ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Ajda Pekkan'dan

Semiramis Pekkan

Fecri Ebcioğlu Sunar

Başrolde Emel Sayın

Yıldırım Gürses

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Best Memories
Alper EĞMİR logo
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
AŞK - MEŞK YAZISI

Kendini akıllı ve duyarlı zanneden bazı zirzoplar çıkıp da
"Sen ne duygusuz bir adamsın..." diyecek olurlarsa burunlarına dayamak için oturup bir aşk-meşk yazısı yazayım dedim.

Gerçi benim yazdıklarım, medyamızdaki saçlı-sakallı "en hisli duyguların incelikli yazarları"nın döktürdüğü incilere benzemez.

Dimağda buruk bir tat bırakabilir, benden uyarması.


Kimi kadın inanmayan gözlerle sorar: "Peki sen aşka inanıyor musun?"

Bu soru da bana tıpkı "Sen depreme inanıyor musun?" demek gibi gelir.

Bir takım insanların hiç aşık olmadan ömürlerini tamamlamaları mümkün...

Nasıl ki dünyadan gelip geçen insanların hatırı sayılır bir kısmı ömürlerinde deprem yaşamadılarsa...

Ama nasıl ki hayatında hiç deprem yaşamamış insanlar "Ben depreme inanmıyorum.." diye saçma sapan bir laf söylemiyorlarsa...

... hayatlarında hiç aşk yaşamamış insanların da "Ben aşka inanmam!" demeleri bana saçma geliyor.

Hiç gitmediğin halde Himalayalar diye bir takım dağların var olduğuna inanıyorsun da, hiç aşık olmadın diye aşka inanmayı niye reddediyorsun?

Evet, ben depreme inanırım. Nasıl inanmam? Başıma geldi...

Nereden, ne zaman, ne şiddette geleceğini bilemezsin.. Gelirse kaçamazsın! O, sen beklemediğin bir sırada gelir, seni en hazırlıksız halinle yakalar. Seni sarsar, ayaklarını yerden keser.. Etrafındaki herşeyi yıkıp döker.. Sonunda çekip gittiğinde, hayatının geride kalan parçalarını gözyaşları içinde toparlamak kalır sana da...

Aşk işte böyle bir şeydir! Ve üstünde biraz düşünecek olursanız, aslında pek de özenilecek bir şey de değildir.


Bazen de çıtıpıtı bir kız çıkar "Hayatımda hiç aşık olmadım. Ben aşk istiyorum" der.

(Genellikle siz mevzuuyu o bildiğiniz ince yollara getirmek üzereyken, bahane bulmak için bunu söylüyorlar gibi gelir bana da..)

Buna büsbütün kızarım.. Şuna bak! Aşk istiyormuş... Sevsinler.. Aşk dediğin şeyi yaşamak cesaret ister, mangal gibi yürek ister. Nerde sende o yürek? Sen sarhoş olmaktan korktuğun için hayatında içki bile içmemişsin.

(Ne alakası mı var? Sarhoş olmak ne demektir? Hareketlerini kontrol edememek, ağzından çıkan laflara hüküm geçirememek değil mi? Normal şartlar altında aklıbaşında insanların yapmayacağı şeyleri yapmak, gülünç duruma düşmek değil mi? Aleme rezil, soytarı olmak? Ama gene de bütün bunlara boşvermek? İşte sarhoş olmaktan bu yüzden korkarsın, o durumlara düşmek istemezsin...)

Ama behey salak! Aşık olmak bundan farklı bir şey mi sanıyorsun? Hayatında bir kere bile sarhoş olamamış biri, aşkı nasıl göze alabilir ki?

Aşık olmak, gözü kararmaktır.. Dünyadaki herkesi ve herşeyi hiçe sayabilmek demektir... (Hani derler ya, Aşk anarşisttir.. aynen öyle)

Düzenli ve düzgün bir hayatı sakin sakin yaşamak isteyenlere göre bir şey değildir aşk... Bunu bilelim de, birileri bize "aşkın niye evlilikle yürümediğini, evliliğin aşkı neden öldürdüğünü" soracak olurlarsa cevap vermeye hazırlıklı olalım.


"Ay ben evliyim (ya da 'evlenmek istiyorum') ama aşk da olsa ne güzel olur..." Haydi oradan! Olmaz o!

Sakin limanları tercih edenler, KEŞFETMENİN ve maceranın tadından ve hazzından peşinen vazgeçmişlerdir. Onlara ancak Discovery channel veya aquapark gerek, fazlasını bünyeleri kaldırmaz.

Diyeceksiniz ki, kadınların aşktan anladığı bu değildir... Ya nedir?

Kadının 'Aşk' dediği şey, erkeğin kendisine vurulması, bağlanmasıdır. Kadın erkeğe değil, onun ilgisine, 'göz kamaştırıcı' güzelliği (!) karşısındaki acizliğine, erkeğin kendisine duyduğu aşka, 'aşık' olur.

Burada bir de Hull teoremi söz konusu olur: Kadının erkeğe duyduğu aşk(!), erkeğin cüzdanındaki şişkinliğin lineer bir fonksiyonudur.

Kendi egosunun sürekli okşandığı bir tür narsizmdir kadının aşktan anladığı.. İlişkiyi ayakta tutan aşktır ama erkeğin aşkıdır bu aşk... Adamın aşkında dozaj düşüşleri olduğu anda da ilişki çığrından çıkar zaten.

Bir kadın sana "Evet ama ben aşk istiyorum" derse, işte bunu anlayacaksın!

Bir de "Sen hala bir arayış içindesin. Henüz kendini bulamamışsın.." diyen kadınlar vardır.

Bu lafın meali de "Bu dediğin fiyata, o iş olmaz.." demektir.
(Yaa, bu yazımızda gençlere de böyle bir eğitim hizmeti verdik. Artık kendimle gurur duymamak için bir neden göremiyorum)

Tam bu noktada sevgili dostum Sinan'ın bana söylediği bir laf geliyor aklıma:
"Hele de otuzunu geçmiş kız kurularının 'Aşk istiyorum' dediği, 'Adam benimle cinsel ilişkiye girecekse (burada kendisi, Türkçe'de o fiili ifade eden diğer yaygın kelimelerden birini kullanmıştı) bari kulağıma bir iki tatlı söz söylesin...' demektir. Daha başka bir şey değil.." demişti.

Haklıydı sanırım.

Hee, bu aralar Charles Bukowski'nin Sıradan Delilik Öyküleri (Tales of Ordinary Madness) kitabını okuyorum. Çok mu belli oluyor?

  SİNEMA
Turkish Star Trek
The Reader – Okuyucu
Turkish Star Wars
  CİNSELLİK
Arkadaşının Aşkıyım
Varoşların Bekâr Kızları
Kadınlar Ne İster?
  MÜZİK
Türk Pop Müziğinde
5 Yıl Önce 10 Yıl Sonra
Eric Clapton - Layla
Şarkıların Tanrıçası
  YAŞAM
Psikiyatri: Modern
İstikamet Gökçeada
Sen Türkünü Söyle
  EDEBİYAT
Çevreciler ve
Renaud Mon Héro
Televizyon Dizileri:
  VİDEO

Nilüfer: Kar Taneleri

Dire Straits (1985)

Oscar Harris: Alta Gracia

Adamo (1965)

Esmeray-Unutama Beni

Joan Baez

Al Bano-Romina Power

Gazebo:
Gülden Karaböcek:
Ajda Pekkan: