|
CALIFORNIA DREAMIN'
Bulunduğunuz yer sıkar bazen. Alıp başınızı gitmek istersiniz. Kendinizi daha iyi hissedebileceğiniz bir yerlere kaçıvermek...
Oysa kaçıp gitmek riskli ve zor bir iştir. Yolda Hotel California gibi bir kapana kısılmasanız bile, belki de gittiğiniz yerde farkedeceksiniz ki sıkıldığınız kendi ruhunuzmuş meğer.
Kaçtığınız şeyin aslında 'kendiniz' olduğu gerçeğiyle yüzleşmemek için kaçma düşüncesinden vazgeçersiniz çoğu zaman.
Hem bir sürü şey vardır sizi alıkoyan:
Ya da belki bulunduğunuz yerde bir kadın vardır da, onu bırakıp gidemiyorsunuzdur.
O zaman kaçıp gitmek istediğiniz yerin hayaliyle yetinirsiniz. Ruhunuz kaçıverir oraya, siz değil.
İtiraf ediyorum: Arada bir ben de Los Angeles'a inmekte olan bir uçağın içinde olmak istiyorum.
Kaliforniya iyi bir kaçış güzergahı mıdır? Bilemem!..
I wish I was in London demiyor muydu?
Supertramp'ın Breakfast in America albümü Kaliforniya'daki İngilizlerin vatan özlemini dile getirmiyor muydu bütünüyle?
Bütün yaprakların kahverengi olduğu bir kış gününde yürüyüşe çıkan adamımız (nedense orasının hep Boston olduğunu düşünürüm) yolda gördüğü bir kilisede durur. Diz çöker ve dua edermiş gibi yapar.
(Bunu niye yaptığını bilseydim şu an size anlatıyor olacaktım...)
Oradaki vaiz ise soğuğu sevmektedir ve adamımızın orada kalacağını bilir..
(Bunu nasıl bilir? Niçin soğuğu sevmektedir? Bir bilsem, ah bir anlayabilsem..)
Laf aramızda, bu vaiz bana Adında 'California' geçen şarkılardaki gizemi farkedebiliyor musunuz?
Stopped into a church
All the leaves are brown
If I didn't tell her
California Dreamin' şarkısının Mamas and Papas tarafından söylenen orijinal versiyonunda bir dize var ki Beach Boys'un seslendirdiği versiyonda yer almıyor. Oysa şarkının en gizemli yeri belki de burası: Şimdi gel de meraklanma...
Yoksa bizzat bu soru işaretleri midir kaçıp gitme isteği uyandıran, Kaliforniya hayalleri kurduran? Birisi anlatsa da merakımızı giderse... |