ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
İşten Ayrılanların
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV

Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Al Bano-Romina Power

Ferdi Özbeğen

Zeki Müren

Ajda Pekkan'dan

Ajda Pekkan &

Semiramis Pekkan

Başrolde Emel Sayın

Yıldırım Gürses

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Arif Susam

Ümit Besen

The Best of MFÖ

Fecri Ebcioğlu Sunar

Edip Akbayram
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
FEMİNİSTLER NASIL ÇEVİRİR?

Allah feministlerden razı olsun, onlar sayesinde her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Mesela ben bugün aslında İngilizce bilmediğimi öğrendim.

Feminizm Nedir?

(Ne olmuş yani KPDS sınavından 98 aldıysan? Sen askerlik yaparken Milli Savunma Bakanlığı seni 'Çok iyi İngilizce bilir' diye addedip Tercüman Asteğmen yapmış ve NATO düzeyinde toplantılara sokmuş olabilir. Ne var yani? Bunlar senin İngilizce bildiğini göstermez ki..)

İşte elimde Alkım kitabevinin çıkarmış olduğu bir kitap:

ISBN 975-337-997-8 (kitabın içindeki ISBN 975-337-071-7)
yazarı Niccolo Machiavelli (1469-1527), kitabın adı:Prens
3.Baskı - Ocak 2001, çeviren Semra Kunt.. Hah, bravo! İşine bağlı bir kültür emekçisi. İşini profesyonel anlamda ciddiye aldığı(!) ve kişisel saplantılarıyla karıştırmadığı kesin.. (Başka türlü nasıl olabilir?)

Peki, arada benim gibi cahil ve münafık bir adam çıkıp da bu kitabı okuyunca ne olur?

Ne olacak? Benim cehaletim açığa çıkar! İşine duygularını asla karıştırmayan saygıdeğer bir hanım, hele Machiavelli gibi klasik ve teknik bir çeviri yaparken, metnin aslına sadık kalacaktır. Öyle kadınca saçmalıkları araya kesinlikle sıkıştırmayacaktır.
(Yani, kesin öyle olmalı, yoksa benim İngilizce bilmediğim ortaya çıkacak..)


NICCOLO MACHIAVELLI hakkında geniş bilgi için TIK'layın

Bakın, ben İtalyanca bilmem. Dolayısıyla Machiavelli'nin Il Principe adlı eserini orijinal dilinden okuyamadım. İngilizce versiyonu "The Prince" okudum. Metnin İngilizcesi INTERNET'te var.
Bkz. http://www.constitution.org/mac/prince00.htm

"Yaa Alper, sen bizi kandırıyorsun.. Belki de baktığın kaynak yanlıştı" diyenler için buyrun metni karşılıklı kontrol edebileceğiniz ikinci adres: http://www.fordham.edu/halsall/basis/machiavelli-prince.html

Bu metin W.K. Mariott tarafından İtalyanca'dan İngilizce'ye çevrilmiş. Anglosaxon akademik çevrelerde (ki onların bu konuyu çok ciddiye aldığını varsayıyorum) yıllardır ele alınan versiyon bu. Dolayısıyla metnin İngilizce'ye çevrilmesi sırasında gerek 'metin bütünlüğüne' ve gerekse 'kelime ve deyimlerin aslına' sadık kalınarak çevrildiğine inanıyorum. Tabii eğer W.K. Mariott da benim gibi anti-feminist bir karacahil değilse(?!)...

Buyrun, söz konusu eserin 17. Bölümün 4. Paragrafından bir bölüm:
...It may be answered that one should wish to be both, but, because it is difficult to unite them in one person, is much safer to be feared than loved, when, of the two, either must be dispensed with. Because this is to be asserted in general of men, that they are ungrateful, fickle (not constant), false, cowardly, covetous (greedly for money), and as long as you succeed they are yours entirely; they will offer you their blood, property, life and children, as is said above, when the need is far distant; but when it approaches they turn against you.

Şimdi, benim olmayan(!) İngilizceme göre bu metnin çevirisi şöyle olur:
... belki her ikisini de istememiz gerektiği cevabı verilebilir. Ancak sevgi ve korku bir insanın kişiliğinde nadiren birleşeceği için birini seçmemiz gerekirse, korkutmak sevilmekten daha güvenlidir. Çünkü insanlar genellikle nankör, riyakar, kaypak, sadakatsiz (yalancı /üçkağıtçı) korkak ve açgözlü oldukları için; söylendiği gibi, onlara ihtiyaç yokken, sizin için canlarını feda etmeye hazır olduklarını söylerler, ama onlara ihtiyaç yaklaştığında sizin aleyhinize dönerler.

Ah ne kadar maçoyum! Gerçekleri nasıl da saptırıyorum! Bakın Semra Kunt aslında buradaki nüansı görmüş. Aslında insanlar değildir kötü olan, sadece 'erkeklerdir' diyerek şöyle çevirmiş bunu:
...belki her ikisini de istememiz gerektiği cevabı verilebilir, ancak sevgi ve korku nadiren birlikte bulunacağı için birini seçmemiz gerekirse, korku yaratmak sevgi uyandırmaktan çok daha güvenlidir. Çünkü erkeklerin genellikle nankör, maymun iştahlı, yalancı, tehlikelerden kaçınmak için gayretli, onlara yararlı olduğunuz zamanlarda size bağlı ve daha önce söylediğim gibi tehlike uzaktayken sizin için kanlarını akıtmaya, mallarını canlarını ve çocuklarını feda etmeye hazır oldukları ancak onlara ihtiyaç duyduğunuz an size sırtlarını döndükleri doğrudur.

Tamam ya, ne kızıyorsunuz? Ne olmuş yani bu hanım 'men' kelimesinin yalnızca 'erkekler' anlamına geldiğini sanıyorsa? Ve de ne olmuş, sanki kendisini terkeden erkeğin arkasından söver gibi yazmak için fiilleri, sıfatları ve cümle yapılarını değiştirmişse?
Herkes arada bir hata(!) yapabilir değil mi?

Cehaletimi ve sabırsızlığımı lütfen hoşgörünüz..

Buyrunuz aynı eser, bölüm 25, sonuncu paragraf:
(Kalın yazılmış yere lütfen dikkat ediniz)
I conclude, therefore that, fortune being changeful and mankind steadfast in their ways, so long as the two are in agreement men are successful, but unsuccessful when they fall out. For my part I consider that it is better to be adventurous than cautious, because fortune is a woman, and if you wish to keep her under it is necessary to beat and ill-use her; and it is seen that she allows herself to be mastered by the adventurous rather than by those who go to work more coldly. She is, therefore, always, woman-like, a lover of young men, because they are less cautious, more violent, and with more audacity command her.

Benim eksik ve yanlış (!) İngilizceme göre bu metin Türkçe'ye şöyle çevrilir:
Şans değişken ve insanlık kendi yöntemlerine sadık olduğundan, ikisi uyuştuğu sürece insanların başarılı, ama ayrı düştükleri zaman başarısız olacakları sonucuna varıyorum. Kendi adıma, tedbirli olmaktansa cesur olmanın daha iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü şans bir kadındır ve onu elinizde tutmak istiyorsanız, onu dövmeniz ve ona kötü davranmanız gerekir; ve görülür ki ŞANS kendine efendi olarak, işine soğuk bir dikkatle sarılanlardan ziyade, maceracıları seçer. O yüzden her zaman, tıpkı bir kadın gibi, genç erkekleri sever çünkü onlar daha az tedbirli, daha sert (zalim) olurlar ve ona daha cüretkar ve cesur bir şekilde hükmederler.

(Laf aramızda, Machiavelli Usta, siyaset bilmini ve insan doğasını çözmekle kalmamış, kadın milleti hakkında da ahkamını kesmiş... Eee, o adamın mezar taşında "Hiçbir övgü bu adın büyüklüğüne erişemez" diye boş yere yazmıyor.)

Şimdi, bu yukarıda belirtilen fikre katılırsınız veya katılmazsınız. Ama yukarıda yazan budur. Ancak Semra Hanım farklı düşünüyor olsa gerek ki burayı bakın nasıl çevirmiş:
Öyleyse, şans değişken ve insan yöntemleri bakımından değişmez olduğu için, insanların zamanın gereklerine uydukları sürece başarılı, uymadıkları zaman da başarısız olacakları sonucuna varıyorum. Yine de tedbirli olmaktansa cesur olmanın daha iyi olduğunu söyleyeceğim. Çünkü, şans bir kadındır ve onu kazanmak isteyen, ısrarla istemeli ve peşini bırakmamalıdır. Onun düşünceli hareket edenlerden daha sık bu şekilde davrananlar tarafından kazanıldığını gözlemleyebiliriz. Bir kadın gibi o da genç erkeklere eğilimlidir çünkü onlar daha az tedbirli, daha serttirler ve onu daha cesur yönetirler..

* * *

Bakın, ben cahil bir adamım, baştan söylüyorum. Çevirmenlik yapan kişinin, çevirdiği metne veya sözlere katılsa da katılmasa da, orijinaline sadık kalması, kendince anlamlar yüklemeye KALKMAMASI, hele anlamları tersyüz etmeye hiç tevessül ETMEMESİ gerektiği gibi salakça(!) fikirlerim var.

Ama anlaşılan ben İngilizceyi bilmiyorum ya da bu hanım Machiavelli'nin ruhunu "daha iyi" kavradığı düşüncesiyle, metne kendince yorumlar katıyor. İşine gelmeyen yerleri de çıkarıp atıyor.

Ya da en kötüsü, "Bunu olduğu gibi çevirirse, bir takım cahillerin(!) büsbütün yoldan çıkacağını" düşünerek, 'feminist ahlak polisi' olmaya soyunuyor.

Gülünç! Acınası! Zavallı bir çaba!

* * *

Ne diyorduk?

Hah, kişisel duygularını ve saplantılarını çeviri yapmak gibi 'teknik' bir işe karıştırmamak, kişinin yaptığı işe saygı duyması, meslek ahlakı ve onuru falan diyorduk değil mi?

Olabilir ki benim bildiğim İngilizce, aslında İngilizce değildir de Mingilizce'dir. Eh o zaman da ben öğrenmeye baştan başlarım:
- What is this? This is a book!

Siz de lütfen bildiğiniz gibi devam edin:
- Semra kitap çevir.. Çevir Semra, çevir (kazı yanmasın)
- İşine gelmeyen yerde kafana göre takıl..
- Takıl Semra, takıl

EY ALKIM KİTABEVİ! UYAN DA BALIĞA GİDELİM!!!!
Okurlara biraz olsun saygınız varsa, bu saçma sapan çeviriyi derhal yayından çekersiniz.

(Bu arada aklıma geldi, benim yazılarımı 'sekssist ve ırkçı' bulduğu için yayınlamayı reddeden -ki o sırada benim yazılarımı iki yıldır yayınlamaktaydı- o meş'um 'feminiz' editöre buradan bir nanik yapayım! Siz aynen böyle devam edin, şahane gidiyorsunuz, önünüz kesinlikle selamet!!!!)

Siz feministler herşeyi daha iyi bilirsiniz. Herşeyin en iyisini de hep siz bilirsiniz! En uzağa siz gidersiniz, en çabuk da siz dönersiniz!

Benim gibi cahil maçolar hiçbir şeyden anlamaz zaten !

  CİNSELLİK
İnsan Neden Evlenir?
Aşkınızı Sokun
Böyle Kutlanırmış
  MÜZİK
One Way Ticket
Cutting Crew - Died
California Dreamin'
  SİNEMA
Clint Eastwood
Türk Sineması Nereye?
Sinemanın
  YAŞAM
Yavşak Kime Denir?
Lafı Ters Anlayanlara
Bekarlara Özel Tarifler
Dizi Dizi İnciyim
  VİDEO
Ayten Alpman
Toto Cutugno
Renee & Renato
  EDEBİYAT
Nobel Edebiyat Ödülü
Aziz Nesin'den Bir Yazı
Geyik Muhabbeti

Best Memories

A Glimpse of

Ajda Pekkan

Enrico Macias &
Ajda Pekkan

Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION

The Beach Boys

BoneyM

Sezen Aksu - SERÇE

Her Dem Yeni Türkü

Beş Yıl Önce

Best of STYX