ANA SAYFA
|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Türkiye'deki entel takımın son zamanlarda geliştirdiği bir Yunan sevdası var. Yunanistan'ın ve Yunanlının her tarafında boncuk arıyorlar.
Buna 'Helenofilya' denir. Bu hastalığın belirtileri şöyledir mesela:
Uzo içip suvlaki yemek istersiniz. Kendinizi sirtakiye vurup tabakları kırınca daha bir 'medeni' olduğunuzu sanırsınız.
Ege adalarında tatil yapma hayalleri kurar ve 'Türk-Yunan dostluğu'ndan dem vurursunuz. Hele de bir Yunanlıyla muhabbete girseniz var ya, ne kadar çok ortak yönünüz olduğunu saptar, kendi zekanıza kendiniz de şaşarsınız.
Helenofilya, tek başına 'zararsız' bir hastalıktır. Ama başka salaklıklarla karıştığında bir takım komplikasyonlara neden olur. Adamı komik durumlara düşürür. Yunanlı dostlarınız(!) size popolarıyla gülerken, kendi vatandaşlarınız ise acı acı tebessüm eder...
Şunun altını çizelim: Yunanistan ülkesi ve kültürüyle, 'Türklüğe düşmanlık' ilkesi üzerine bina edilmiştir. Yunanlıların gündeminden Türkiye'yi ve Türklüğü çıkarsanız, kendilerinin kim olduğunu tarif edemezler. Pusulaları o kadar şaşar ki evlerinin yolunu bile bulamazlar. Bunun tersi olarak, mesela ertesi sabah uyandığımızda eskaza Yunanistan diye bir ülkenin varolmadığını görsek, dünya hiç birşey kaybetmez. Bu fikri abartılı mı buldunuz?
1987 yılında Yunanistan'da düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonasını, finalde Sovyetler Birliği'ni yenen Yunanistan kazandı. Şampiyonluk sevinciyle coşan Yunanlılar sokaklara akınca ilk iş ne yaptılar biliyor musunuz? Atina'daki Türk Büyükelçiliği'ne saldırıp camlarını taşa tuttular.
Adamlar Avrupa Futbol Şampiyonu olunca gene aynı haltı yerler mi diye çok endişelendim. Batı Trakya'yı geçmişte ziyaret eden Türk bakanlara her türlü terbiyesizliği yaptılar. Yıldırım Aktuna'nın Devlet Bakanı olarak Mayıs 1995'te Yunanistan'ı ziyareti sırasında Yunan gazeteleri 'HASİKTİR' diye Türkçe manşet bile attı. (Bu kelimeyi yazmanın utancı Yunanlılara aittir, bana değil) Varlığını 'Türklüğe düşmanlık' üzerine oturtan Yunanistan'ın, ironik bir şekilde, 'Türk realitesini' tanımaya yüreği yetmez! İstediğiniz Batı Trakya Türküne sorun, size anlatsın. ERT televizyonunun Türkçe yayın yapması mı? Hah hah haa! Haziran 1998'de değiştirilene kadar Yunan Vatandaşlık Yasası'nın 19. Maddesine istinaden YÜZBİNLERCE Batı Trakya Türkünü vatandaşlıktan attılar! Söz konusu madde 'Helen soylu olmayan Yunan vatandaşları' diye bir ibare taşımaktaydı ki, IRKÇILIĞI ve FAŞİSTLİĞİ kendi kanunlarına bu kadar açık yazmayı bir tek Mussolini ve Hitler becerebilmişti sanırım. O kanun değiştirildiğinde Yunanistan 17 yıldır AB üyesiydi, düşünebiliyor musunuz? Değiştirilen Yunan vatandaşlık yasasının 20. Maddesi ise, Yunanistan'daki Makedon azınlık üzerinde uygulandı. Altmış bin Makedon asıllı Yunanistan vatandaşı bu şekilde vatandaşlıktan atıldı. İkide bir 'Kürt realitesini tanıyın' yok efendim 'Kürdistan'ı tanıyın' diyen Yunanlılar, Yugoslavya bölündüğünde Makedonya'yı TANIMADILAR, iyi mi? Sebep? Almanların AB içinde bastırmasıyla Yunanistan, Makedonya'yı tanıdı. Ama nasıl? O devletin adı 'Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya' (Former Yugoslavian Republic of Macedonia) olarak tescil edilirse... Yunan dostluğunu da yabana atmamak lazım aslında!
Vallahi uydurmuyorum! Bunları aynen yaptılar!
Kendi anayasasında İstanbul'a 'Constantinople' diyen Yunanistan, pasaportunda doğum yeri 'Gümülcine' yazan Türk vatandaşlarına vize vermez. "O şehrin adı 'Komotini'dir. Doğrusunu yazın, bozgunculuk yapmayın.." diye.
Derin muhabbete daldığınız bir ara Yunanlı ahbabınız "Bu politikacılar olmasa biz ne güzel geçinirdik.." gibi bir laf edebilir. Siz de başınızı sallayıp "Hakkaten yahu.." diyebilirsiniz. Aldanmayın! Onun şikayetçi olduğu politikacılar, başta Kemal Atatürk olmak üzere Türk politikacılardır. İnanmayan açar Dido Sotiriyu'nun Benden Selam Söyle Anadolu'ya adlı kitabını okur.. İbret alınası o kitapta, Manoli Aksiyotis adlı (aslen Osmanlı tebaası olup sonradan Yunan Ordusuna yazılan) bir Rum gencin gözünden Anadolu'ya bakarız. Osmanlıdaki Rum tüccarların, cahil Türk köylülerini nasıl kandırdıklarını okuruz. Yunan üniformasını giyince nasıl canavarlaştıklarını anlarız. Ekmeğini yediği vatana ihanet edip işgalcilerin ordusuna katılan o nesil helak oldu! Onlardan sağ kalanlar, daha sonra kaçtıkları Yunanistan'da çok horlandılar. Anadolu'da bıraktıkları çifti-çubuğu ve zenginliği kaybetmenin acısını çektiler. "Daha dün ekmeğini bizden kazanan, bizim verdiğimiz işle geçinen cahil Türk köylüleri, bizim malımızı mülkümüzü ele geçirdi.." diye konuştular. "Ah şimdi bir arada olup kardeş kardeş yaşasaydık.." dedikleri budur! Yani onların çifti çubuğunda, cahil Türk'ün haddini bilip ırgatlığa razı olduğu, küçük toprak sahibi Türk köylüsünün Rum tüccarlarca aldatıldığı, kazıklandığı dönem. "Efendim, bütün bunlar geçmişte kaldı. Artık onlar da barışsever ve uygar insanlar.." Valla siz onu benim külahıma anlatın. Buyrun, halihazırda yürürlükte olan Yunanistan Anayasası'nın İngilizcesi:
(Anayasanın giriş cümlesine ayrıca dikkat: "In the name of the Holy and Consubstantial and Indivisible Trinity" deniyor.)
O kadar gerçek ki, aynı maddenin ikinci fıkrası "Devletin bazı bölgelerindeki rejim, yukarıdaki paragrafta öngörülen şekle aykırı yorumlanamaz" diyor. Bu ne demek? Yunanistan'daki rejim laik falan değildir. Son derece yobazdır. Orada Müslümanlık, 'Ortodoks dinine aykırı olmadığı sürece' kabul edilebiliyor. Yani sadece 'isim' olarak kabul ediyorlar. Bunun pratikteki manası şudur: "Hazreti İsa'nın Allah'ın oğlu olmadığını, sadece bir peygamber olduğunu" söylerseniz, Yunanistan Anayasası'nı ihlal etmiş oluyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı 2000'li yıllarda Yunanistan'ı ziyaret ederken Batı Trakyalı Türklere "Yunanistan için çalışın.." derken bunu biliyor muydu acaba? (Tamam kabul ediyorum, "Yunan Anayasası'nda öyle yazıyor diye Yunanlılar onu ciddiye alacak değil ya?" diyeceksiniz. Haklısınız, bu ciddiyetsiz adamlar gene kendi anayasalarında yazan 'bütün Yunan vatandaşları kanun önünde eşittir' ibaresini de ciddiye almıyorlar zaten.) Ne güzel uzo içip sirtaki oynayacaktık Yunanlı kardeşlerimizle.. Şimdi bu konuları konuşup muhabbetin tadını kaçırmanın alemi var mı? Çok ırkçı ve önyargılı yazdığımı mı düşünüyorsunuz? Bir de Yunan gazete, dergi veya internet sitelerine bakmanızı tavsiye ederim. O kadar dostça(!) ifadeler ve objektif(!) gerçeklerle karşılaşacaksınız ki, bu yazı onların yanında bir hava raporu kadar objektif ve sade kalacaktır. |