Issız Adam filmi 2008 yılında vizyona girince büyük ilgi gördü.
Bu filmden aldıkları gazla eski şarkıların büyüsüne kapılan arkadaşlara neşeyle el sallıyoruz buradan...
Oktay Tekcan'ın Nerde O Eski Şarkılar? yazısının 2004 tarihli olduğunu hatırlatalım bu arada...
Issız Adam filminde Nil Burak'ın söylediği Yalnızım Ben ve
Semiramis Pekkan'ın söylediği Bana Yalan Söylediler adlı şarkılar Nostaljinin Sesi sitesinde yıllardır satıştaydı zaten.
Bu arada meraklısına ufak bir not:
Semiramis Pekkan'ın Bana Yalan Söylediler adıyla seslendirdiği parça esasen José Feliciano'nun The Gypsy (Çingene) adlı şarkısı olup Selçuk Ural tarafından da Son Şarkı adıyla seslendirilmişti.
Bilindiği kadarıyla; Semiramis Pekkan, Selçuk Ural, Çağan Irmak ve dahi bu kişilerle iş yapan diğer yapımcılar José Feliciano'ya tek kuruş telif ücreti ödemediler.
Issız Adam filminde teklifsizce kullanılan bir diğer şarkı da Michel Fugain'in Une Belle Histoire adlı şarkısı... Gazoz Ağacı'nı takip edenler bu şarkının öyküsünü ve anlamını 2006 yılında okumuşlardı.
Bkz. Michel Fugain: Une Belle Histoire
Issız Adam filminden sonra eski plaklara, pikaplara ve gramofonlara bir ilgi patlaması olduğu da çeşitli yerlerde yazılıp söylendi.
Filmden etkilenip 'plak işlerine' sardıran çok sayıda kişi bu konulardan hiç anlamadığı için kendilerini epey rezil etmişler etraftan duyduğum kadarıyla.
Bu kişilerin daha fazla komik durumlara düşmemeleri için kendilerine bazı notlar iletmek isterim:
Pikap ve gramofon farklı şeylerdir. Bu ikisini birbirine karıştırmayın. Gramofon denilen alet 78 devir taş plakları çalmaya yarar. Bu aletlerin çoğu günümüzde bozuktur. Dekoratif amaçlı olarak replika gramofonları seyyar satıcılarda bile bulmak mümkün. Ama bunlar müziksel açıdan işe yaramaz.
Pikap ise 45 veya 33 devirli vinil plakları çalmak için kullanılır. Taş plaklarla vinil plakları yüz metre öteden bakarak bile ayırt etmek mümkündür. Ama siz acemiler hangi plağın hangi çeşit olduğundan emin değilseniz sakın ola pikaba veya gramofona paldır küldür yerleştirmeyin. Ya iğneyi kırarsınız ya plağı haşat edersiniz. En iyisi önce bir bilene sorun.
Taş plaklar (78'lik olurlar) vinil plaklar (33'lük veya 45'lik olurlar) birbirinden farklıdır. Şekil ve işleyişleri birbirine benziyormuş gibi görünse de arada teknoloji ve format farkı vardır. Denilebilir ki aradaki fark floopy disketle CD-rom arasındaki fark gibidir.
- Burada adı geçen 78, 45 ve 33 sayıları, plağın dakikada dönüş sayısını belirtir.
- Herhangi bir sahaf dükkanına girip "Yeni plak var mı?" demeyiniz. Açılmamış ambalajda plak sormayınız. Arkanızdan çok fena gülerler. Çok özel edisyonlar bir kenara bırakılırsa Türkiye'de plak basımı 1987'de sona erdi. Dolayısıyla en yeni plak 20 yıldan daha yaşlı vaziyette.
- Parasını bastırıp 100-200 plağı aynı anda satın almak sizi 'koleksiyoncu' yapmaya yetmez! Sahip olduğunuz materyelin 'ruhunu' anlamanız ve doğru değerlendirmeniz gerekir.
- Plaklar, artık seri üretimi olmayan koleksiyon materyelidirler. Fiyatları ise hangi sanatçının hangi albümü olduklarına, fiziksel kondüsyonlarına vb. Bağlı olarak değişmektedir. Plakların fiks ve standart fiyatları yoktur.
- Dedenizin bodrumunda bir sürü tozlu plak buldunuz diye kendinizi hemen zengin olmuş zannetmeyin. Her eski plak mutlaka değerli demek değildir.
- Internet üzerindeki müzayede sitelerinde plak alışverişi yapabilir, orada oluşan fiyatlara bakarak elinizdeki veya almayı düşündüğünüz plakların fiyatları hakkında bir fikir edinebilirsiniz.
- Tıpkı emlak veya ikinci el otomobil piyasasında olduğu gibi, iyi bir alışveriş için plaklar konusunda bilinçli bir alıcı/satıcı olmanız gerekir. Bu konularda bilinçlenmek ise oturduğunuz yerden iki dakikada gerçekleştirebileceğiniz bir iş değildir.
Plaklarınızla hoş saatler geçirmenizi dilerim...