lakht der vint in dorn, lakht un lakht un lakht.
Lakht er op a tog a gantzn, un a halbe nakht.
Hey, dona, dona dona ... da

Shrayt dos kelbl, zogt der poyer
Verzhe heyst dikh zayn a kalb?
Volst gekent dokh zayn a foygl
Volst gekent dokh zayn a shvalb.

Bidne kelber tut men bindn
Un men shelpt zey un men shekht
Ver s'hot fligl, flit aroyftzu
Iz bay keynem nit kayn k'nekht.

MERAKLISI İÇİN NOT:

Yidişçe, özellikle Doğu ve Orta Avrupa'daki (veya kökenleri orada olan) Eşkenaz Yahudilerinin konuştugu bir dildir. Germen dil ailesine dahildir fakat Ibrani alfabesiyle yazılır. (Yukarıdaki şarkı orijinali, İbranice karakterlerin ifade ettiği seslerin Ingilizce'deki karakterlerle yazılmışıdır.)

9. ve 12. Yüzyıllar arasında güneybatı Almanya'da bir Alman dialekti olarak doğmuş ve Yahudilerin dini ve sosyal hayatlarında kullandığı İbranice kelimelerle zenginleşmiştir. Bu dili konuşan Yahudilerin, Slav kökenli dillerin konuşulduğu bölgelere göç etmeleriyle, Yidişçe, Slavik dillerden de etkilenmiştir. Yüzde 85 Almanca, yüzde 10 İbranice ve yüzde 5 Slav dillerinden oluştuğu söylenebilir.

Geniş bir sözcük ve deyim hazinesine sahip ama grameri itibarıyla basit yapılı bir dildir. Eğitimli kişiler tarafından değil de daha sıradan insanlar tarafından konuşulduğu için, soyutlama kapasitesi zayıf ama özellikle doğaya ait tasvirlerde zengindir.

20. Yüzyılın başında 11 milyon kadar kişinin Yidişçe konuştuğu tahmin ediliyor. Ama İkinci Dünya Savaşı sırasında bunların çoğu hayatını kaybettiği için, Yidişçe artık sadece akademik / folklorik bir tema olarak kalmıştır diyebiliriz.