ANA SAYFA
|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Bir zamanlar öyle bir münazara konusu vardı:
Sanat kelimesini bu şekilde polemik yapmak için kullanırsanız kafalar karışır. Ama herhalde şöyle bir soruyu sorabiliriz: Sinema, sanat mıdır? Yoksa sinema 'para kazanmak' amacıyla yapılan ve eğlence sektöründe değerlendirilmesi gereken bir endüstri kolu mudur?
Bu soru size gereksiz gelmesin... Bir sinema filmini değerlendirirken bir sanat eserinden mi bahsediyoruz yoksa bir ticari faaliyet ürününü mü irdeliyoruz? İşte bunu bilmek ve ona göre konuşmak lazım.
Sinema söz konusu olduğunda konunun can alıcı noktası şu:
Bu özellik, sinemayı çok etkili ve büyük bir propaganda aletine dönüştürmekte.
Ve biz insanlar, kendi görüşlerimizin aksi yönündeki propaganda faaliyetlerine kızgınlık ve nefret duyma eğilimindeyiz.
(Çünkü kendimizi çok akıllı ve zeki buluyoruz. Ama bizim dışımızdaki insanların -genelde dünya kamuoyunun- genellikle aptallardan ve gerizekalılardan oluştuğunu.. ve bu saf ve ebleh kitlenin 'iyi organize edilmiş bir propagandaya' kolaylıkla kanacağını düşünüyoruz...)
İşte bu yüzden, sinema filmlerini eleştirirken veya överken, aslında bir propaganda makinasından bahsettiğimizin farkındayız. Ama bunu itiraf etmek de işimize gelmiyor.
En sonunda Kurtlar Vadisi Irak filmini seyrettim. Sinematografik ve estetik olarak son derece boş ve havada bir hikaye. Ama zaten bunu bir sanat eseri olarak değerlendirmeyi düşünmemiştik, değil mi? Ama Irak'taki durumu çarpıtarak kurulmuş gerçekdışı bir olay örgüsü üzerine sığ bir tarikat propagandası oturtur ve kamuoyunda yükselen Amerikan aleyhtarlığını ve anti-Amerikan hissiyatı paraya tahvil etmek istersek... 'Kurtlar Vadisi Irak' filmi hedefi tam on ikiden vurmuş görünüyor. Ticari başarısını kutlamamız gerek. "Evet ama bu filmde bahsettiğiniz olaylar hakikaten böyle mi? Siz bu filmde ırkçılık yapmıyor musunuz?" sorusuna yapımcının vermiş olduğu cevap çok manidardı: "Bu, sadece bir film." (This is just a movie) Sinemanın 'kitlesel bilinçaltına yönelik bir propaganda aracı' olabileceğini bilen fakat 'bilmiyormuş' gibi yapan bir yaklaşım. Para kazanmak amacıyla ekrana veya perdeye herşeyi ama herşeyi istediğimiz gibi yansıtma ama bunun sorumluluğunu almaktan kaçıp
Sinemayı bir SANAT olarak görüyorsak, sinemada yalan söylenmesine ve ırkçılık yapılmasına hiç tahammül gösteremeyiz zaten. Burada işaret ettiğim şey ticari etikle ilgili bir soru: Gişe getirisi sağlayacak diye, film yaparken yalan söyleme ve ırkçılık yapma özgürlüğümüz olabilir mi? Sonra da "Bu sadece bir film.." deyip işin içinden çıkabilir miyiz? "Evet ama Hollywood yıllardır böyle yapıyor..." mazeretine sığındığımızda; Midnight Express, Lawrence of Arabia veya Ararat gibi filmlerinin yapılma mantığını da onaylamış olmuyor muyuz bir yandan? |