Her sene patladı, patlayacak deyip durduğumuz turizm battı, gitti!
İyi ama perşembenin gelişi çarşambadan belli değil miydi?
Bu memleket turizm sektöründen para kazanmak istiyorsa, bu işi ciddiye alacak. Ciddiye almak ne demek?
Komplekse kapılmadan, lafları evirip çevirmeden, suçu başkalarına atmadan işin esasını dosdoğru ortaya koymak demek...
Nerelerde hata yaptığımızı samimi olarak araştırmak, çocukça mazeretlere sığınmadan sorunların üstüne gitmek demek...
Bir takım saplantılardan ve yanlış fikirlerden kurtulmak demek...
Şimdi bir defa açıkça söyleyelim: Konukseverlik falan palavra! Bizim halkımız yabancıları ve turistleri insan olarak sevmiyor!
Kamuoyu araştırmalarında da görülüyor zaten: Turistlerin ahlaksızlık ve pislik getirdiğine dair bilhassa Anadolu'da çok yaygın bir görüş var.
Biz turisti sevmiyoruz, hayır!
Bizim istediğimiz şey, turisti kazıklamak ve turistin karısını-kızını götürmek(!) Bunu seviyoruz biz.
Yıllarca ucuz gazeteler yazıp durdu: "Alman Helga Türk erkeklerine bayıldı!" Bunun sonucunda cahil erkeklerimiz gaza gelip sayısız tecavüz ve taciz olayına girişmedi mi? Hala bu türden rezil haberleri televizyonlardan, gazetelerden görmüyor muyuz?
Bakın mesela Marmaris'te sivil toplum örgütleri "Hanutçuların turistleri rahatsız etmesine son verilsin" kampanyası yapıyor. En büyük tepki esnaftan geliyor: "Sezonluk bu kadar masraf yaptık. Biz bu parayı çıkaramayacak mıyız?"
Düşünün bir kez: Bizim esnafımız, turisti rahatsız etmeden para kazanılabileceğini aklına bile getiremiyor! Bu kadar dar görüşlü, bu kadar haris ve bu tutumun ne sonuçlara yol açtığını göremeyecek kadar aptal...
Lokantacısı, büfecisi, bar sahibi, tekne sahibi, minibüs şoförü vs. aynen bu kafadan gidip fiyatlarını artırdıkça zarar üstüne zarar ediyor. Neticede Türkiye "çok kalitesiz hizmeti çok pahalıya satmaya kalktığı" için, 'kalite arayışı içinde para harcamaya istekli' turistleri kaçırdı.
Turisti kazıklayıp kaçırdıkça akıllandık mı? Ne gezer?
"Çok turist gelsin.. Nereden ve nasıl gelirse gelsin.." dedik.
Bu uğurda hiç para getirmeyecek akılsızca uygulamalara giriştik. 'Turist nasıl olsa turisttir' diyerek, kendi ülkelerinde bile makbul insan sayılmayan tipleri Türkiye'ye getirmeye kalktık. Hala da aynı kafayla devam ediyoruz.
Bakın geçenlerde başka bir gelişme oldu, televizyonda izledim. Didim'de mülk sahibi olmuş İngilizler, kendi mülklerini Internet üzerinden başka İngilizlere sezonluk olarak kiralıyorlar. Bu alışverişten iyi para kazanıyorlar. Ama ne kendi ülkelerinde ne de Türkiye'de tek kuruş vergi ödemiyorlar.
O evleri kiralayıp Türkiye'ye gelen İngilizler de konaklama parası vermeden.. ve kendi memleketlerinde bir hafta geçinemeyecekleri parayla Türkiye'de bir sezon geçiriyorlar.
Romanya'dan, Moldovya'dan 'turist' diye gelen sefiller ise Türkiye'de dilencilik ve sokak çalgıcılığı -muhtemelen hırsızlık ve yankesicilik- yapıyorlar.
Bizim yetkililerimiz ise daha hala 'turist göndersin' diye gidip İran cumhurbaşkanına yalvarıp yakarıyorlar.
Türk turizminin gelip dayandığı nokta budur! Milletçe hayrını görüyoruz...
Bu durum sizin içinizi sızlatmıyor mu?