ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Şarkılar ve Öyküleri
Nostaljinin Sesi Blog
Müzik ve Ötesi Not Defteri
Sevdiğiniz TV Dizilerini Gönlünüzce İzleyin!
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Orijinal Kayıt 21 Şarkı

Ajda Pekkan

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION

The Beach Boys

BoneyM

Sezen Aksu - SERÇE

Her Dem Yeni Türkü

Beş Yıl Önce

Best of STYX

Zeki Müren

Gülden Karaböcek
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
PALİKARYADAN DOST OLUR MU?

Türkiye'deki entel takımın son zamanlarda geliştirdiği bir Yunan sevdası var. Yunanistan'ın ve Yunanlının her tarafında boncuk arıyorlar.

Buna 'Helenofilya' denir. Bu hastalığın belirtileri şöyledir mesela:

Uzo içip suvlaki yemek istersiniz. Kendinizi sirtakiye vurup tabakları kırınca daha bir 'medeni' olduğunuzu sanırsınız.

Ege adalarında tatil yapma hayalleri kurar ve 'Türk-Yunan dostluğu'ndan dem vurursunuz. Hele de bir Yunanlıyla muhabbete girseniz var ya, ne kadar çok ortak yönünüz olduğunu saptar, kendi zekanıza kendiniz de şaşarsınız.


Ege'nin öteki yanına şarkı yakıp "Yassu vre!" dediniz mi, yahut rebetiko dinlediniz mi başınız göğe erer.

Helenofilya, tek başına 'zararsız' bir hastalıktır. Ama başka salaklıklarla karıştığında bir takım komplikasyonlara neden olur. Adamı komik durumlara düşürür. Yunanlı dostlarınız(!) size popolarıyla gülerken, kendi vatandaşlarınız ise acı acı tebessüm eder...

* * *

Şunun altını çizelim: Yunanistan ülkesi ve kültürüyle, 'Türklüğe düşmanlık' ilkesi üzerine bina edilmiştir. Yunanlıların gündeminden Türkiye'yi ve Türklüğü çıkarsanız, kendilerinin kim olduğunu tarif edemezler. Pusulaları o kadar şaşar ki evlerinin yolunu bile bulamazlar.

Bunun tersi olarak, mesela ertesi sabah uyandığımızda eskaza Yunanistan diye bir ülkenin varolmadığını görsek, dünya hiç birşey kaybetmez.

Bu fikri abartılı mı buldunuz?
Bakın hemen aklıma gelen bir kaç örnek vereyim size:

1987 yılında Yunanistan'da düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonasını, finalde Sovyetler Birliği'ni yenen Yunanistan kazandı. Şampiyonluk sevinciyle coşan Yunanlılar sokaklara akınca ilk iş ne yaptılar biliyor musunuz? Atina'daki Türk Büyükelçiliği'ne saldırıp camlarını taşa tuttular.
(Adamlardaki nefretin ve aşağılık kompleksinin boyutlarına bakın!)

Adamlar Avrupa Futbol Şampiyonu olunca gene aynı haltı yerler mi diye çok endişelendim.

Batı Trakya'yı geçmişte ziyaret eden Türk bakanlara her türlü terbiyesizliği yaptılar. Yıldırım Aktuna'nın Devlet Bakanı olarak Mayıs 1995'te Yunanistan'ı ziyareti sırasında Yunan gazeteleri 'HASİKTİR' diye Türkçe manşet bile attı. (Bu kelimeyi yazmanın utancı Yunanlılara aittir, bana değil)

Varlığını 'Türklüğe düşmanlık' üzerine oturtan Yunanistan'ın, ironik bir şekilde, 'Türk realitesini' tanımaya yüreği yetmez! İstediğiniz Batı Trakya Türküne sorun, size anlatsın.

ERT televizyonunun Türkçe yayın yapması mı? Hah hah haa!
Bunu Yunanistan'da söyleyin, bakalım sizi yaşatıyorlar mı?

Haziran 1998'de değiştirilene kadar Yunan Vatandaşlık Yasası'nın 19. Maddesine istinaden YÜZBİNLERCE Batı Trakya Türkünü vatandaşlıktan attılar! Söz konusu madde 'Helen soylu olmayan Yunan vatandaşları' diye bir ibare taşımaktaydı ki, IRKÇILIĞI ve FAŞİSTLİĞİ kendi kanunlarına bu kadar açık yazmayı bir tek Mussolini ve Hitler becerebilmişti sanırım. O kanun değiştirildiğinde Yunanistan 17 yıldır AB üyesiydi, düşünebiliyor musunuz?

Değiştirilen Yunan vatandaşlık yasasının 20. Maddesi ise, Yunanistan'daki Makedon azınlık üzerinde uygulandı. Altmış bin Makedon asıllı Yunanistan vatandaşı bu şekilde vatandaşlıktan atıldı.

İkide bir 'Kürt realitesini tanıyın' yok efendim 'Kürdistan'ı tanıyın' diyen Yunanlılar, Yugoslavya bölündüğünde Makedonya'yı TANIMADILAR, iyi mi?

Sebep?
"Efendim bu isimde bir devlet kurulursa, bizim kuzeyimizdeki bölgede karışıklık çıkar.."

Almanların AB içinde bastırmasıyla Yunanistan, Makedonya'yı tanıdı. Ama nasıl? O devletin adı 'Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya' (Former Yugoslavian Republic of Macedonia) olarak tescil edilirse...

Yunan dostluğunu da yabana atmamak lazım aslında!
Türk devletini bölüp parçalamak istiyorsanız, bu uğurda elinizi kana bulamışsanız, Yunanlılar size çok dostça davranacaktır.
Bizzat Yunan Dışişleri bakanı sizinle ilgilenecek, özel uçakla sizi başka bir ülkedeki Yunan Büyükelçiliği'ne gönderecek, cebinize da güzel bir Helenistik pasaport koyacaktır.

Vallahi uydurmuyorum! Bunları aynen yaptılar!
(1999 depremi falan derken işin bu kısmını unuttuk değil mi? Ben, o zamanki Yunan dışişleri bakanı Pangalos'un sevimsiz suratını unutmadım ama! O kadar çirkindi ki, Günter Verhaugen bile ondan daha yakışıklıdır. Abartmıyorum.)

Kendi anayasasında İstanbul'a 'Constantinople' diyen Yunanistan, pasaportunda doğum yeri 'Gümülcine' yazan Türk vatandaşlarına vize vermez. "O şehrin adı 'Komotini'dir. Doğrusunu yazın, bozgunculuk yapmayın.." diye.
(Evet, Yunanistan Anayasında İstanbul'dan bahsedilir... Konstantinople olarak tabii..)

* * *

Derin muhabbete daldığınız bir ara Yunanlı ahbabınız "Bu politikacılar olmasa biz ne güzel geçinirdik.." gibi bir laf edebilir. Siz de başınızı sallayıp "Hakkaten yahu.." diyebilirsiniz.

Aldanmayın!

Onun şikayetçi olduğu politikacılar, başta Kemal Atatürk olmak üzere Türk politikacılardır.

İnanmayan açar Dido Sotiriyu'nun Benden Selam Söyle Anadolu'ya adlı kitabını okur..

İbret alınası o kitapta, Manoli Aksiyotis adlı (aslen Osmanlı tebaası olup sonradan Yunan Ordusuna yazılan) bir Rum gencin gözünden Anadolu'ya bakarız. Osmanlıdaki Rum tüccarların, cahil Türk köylülerini nasıl kandırdıklarını okuruz. Yunan üniformasını giyince nasıl canavarlaştıklarını anlarız.

Ekmeğini yediği vatana ihanet edip işgalcilerin ordusuna katılan o nesil helak oldu! Onlardan sağ kalanlar, daha sonra kaçtıkları Yunanistan'da çok horlandılar. Anadolu'da bıraktıkları çifti-çubuğu ve zenginliği kaybetmenin acısını çektiler. "Daha dün ekmeğini bizden kazanan, bizim verdiğimiz işle geçinen cahil Türk köylüleri, bizim malımızı mülkümüzü ele geçirdi.." diye konuştular.

"Ah şimdi bir arada olup kardeş kardeş yaşasaydık.." dedikleri budur! Yani onların çifti çubuğunda, cahil Türk'ün haddini bilip ırgatlığa razı olduğu, küçük toprak sahibi Türk köylüsünün Rum tüccarlarca aldatıldığı, kazıklandığı dönem.

* * *

"Efendim, bütün bunlar geçmişte kaldı. Artık onlar da barışsever ve uygar insanlar.."

Valla siz onu benim külahıma anlatın.

Buyrun, halihazırda yürürlükte olan Yunanistan Anayasası'nın İngilizcesi:
http://www.cecl.gr/Constitutions/Greece.html

(Anayasanın giriş cümlesine ayrıca dikkat: "In the name of the Holy and Consubstantial and Indivisible Trinity" deniyor.)

Yunan Anayasasının 3. Maddesinin birinci fıkrasını bir zahmet okuyunuz.
Şaka değil, o madde GERÇEK! Halen yürürlükte!

O kadar gerçek ki, aynı maddenin ikinci fıkrası "Devletin bazı bölgelerindeki rejim, yukarıdaki paragrafta öngörülen şekle aykırı yorumlanamaz" diyor.

Bu ne demek?

Yunanistan'daki rejim laik falan değildir. Son derece yobazdır. Orada Müslümanlık, 'Ortodoks dinine aykırı olmadığı sürece' kabul edilebiliyor. Yani sadece 'isim' olarak kabul ediyorlar.

Bunun pratikteki manası şudur: "Hazreti İsa'nın Allah'ın oğlu olmadığını, sadece bir peygamber olduğunu" söylerseniz, Yunanistan Anayasası'nı ihlal etmiş oluyorsunuz.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı 2000'li yıllarda Yunanistan'ı ziyaret ederken Batı Trakyalı Türklere "Yunanistan için çalışın.." derken bunu biliyor muydu acaba?

(Tamam kabul ediyorum, "Yunan Anayasası'nda öyle yazıyor diye Yunanlılar onu ciddiye alacak değil ya?" diyeceksiniz. Haklısınız, bu ciddiyetsiz adamlar gene kendi anayasalarında yazan 'bütün Yunan vatandaşları kanun önünde eşittir' ibaresini de ciddiye almıyorlar zaten.)

* * *

Ne güzel uzo içip sirtaki oynayacaktık Yunanlı kardeşlerimizle.. Şimdi bu konuları konuşup muhabbetin tadını kaçırmanın alemi var mı?

Çok ırkçı ve önyargılı yazdığımı mı düşünüyorsunuz?

Bir de Yunan gazete, dergi veya internet sitelerine bakmanızı tavsiye ederim. O kadar dostça(!) ifadeler ve objektif(!) gerçeklerle karşılaşacaksınız ki, bu yazı onların yanında bir hava raporu kadar objektif ve sade kalacaktır.

  SİNEMA
Türk Seks Filmleri
Sinema:
Unutulmaz Kung Fu
  YAŞAM
Kalp Kazanmak
Rakı Kültürü
Memleketi Edi ile Büdü
  MÜZİK
Michael Jackson:
1964-1966: Amerikan
Müzik Piyasasında
Elton John
  EDEBİYAT
Ben Böyle Yazarım
Asparagas Nasıl
Farkı Neyse Verelim
  CİNSELLİK
Kadınlar, Erkekler
İnsan Neslinin Seks
İnce İş Çevirmek
  VİDEO

Elton John: Sorry Seems to be the Hardest Word

Gönül Turgut:

Joe Dassin:

Toto Cutugno:

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Kibariye - Kimbilir

Charles Aznavour'dan

Al Bano-Romina Power

Zeki Müren

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Semiramis Pekkan

Başrolde Emel Sayın

Yıldırım Gürses