ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Şarkılar ve Öyküleri
Nostaljinin Sesi Blog
Müzik ve Ötesi Not Defteri
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ferdi Özbeğen

Zeki Müren

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Semiramis Pekkan

Yıldırım Gürses

Başrolde Emel Sayın

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Ümit Besen

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
BİLİMSEL DEDİKODU

İkinci Dünya Savaşı öncesinden bir kesit alıp hafif bir şekilde inceleyelim, bakalım o günlerde neler olmuş...

Eminim hepiniz Albert Einstein adını bilirsiniz ama merak ediyorum 'Leo Szilard' adını duymuş olanlarınız var mı? Yanda, kendisinin yaşlılık zamanlarında çekilmiş bir resmini görmektesiniz. Kendisi aslen Macardı, Almanya'da okudu ve çok başarılı bir fizikçi oldu. Hitler'in iktidara geleceğini anladığı anda da bavulunu toplayıp Londra'ya gitti. Oradaki bilimsel çevrelerde zaten tanınan bir kişiydi.

1933 Eylül'ünde British Association'da, Lord Rutherford'un verdiği bir konferansı dinliyordu. (Lord Rutherford da çok büyük bir fizikçidir) Bu konferans sırasında Rutherford "Atom enerjisi asla gerçek olamaz.." gibi bir cümle sarfetmişti. Szilard, hele saygın bilimadamlarının "asla" kelimesini kullanmasını kabul edemiyordu, bunu bir çeşit dogma sayıyordu. Sırf bu yüzden, atom enerjisi konusunu kendine takıntı yaptı.

Hani bilirsiniz: bir konuda takıntı yapınca, siz istemeseniz de, aklınız başka şeyleri düşünmek istese de, zihninizin derinliklerinde bir yerde, beyniniz bu konuyu irdeler durur.. Szilard'a da böyle oldu ve ilham en olmadık bir yerde, yaya geçidinde kırmızı ışıkta beklerken geldi: Ya atom çekirdeğini, ağır bir nötronla çarpıştıracak olursak, çekirdekte başlayan kırılma zincirleme reaksiyon şeklinde diğer atomlara da sıçramaz ve zincirleme bir reaksiyonu başlatmaz mıydı?

'Zincirleme reaksiyon' terimini ilk kullanan ve bunun patentini alan kişi Leo Szilard'dı. Buluşunun patentini aldı ve saklanması için Kraliyet Deniz Kuvvetlerine teslim etti. Bu buluşun şimdilik saklı kalmasını istiyordu, çünkü savaşın başlamak üzere olduğunu anlamıştı. Bu buluş, bu fikir, düşmanın eline geçmemeliydi.

Ancak hayat sürprizlerle doludur ve siz dünyanın en akıllı adamı olsanız bile, sizin aklınıza gelen herhangi bir fikir, başka birinin de aklına gelebilir. Nitekim İtalyan fizikçi Enrico Fermi (ki kendisi 1938 Nobel fizik ödülü sahibidir. Radyum üzerinde çalışıyordu. O da Mussolini İtalyasından kaçacak, 1939'da Amerika'ya gidecekti) biraz başka nedenler ve yöntemlerle uranyum atomunun parçalanması üzerinde teorik çalışmalarını tamamladı.

Leo Szilard, Fermi'nin makalesinin yayınlanmasını engellemenin mümkün olup olmayacağını düşündü. Yani, bilimsel bir makaleyi sansürle engelleme yolunu denemek istedi. Bunu yaparken 'barışçı ve insancıl' amaçları olduğuna kuşku yok. Özgür düşünce yanlısı ve dogmalara karşı bir bilim adamının, insanları korumak adına 'sansür' istemesi ne kadar garip bir durum değil mi?

Demokrasi olsun, fikir özgürlüğü olsun ve bilginin paylaşımı gibi şeyler serbest olsun.. Tabii bunu hepimiz isteriz. Peki ya siz, nükleer enerjiyi keşfeden insan olsaydınız, bunun ne anlama geldiğini de bilseydiniz, tam o sırada başka biri, sizin gizlemeye çalıştığınız 'tehlikeli olabilecek' icadı gerçekleştiriverirse ne olacak?

* * *

Hikayenin ikinci perdesi, 1939 Temmuz'unda oluyor. Uranyum fizyonunun keşfinden altı ay sonra, Amerikan gazeteleri ve dergileri atom enerjisinin geleceğini açık açık tartışmaya başladılar. Gene de o sıralarda pek çok Amerikan fizikçisi atom enerjisi veya atom bombası yapımının mümkün olmadığını düşünüyordu.

Leo Szilard ise bu konuda Amerika'nın pasif kalması karşısında rahatsızlık duyuyordu çünkü Nazi Almanya'sı her an bu bombayı yapabilirdi. O sıralarda Almanya'nın Polonya'yı işgal ederek İkinci Dünya Savaşı'nı başlatmasına (Eylül 1939) çok az kalmıştı. Ve Almanlar, Çekoslovakya'dan uranyum cevheri satışını durdurmuşlardı. (Çekoslovakya o sırada fiilen Alman kontrolünde, zengin uranyum yataklarına sahip. Almanlarsa uranyumun dışarı çıkmasını istemiyor)

12 Temmuz 1939 günü Leo Szilard, yakın dostu Macar fizikçi Eugen Wigner'in kullandığı arabayla Albert Einstein'ın yazlık evine gidip kapısını çaldı. Einstein o sırada Long Island'ın kuzey ucunda, Peconic'te tatil yapıyordu. Konuklarını atlet ve pijamayla karşıladı.

Szilard, Einstein'a uranyum araştırmalarının son durumunu anlattı ve atom bombası yapımının artık mümkün olduğunu açıkladı. Durumun ciddiyeti gözönüne alınırsa, Szilard'ın ricası çok mütevazı kalıyor: "Lütfen şahsen tanıdığınız Belçika Anakraliçesini uyarın, Belçika Kongo'sundaki geniş uranyum cevheri stoklarının Nazi'lerin eline geçmesini önleyecek tedbirleri alsınlar.."

Einstein bu fikre uydu ama işin kolayına kaçtı ve Belçika büyükelçisine bir mektup yazdırdı. Almanca olarak dikte ettiği mektubu, Wigner oracıkta yazdı.

Birkaç gün içinde anlaşıldı ki, durum çok daha ciddidir. Başkan Roosevelt'in danışmanı Alexender Sachs, Leo Szilard'a dedi ki "Lütfen Bay Einstein'e söyleyin, doğrudan Başkan Roosevelt'e durumu anlatan bir mektup yazsın. Onu dinlerler. Söz veriyorum bu mektubu Başkan'a ben kendi elimle götüreceğim."

Eğer Başkan'ın dikkatini çekebilirlerse, Belçika'nın elindeki uranyum ufak bir mesele olacaktı. Szilard dört sayfalık bir müsvette mektup yazdı ve 19 Temmuz'da Einstein'a postaladı. Mektubu alan Einstein, Sziard'a telefon ederek bu konuyu yüzyüze görüşmek istedi.

Temmuz'un son günlerinde Szilard, Einstein'in yazlığına gene gitti. Bu sefer şoförlüğünü başka bir Macar fizikçi Edward Teller yapıyordu çünkü Wigner o sırada şehir dışındaydı. Einstein onları gene sandaletleri ve pijamalarıyla karşıladı. Misafirlerini verandaya alıp, onlara çay ikram etti.

Einstein, Başkan'a mektup yazılmasında istekliydi. Pasifist ve silah karşıtı olmasına rağmen, nükleer silahların yalnızca Almanlarda olmasını kabul edemezdi. (Yaa, sevgili dostlar.. Einstein'ın bir takım laflarını e.maillerle dolaştırıp, onu Amerikan aleyhtarı falan sanıyorsunuz. Nazi'lerden canını zor kurtarmış bir Musevi olarak, üniformalara antipati duyabilirdi çünkü üniformalar ve askerler ona NAZİ'leri hatırlatıyordu. Mesele savaşa gelince, Amerika'nın silahsız kalmasına gönlü razı olamazdı.)

Szilard'ın dört sayfalık müsvettesini gereğinden uzun ve biraz da saçma bulmuştu. Kısa bir metni Almanca olarak dikte ettirdi ve Szilard da bunu kaleme aldı. (Editör bey, yazılarımı uzun ve saçma buluyorsanız, siz de Einstein gibi yapın, değil mi ama?)

Szilard bu metni tekrar tekrar üzerinden giderek İngilizce'ye çevirdi. Biri uzun biri kısa olmak üzere iki versiyon olarak Einstein'a yolladı. Einstein iki versiyonu da imzaladı ve uzun versiyonu tercih ettiğini söyledi. Szilard da 2 Ağustos tarihli bu mektubun uzun versiyonunu, Başkan'a iletmesi için Sachs'a teslim etti.

Tarihi bir belge olan bu mektup iki sayfadır. Aşağıda resimlerini görmektesiniz:


Hikayenin bundan sonrası maalesef mutlu sonla bitmiyor. Bu mektup, Başkan'a ancak 11 Ekim 1939'da ulaştı. (Bir ay önce Almanya Polonya'yı işgal etmiş ve savaş başlamıştı)

Başkan Roosevelt bir "uranyum komitesi" atadı ve deneyler için Szilard'a 6.000 dolar (evet, sadece bu kadar) ödenek çıkarılmasını onayladı. Bu parayla uranyum ve grafit alınacak ve deneylere başlanacaktı.

Sonraki iki yıl zarfında Amerikan yönetimi bu araştırmalara soğuk ve süpheci yaklaştı. Nihayet atom projesi 6 Aralık 1941'de başladı. Bombanın gerçekleştirilmesi 1945'e rastlar. O sırada Almanya zaten yenilmişti. Szilard, bombanın Japonlara karşı kullanılacağını anladı. Bunu durdurmak için elinden gelen herşeyi yaptı, ama artık çok geçti.

Kendi yarattığı, yaratılması için Amerikan Hükümeti'nden yardım istediği silah, artık onun kontrolünde değildi. Gerisini biliyorsunuz zaten.

  MÜZİK
Esmeray-Unutama Beni
Beat Müziğin Kökeni
Wind of Change
  EDEBİYAT
Aziz Nesin'den Bir Yazı
Geyik Muhabbeti
Stephen King
  SİNEMA
Türk Seks Filmleri
Sinema:
Unutulmaz Kung Fu
  YAŞAM
Kalp Kazanmak
Rakı Kültürü
Memleketi Edi ile Büdü
  CİNSELLİK
Bindik Bir Seksüele
Kılavuzu Karga Olanın
Sevginizi Anlatın Ona
  VİDEO

Mehmet Pekün: (1978)

Céline Dion &
Barbra Streisand

Sandra: Loreen (1985)

Mireille Mathieu

Best Memories

A Glimpse of

Ajda Pekkan

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION