İskambil destesinde elli iki kağıt vardır: On üç tane ispati, dört bacak.
Dört bacaklı şey nedir? diye sual ederlerse cevabı iki tane:
Masa bir, iskambil destesi iki..
Deste içinde iki de güzel kağıt vardır: Birisi güzel onlu öteki güzel ikili...
Etti mi sana on dokuz?
Hah işte, sazana bak! Nerden on dokuz? Dört bacağın biri zaten ispati değil mi? On üçün içinde yani.. On üçün biri de zaten güzel ikili..
Kahve adabını bilmiyorsan mesele yok.. Ama üç kağıt açma niyetin varsa ayarını bileceksin. Yoksa seni sulu dereye sulu götürürler, susuz getirirler. Yaz günü ayazda kalırsın haberin olmaz!
Peki nasıl olacak o iş?
Bir, evvelemirde kağıt sayacaksın. Hangi kağıt düştü bileceksin.
İki, karşındaki adamlara saygı göstereceksin. Onlar kağıt saymayı biliyorsa sen de onları sayacaksın yani bir şekilde.
Misal pişti... Elli iki kağıtla oynanır. Raconuna göre paça kağıdı açılır veya açılmaz.
Eğer ki açıldıysa, son kağıtla pişti olmaz! Veyahut diyelim açmıyorsun, o zaman son kağıtla pişti olabilir ama o kağıda pişti veren de kağıt saymayı bilmiyor demektir.
Sen de onu sayma o zaman!
Geçen gün oynuyoruz; Haybo Ömer, Tahta Cemil, bizim Tahsin ve ben. Tabelayı tutan Cemil, ama sanıyor ki ben saymıyorum.
O sırada tombalacı girdi kahveye.. Üç taş bilmem kaç para. Kafalar döndü, dikkatler dağıldı ve Tahta Cemil tabelaya haybeden iki çentik attı. Sanıyor ben görmüyorum...
Ne demiş şair?
|
Cinayeti kör bir balıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
Üçü kamarot öteki aşçıbaşı |
(Yaa, Sebahattin Abinizde ne numaralar var.. Hepsini mıh gibi aklımda tutuyorum, Attila İlhan misali, ben buna mecburum bilemezsin..)
Cemil de aynen sizin gibiydi işte..
Sebahattin Abisinin ne gördüğünü bilmez, kendi aklının üstüne tanımazdı.
Velakin ses etmedim.. Zaten kırk beş sayı ilerdeydik. Üstelik paça kağıdını görmüşüm.
Desteyi keserken alttaki kağıdı iyi keseceksin, hem elinle hem gözlerinle. Bu bir.. Çıkan kağıtları sayacaksın, bu da iki..
Bu arada sinek bacağı çaktırmadan elime gelmiş. Sormayın nasıl, niye... Kağıtları saysaydı Cemil veya Ömer, bilecekti çıkmış ispati veleti ikinci elde, ben karo sekizle yerlerini değiştirmeden önce...
(Şiir gibi oldu vallahi..)
Haybo Ömer'in son elde düştüğü güzel onluyu kesti benim sinek jileti. Etti mi dört sayı? Badem oldu Cemil'in maça valesi.
Üç kağıdın ayarı, diyorum Cemil.. Oku da öğren bak, yoksa daha çok rezil olursun işte böyle aleme... Tuttuğun tabela da kurtarmaz seni!