Televizyonda reklamlar zuhur ettiği vakit derhal başka bir istasyonu çeviriyorum. Zannederim akl-ı selim sahibi herkes böyle yapıyordur.
Bu reklamlar asabımı bozuyor vallahi...
Ya resmen yalan söylüyorlar ya da seyredeni aptal zannediyorlar.
Vakıa tüketici tabir olunan kitle nicedir serseme çevrilmiş, aptallaştırılmış ve dahi kendisine en budalaca aksettirilecek malumatı sualsiz kabul edecek mertebeye getirilmiş vaziyette.
Efendim, arzu eden bunları takip eder, arzu etmeyen de sıfatına bakmaz zaten, diyorlar. Amenna! Velakin bu 'reklamcı' taifesinin aslında üçkağıtçı ve sahtekar olduğu hakikatini ne yapacağız?
Mesela adamın biri var, göya üniversitede bunun dersini de veriyormuş. Gazetede bir sütun vermişler buna, oradan reklamları eleştirip akıllar veriyor.
"Bu reklamın şurasını şöyle yapsalardı da böyle yapmasalardı, yok efendim daha iyi olurdu.." falan. Ve dahi bu adam televizyonda hususi program yapıyor reklamlar hakkında.
Tahkik ediyorsun bir de görüyorsun ki, bu şahıs bazı şirketlerin ticari ortağı ve hatta bazı reklam şirketlerinin sahiplerine el altından mesaj gönderip "Bana avanta vermezseniz, sizin iş yapma şeklinizi rezil ederim..." diyormuş.
Yuh ki ne yuh!
Yakın zamanda, reklamcılar tarafından yazılmış iki kitap okuma fırsatı buldum. Birisi 1989 senesinde Jacques Seguela'nın 'Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin' diğeri ise 2001 senesinde Frederic Beigbeder'in "99 Frank" adlı kitapları.
Hele bu sonuncusu tam bir alemdi canım..
Okuyanlar bilecektir, bu iki kitap aslen farklı mahiyetlerde kaleme alınmış olsalar da, reklamcıların alemi ve dahi insanları nasıl telakki ettiklerini pek güzel izah etmektelerdi.
Efendim meselenin esası şudur:
Reklamcı denen şahıs, sizin gözünüzü boyayıp sizi kandırmayı iş edinmiş kişidir. Size öyle bir dünya resmeder ve bu dünyada öyle mükemmel insanlar ve eşyalar temaşa ettirir ki, siz kendi içinizde derin bir zaafiyet ve mahrumiyet hissedesiniz. Ta ki bu zaafiyet ya da mahrumiyeti bertaraf etmek maksadıyla söz konusu mamule sahip olmayı arzu edesiniz.
Taktik basit: Önce sizde sun'i bir bedbahtlık hissi husule getirip, sonra da sizi saadetinizin anahtarı sanki onların kendi mamulleriymiş gibi düşünmeye sevk ediyorlar.
İşte esas yalan budur, bunlardır.
Reklamcı milletine 'şarlatan' diyorsak, işte bundandır.
Bu hakikati müdrik olduktan sonra dahi reklamların faydalı ve elzem olduğu kanaatindeyseniz sizlere nihai lafım: Bile bile lades, ve hatta kendi düşen ağlamaz!