Trafik tıkandı, bindiğimiz dolmuş ne ileri gidiyor ne geri.. İçimden Ya Sabır çekip pencereden dışarı bakıyorum. Vakit daha akşam olmamış ama benim yetişemeyeceğim belli oldu.
Cevat'ın yazıhanesine gidiyordum Kadıköy'e, notere varacaktık beraber. O iş yattı. İş gecikince araya bayram tatili girecek, iş uzayacak ohooo.. Canım sıkıldı yani.
Kapalı yerde kalmak bana ters gelmez de, böyle durumlarda bir de tanımadığın kişilerin falan konuşmalarına kulak misafiri olursun mecburi. Kimi insan sessizce oturup beklemeyi bilemiyor işte.
Arkadaki koltukta üç tane tıfıl var, biri ufak tefek bir kız.
Çan çan konuşuyor bunlar habire. Derken içlerinden biri
"Biz bu kafayla Avrupalı falan olamayız, almazlar bizi AB'ye.." dedi böyle hırçın ve asabi bir tavırla..
Ulan almazlarsa almasınlar, seni niye geriyor ki?
Hayır yani, bunları dinleyen de sanır ki memleketin her türlü meselesini hatmetmişler... Sen daha dün babanın yediği portakalda bilmemneyken bu memleketin aklıerenleri kime soruyorlardı bu meseleleri, kafan basıyorsa bunu bil bakalım..
Kısmet olmadı, ben okuyamadım. Okuyup da bunlar gibi olacaksam, iyi ki okumamışım, evelallah!.
Gördüm televizyonda nasıl okuyor bu tıfıllar: Hocanın biri yaşına başına, ak sakalına bakmadan göbek atıyor talebelerin önünde.. Talebeler de 'biz üniversiteliyiz..' deyip deyip kıvırtıyorlar. Cep telefonuyla şaklabanlık yapıyorlar. Bunların anababası da memleketten kimbilir ne zorluklarla para gönderip, eşe dosta akrabaya "Bizimki de üniversitede okuyor. Bu devirde kolay mı evlat okutmak?" diye sızlanıyorlardır.
Vakıa okumak kısmet olmadı ama iki defa Almanya'ya gitmek kısmet olmuştu bak, sonuncusu yirmi sene evvel. Doğrudur, adamlar zengin. Doğrudur, adamların düzeni daha bir tertipli. Böyle tertip düzen, temizlik Türkiye'de bir tek askeri kışlalarda vardır ama sen şu Allah'ın işine bak ki ne zaman memlekette askerler idareye el koydu, bu Avrupalılar car car öttüler. Eh sizin istediğiniz temizlik, tertip, düzen değil miydi yani?
Velhasıl bu Avrupalıların üçkağıtçılıkları meşhurdur. Ve dahi Türküz Müslümanız diye bizi sevmezler, öyledir yani. İtip kakarlar habire.
Döndüm o gençlere "Civciv çıktığı yumurtayı beğenmezmiş. Nedir sizin bu haliniz?" şeklinde çıkıştım, biraz ihtar mahiyetinde.
Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker. Binaenaleyh armut da dibine düşer.
"Başkası olma kendin ol, yok efendim böyle daha güzelsin.." şeklinde konuşup duruyorsun, sonra da kendin gibi olmayı yediremiyorsun, aman Avrupalı ne der diye eksikleniyorsun...
Daha kendi okulunda dersini bile dinlemiyorsun ya, nasıl olacak bu işler?
Bet beniz attı tabii bu cici bebelerde. Kız kendini dışarı attı apar topar, oğlanlar da peşinden.. Arkalarından seslendim:
Avrupa'ya kadar yolunuz var. Yürrü, anca gidersiniz!