ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ajda Pekkan

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Çeşitli Albümlerden

Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION

The Beach Boys

BoneyM

Her Dem Yeni Türkü

Beş Yıl Önce

Best of STYX

Gülden Karaböcek
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
AA, SİZ TÜRK MÜSÜNÜZ?

Defalarca başıma geldi. Ama kanıksamaya başladığımı sandığım her durumda beni şaşırtan yeni bir durumla karşılaşabiliyorum.

Yanımda yabancı biri olmadığı zamanlarda bile Kapalıçarşı- Sultanahmet dolaylarında dolaşmak benim için azaptır. Beni turist zannetmelerine gıcık olurum.Yanında yabancı bir arkadaşla dolaşırkense hiç şansım yok, illa ki cins biri karşıma çıkar.


Yanınızda yabancı bir arkadaşınızla İstanbul sokaklarında dolaşmışlığınız varsa eminim siz de yaşamışsınızdır. Yabancı bir dil konuşarak yolda yürürken mesela, sizi de yabancı sanan cin fikirli bazı uyanıklar numaralarını döktürmeye kalkar. Ve olanlar olur.

Bu durumda başınıza neler gelebilir?
Kendi tecrübelerimden bazı örnekler sunayım:


Durum No.1 - Satıcı Milleti, Turistlerin İlleti (Ya Sabır!)

Sultanahmet - Çemberlitaş güzergahında yabancı bir arkadaşla yürüyoruz. Bir halı satıcısı karşımıza dikildi:
"Excuse me! Can I ask you something?"

İtiraf ediyorum: Arkadaşlarımdan birine bir şey anlatırken lafımın tanımadığım alakasız kişiler tarafından sebepsiz yere kesilmesine sabır göstermekte güçlük çekerim. Bu halı satıcısı da öyleydi işte.

"Evet, nedir? Sorun bakalım.."
"Aaa, siz Türk müsünüz?"

(Ulan sen pasaport polisi misin? Yoksa nüfus ve vatandaşlık işleri dairesinde mi çalışıyorsun, çöp tenekesi?)
"Evet, Türküm.. Sizin için bir sakıncası yok değil mi?" dememle birlikte adam dükkanına kaçarak gözden kayboldu!
(Breh breh breh! Adamın medeni cesaretine hayran olmamak elde mi?)


Durum No.2 - Yabancı birini gördüğünde merak duygusuna yenilen sıradan saf vatandaş (Mizahi durumlar ve espriler)

Yabancı bir arkadaşımla Sirkeci'de bir esnaf lokantasına girmişiz. O sırada hararetli bir tartışmanın orta yerindeyiz ama gene de bizi buyur eden şef garsona -komilerin de duyabileceği yükseklikte bir tonla ve apaçık bir Türkçe'yle "Hayırlı işler.." diyorum. Bize gösterdiği yere kuruluyoruz.

Komilerden biri masaya ekmek yetiştirirken en muzip haliyle soruyor:
"Where do you come from?"
Adama iki saniye boş boş bakıyorum ve tane tane "Çok uzun yoldan, Üsküdar'dan geliyoruz. Buraya kadar yorucu bir vapur yolculuğu yaptık.." diyorum. Adam allak bullak oluyor ve "Kusura bakma abi.." dedikten sonra ilave ediyor "Ben seni çözemedim valla..."
Hani futbol spikerlerinin deyimiyle Al da at dercesine gollük bir pas!
Çakıyorum şutu: "Oğlum, ben otuz beş senedir uğraşıyorum, hala kendimi çözemedim. Sen bu işi on saniyede yapabileceğini nerden çıkardın?"

Komi golü yiyor.


Durum No.3 - Türkçe bilmediğinizi sandığı için sıkıntılı anlar yaşayan vatandaş (Paso komedi)

Bir tarihte yabancı bir arkadaşla plajda oturuyoruz. Hatta o sırada konuşmuyoruz bile. Birden adamın biri önüme fırladı ve elleriyle tarzanca bir şeyler anlatmaya başladı:
"Eeee....Iııı... Excuse me.. Do you have... eee... neydi yaa?.."
Adamın sıkıntısını giderelim, "Tamam, Türkçe konuşabilirsiniz.. Buyrun?" diyorum.
Meğer karpuz keseceklermiş de, acaba bıçağımız var mıymış..
"Valla kusura bakmayın.. Bizde bıçak yok.."
Adam hala ayılamamış olmalı, beni kopartan cümleyi kuruyor:
"Çok güzel Türkçe konuşuyorsunuz..."

Adamla Türkçe diyalog kurmuş olmam bile, bu vatandaşımızın gözünde beni Türk yapmaya yetmemişti. Ama 'Çok güzel Türkçe konuştuğumun' tasdik edilmesi beni mutlu etti.


Durum No.4 - Türkçe anlamadığınızı sandığı için rahat konuşan vatandaş (İdare Edilebilen Durumlar)

Yanımda bir yabancı arkadaşla Heybeliada'da deniz kenarında yürüyoruz. Yirmi yaşında efil efil delikanlıyım o zamanlar. Karşımızdan bir grup ben yaşlarda genç geliyor. Zararsız çocuklar aslında. Yanımızdan geçerken yanımdaki kıza değil de bana laf atıyorlar:
"Ohh! Bulmuşsun manitayı, gezersin tabii .mına ..duğum!"

Geriye dönüp sağ elimi göğsüme götürüyor ve gülerek "Eyvallaaah koçum.." diyorum.

Utanan gencimiz özür dilemişti, hakkını yemeyelim.


Durum No.5 - Türkçe bilmediğinizi sandığı için sizi aşağılama ve hakaret etme hakkını kendinde bulan vatandaş (Ağlamak istiyorum)

Tipin biri sizi yabancı sandığı için ve sesini alçaltma gereği bile duymadan sizi çekiştirir, hakaret eder. Türk olduğunuzu bilse yapmayacak halbuki. Dahası, eğer gerçekten yabancı olsanız, duyduklarınızı anlamayacağınız için hiç dert etmeyecektiniz. O yüzden bence en acıklısı bu kategoridir.

Yabancı bir arkadaşla Büyükada'da Aya Yorgi tepesine çıkmışız, oradan güneşin batışını seyretmekteyiz. Ne yazık ki günbatımı bizim masamızdan tam olarak görülemediği için ayağa kalkmış ve biraz öteye gitmişiz. Elimde bira bardağım, sakin ve asude bir akşamüstünün keyfini çıkarmaktayım.

Arkadaşım ise bir yandan benimle konuşuyor, bir yandan günbatımını seyreden Alper'in fotoğrafını çekmeye uğraşıyor. (Bkz. Yandaki resim)

Yanımızda ise iki kadın, iki çocuk ve bir erkekten oluşan yurdum insanları. Oturdukları herhangi bir masa falan yok, orada öylece dikiliyorlar. Dikilsinler.

Gelgelelim çeneleri de boş durmuyor:
"Aa, Alman galiba bunlar...."
"Nerden de bulur gelirler buralara? Biz bile ilk defa geldik bugün..."
"Bu memleketin keyfini onlar sürüyor zaten..."
"Aa, bak bak.. Bir de elinde bira bardağıyla poz veriyor utanmadan..."

Hiç bulaşmayacaktım. Çaktırmayacaktım. Sadece arkadaşıma fısıldadım: "Bizi Alman sandılar.. Hakkımızda atıp tutuyorlar.."

INTERNET Gazetecisi dediğin işte böyle olur! Buyrun 'Aya Yorgi'de günbatımını seyreden Alper' fotoğrafı. Kısa bir süre sonra arkada gördüğünüz kişilerle yanda anlattığım olayı yaşayacağız.

Arkadaşım meraklandı: "Ne diyorlar?"

"Çaktırmadan devam et. Lafları bitince hepsini anlatacağım sana.." dedim. Hakikaten de sonradan çok güleceğimiz şeyler anlatıyorlardı ve 'Türk insanının yabancılar hakkındaki görüş ve yargılarını yabancılara tercüme etmek konusunda' kendime herhangi bir sansür uygulamayı düşünmüyordum.

Ama yok! Kendini komik duruma düşürmek için özel gayret sarfeden insanlarımız var. Her ne hikmetse bunlar da hep 'Türkçe konuşmayan insanların kendilerinden daha aptal olduğunu varsayanlar' arasından çıkar.

Adam yanımıza yaklaştı ve Almanca olarak 'Almanya'dan mı geldiğimizi' sordu. Adama açık ve olabildiğince sarkastik bir Türkçe'yle "Hayır, Türküm ve yirmi yıldan fazladır İstanbul'da yaşıyorum.." cevabını verdikten sonra kadınlara döndüm ve "Ayrıca söylediğiniz herşeyi duydum ve arkadaşıma aynen anlatacağım.." dedim.

Kadınların telaşa kapıldıklarını ve utanmaktan ziyade adeta 'çıplakken onları gözetleyen birini yakalamışçasına' sinirlendiklerini söylemeliyim.


Türkiye'yi ziyaret etmeyi arzu eden yabancılara yönelik olarak hazırladığım bir websayfasında, 'Türkiye'deki agresif satıcılarla başetme yöntemleri ve pazarlık teknikleri' konulu bir bölüm bile yazdım. Bunu okuyan bilinçli(!) vatandaşlardan biri de "Ülkemizi ve kültürümüzü niye kötü tanıtıyorsun?" diye sataşmıştı bana. O hanımefendiyle Kapalıçarşı - Beyazıt - Sultanahmet dolaylarında turist kılığında bile değil, normal halde bir tur atmak isterdim. Görsün bakalım hanyayı, Konya'yı...

Türkiye'yi Kahta'dan Kapıkule'ye, Trabzon'dan Datça'ya kadar dolaşmış; aynı zamanda Arizona'dan Bulgaristan'a kadarki coğrafyada ziyaret ettiği ülkelerin sayısını hatırlamakta zorluk çeken, hem yurtdışında hem yurtiçinde turistlik ve seyyahlık yapmış bir adam anlatıyor size bunları.

Ciddiye almama hakkına sahipsiniz, ama bu konuda söyleyebileceğiniz herşeye karşılık bizzat kendi yaşadığım daha bir sürü olayı aleyhinize delil olarak kullanabilirim, haberiniz olsun!


Gerçeği söylemek gerekirse, yabancılara Türkiye'yi ve Türkleri yalansız ve abartısız anlatıp doğru ve geçerli bilgi verdiğiniz ve onların sorularını dürüst ve açık cevapladığınız her durumda, bir takım aklıevveller tarafından 'ülkeyi kötü tanıtmakla' suçlanma riskiniz vardır.

Türkiye'de yerlere çöp atmak, tükürmek, trafik kurallarını sürekli ve sistemli bir şekilde ihlal etmek, alışverişlerde insanları aldatmaya yönelik davranışlarda bulunmak, yoldan geçen insanları 'rahatsız ederek' dükkanlara ve lokantalara çekmeye çalışmak ve hatta turist kadınlara sözle veya elle sarkıntılık etmek normal karşılanır. (Dilenci, tinerci ve kapkaççı bahsine hiç girmeyelim bile)

Ama bunların yabancılar karşısında dile getirilmesi 'vatana ihanet' olarak değerlendirilir.

Şimdi ben bunları anlattım diye Türkiye'yi ve Türkleri kötü mü tanıtmış oldum acaba? Vicdan azabından bu gece beni uyku tutmaz artık.

  CİNSELLİK
Abazalara Müjde:
Aşk, Arkadaşlık,
Cinsel Performansınız
  SİNEMA
Star Wars ve
Türk Sineması
Karamurat
  MÜZİK
Duran Duran
Fabrika Kızı
Supertramp
  YAŞAM
Beyinsel Üretim
Global Sisteme Karşı
Hangi Halkmış Bu Halk?
  VİDEO

Jacques Brel

Hotel California
İlhan İrem
  EDEBİYAT
Feminizm Nedir?
STYX - Grand Illusion: Hayatımız Bir Yalan mı?
Felaket Senaryosu

Gökben

Nil Burak - Tatlı Tatlı

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Kibariye - Kimbilir

Charles Aznavour'dan

Al Bano-Romina Power

Semiramis Pekkan

Yıldırım Gürses

Başrolde Emel Sayın