|
REKLAMLAR VE REKLAMCI MİLLETİ
Televizyonda reklamlar zuhur ettiği vakit derhal başka bir istasyonu çeviriyorum. Zannederim akl-ı selim sahibi herkes böyle yapıyordur.
Bu reklamlar asabımı bozuyor vallahi...
Vakıa tüketici tabir olunan kitle nicedir serseme çevrilmiş, aptallaştırılmış ve dahi kendisine en budalaca aksettirilecek malumatı sualsiz kabul edecek mertebeye getirilmiş vaziyette.
Efendim, arzu eden bunları takip eder, arzu etmeyen de sıfatına bakmaz zaten, diyorlar. Amenna! Velakin bu 'reklamcı' taifesinin aslında üçkağıtçı ve sahtekar olduğu hakikatini ne yapacağız?
"Bu reklamın şurasını şöyle yapsalardı da böyle yapmasalardı, yok efendim daha iyi olurdu.." falan. Ve dahi bu adam televizyonda hususi program yapıyor reklamlar hakkında.
Tahkik ediyorsun bir de görüyorsun ki, bu şahıs bazı şirketlerin ticari ortağı ve hatta bazı reklam şirketlerinin sahiplerine el altından mesaj gönderip "Bana avanta vermezseniz, sizin iş yapma şeklinizi rezil ederim..." diyormuş.
Yuh ki ne yuh! Hele bu sonuncusu tam bir alemdi canım..
Okuyanlar bilecektir, bu iki kitap aslen farklı mahiyetlerde kaleme alınmış olsalar da, reklamcıların alemi ve dahi insanları nasıl telakki ettiklerini pek güzel izah etmektelerdi.
Efendim meselenin esası şudur:
Taktik basit: Önce sizde sun'i bir bedbahtlık hissi husule getirip, sonra da sizi saadetinizin anahtarı sanki onların kendi mamulleriymiş gibi düşünmeye sevk ediyorlar.
İşte esas yalan budur, bunlardır.
Reklamcı milletine 'şarlatan' diyorsak, işte bundandır.
Bu hakikati müdrik olduktan sonra dahi reklamların faydalı ve elzem olduğu kanaatindeyseniz sizlere nihai lafım: Bile bile lades, ve hatta kendi düşen ağlamaz!
|