ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Turizmi Nasıl Batırdık?
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ferdi Özbeğen

Zeki Müren

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Semiramis Pekkan

Yıldırım Gürses
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
ARAKÇININ ADI REHA MUHTAR

Adına Reha Muhtar denen "insansı" (yoksa "maymunumsu" mu demeli?) yaratığın sesi ve görüntüsüyle televizyonda hasbelkader bir kere karşılaşmış herhangi bir insan (eğer deli veya süper salak değilse) bu tipin "arızalı ve dengesiz" olduğunu şıp diye anlamıştır.

Sunduğu reality show progamında, bıçakla yaralanmış birine sorduğu "Acı var mı acı?" sözünü nasıl unutabiliriz? Duyarsızlığın, vurdumduymazlığın ve ahmaklığın sloganı oldu bu laf!

Medya tarihimizde Reha Muhtar'ın adeta rezaletlerle özdeşleşti:

  • Yıllar önce televizyonda Ateş Hattı programın yaparken canlı yayında içki içip sarhoş olması, bu durumu farkeden bir seyircinin "O fincandan ne içtiğinizi görüyorum. Siz içki içiyorsunuz" diye sitemde bulunmasına karşılık sarhoş Reha'nın iyice kendini kaybedip bağırıp çağırması...
  • Hele de medyumları çıkardığı bir programda konuk ettiği Ahsen Işıldar'a son derece terbiyesiz ve hakeretamiz sözler saf ettikten sonra ondan "İsterseniz sizin alkol probleminizi de halledebilirim.." cevabını alınca canlı yayında kendini kaybetmesi...

Hatta benim şöyle de bir anım vardır:
Plak alışverişi ve sahaf dükkanı ziyaretlerimin en yoğun olduğu günlerde, Kadıköy'deki bir sahafta ender bulunan bir Nilüfer plağı görmüş ve fiyatını sormuştum. Uzunca bir süredir arkadaş olduğumuz ve son derece kibar bir adam olan sahaf "Bedavaya al götür o plağı dükkanımdan.." dedi. "Değil mi ki bu Nilüfer, Reha Muhtar'la birlikte olacak kadar midesiz ve aptal biriymiş, onun plağını dükkanımda istemiyorum!" (Gerçekten yaşanmış bir olaydır)

Her nedense Vatan gazetesinde bu çirkin ve sevimsiz adamın 'insan' yerine konduğunu, hatta orada "muteber yazar" muamelesi gördüğünü, biraz garipseyerek de olsa farketmiştim ama üstünde durmuyordum. Eskaza televizyonda yüzünü görmek veya sesini duymak zorunda kalmadığım sürece Reha Muhtar beni rahatsız etmiyordu.


Afrika savanlarında yaşayan sırtlanlar veya suaygırları gibi düşünün: Sizden uzakta oldukları sürece bu hayvanların çirkin görünüşleri, iğrenç kokuları ve üstlerinde taşıdıkları binbir çeşit mikrrop sizi nasıl rahatsız etmezse; benden uzak olduğu sürece Reha Muhtar da bana bir rahatsızlık vermiyordu.

Afrika'nın sırtlan ve suaygılarında bulunan pek çok özelliği bünyesinde barındırsa bile, Reha Muhtar'ın o hayvanları da aşan özellikleri olduğunu farketmem için, bir arkadaşımın beni uyarıp "Yahu Reha Muhtar'ın pazar günkü yazısı senin yıllar önce yazdığın yazıdan arak değil mi?" demesi gerekiyormuş meğer...

24 Ocak 2010 pazar günü Reha Muhtar "Güzel Esmeralda'nın üç erkek arasında kalan bahtsız öyküsü..." diye bir yazı yazmış...

(Evet, ben de farkettim, başlık bozuk bir Türkçe'yle yazılmış. "Üç erkek arasında kalan güzel bahtsız Esmeralda'nın öyküsü" falan olsa daha iyidi. Bu haliyle "üç erkek arasında kalan şeyin Esmeralda değil de sanki "Esmeralda'nın öyküsü" olduğu gibi tuhaf bir izlenim çıkıyor ortaya. Üstelik de "bahtsız" sıfatı Esmeralda'ya değil de "öyküsüne" iliştilmiş. Ama durun bir dakika: Reha Muhtar'dan bahsediyoruz. Demek ki şu an "iyi ve doğru yapılmış" herşey bizim konumuz dışında...

Vay anasını sayın seyirciler! Meğerse bizim Quasimodo tipli Reha, benim 23 Ağustos 2004'te yazdığım yazının aynısını aparıp bir de üstüne benim çevirdiğim şarkı sözlerini oturtmamış mı?

Kendisini ayakta alkışlıyoruz.. Bravooo!!!! Bravoooo!!!
Reha Muhtar, benden yaptığın bu araklamacılık, "yılın gazetecisi" ödülünü kazanmana yetmiyorsa, Gazoz Ağacı websitesindeki bütün yazılar kurban olsun sana! Araklayıp araklayıp yaz!

Ha bu arada, cahil hipopotama hatırlatalım: "Quasimodo" kelimesi Fransızca değildir, Latince'dir. QUASI ve MODO kelimelerinin Victor Hugo tarafından büyük bir ustalıkla yanyana getirilmesinden oluşmuştur. Aynı zamanda usta bir mason olan Victor Hugo'nun o romanı, semboller ve göndermelerle doludur. Muhtemelen senin kafan bunların çoğuna basmaz.

Ama al sana ev ödevi: Frollo, kilise kapısında bulduğu bu çarpık çurpuk bebeğe "Quasimodo" adını verirken, Victor Hugo bize sözcükle hangi mesajı veriyordu? Öğrenip yaz da, okurların iyice bir aydınlansın...

Başka yerden araklayıp "sanki kendin bulmuş" gibi yazarsan da kabulümüz. Ne de olsa senin hep yaptığın bir şey bu!

  MÜZİK
Bon Jovi: You Give
Nothing Compares
Balkan Sendromu
  YAŞAM
Maymunlar, Cassandra
Çalışmak
Ne Alakası Varsa
  SİNEMA
Kill Bill
Bir Erotizm Efsanesi:
Clint Eastwood
  EDEBİYAT
Feminizm Nedir?
Benim Borcum Yoktur
STYX - Grand Illusion: Hayatımız Bir Yalan mı?
  CİNSELLİK
Koca Arayan Kadınlara
Arkadaşının Aşkıyım
Teknoloji Sayesinde
  VİDEO

The Cars (1984)

Laura Branigan:

Gökben

Nil Burak - Tatlı Tatlı