|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
Türkiye'de yıllardır bir gençlik övgüsüdür yapılır gider. Genç iş adamı, genç politikacı, genç assolist, genç beyin, genç bankacı, genç ekonomist, genç sanayici... Herşeyin 'genç' olanı makbulmüş gibi bir hava verilir.
Eh ne de olsa, ülke nüfusu genç bir nüfus ve bu enerjinin sömürülmesi lazım.
Öğretmenini dinlemesin, ailesini dinlemesin, kendi başına karar verip istediği gazozu içsin. Sonra? İstediklerini elde edemeyince şımarıklık yapsın.. Aman ne güzel...
Gençlik dediğin, insan hayatının kısacık bir bölümüdür. Çocukluktan gençliğe 14 yaşında geçildiğini varsaysak, 'genç'lik de herhalde 30 yaşına kadar sürer. (Daha uzun sürse, 30 yaş bunalımı diye bir şey olmazdı, değil mi?) Eh bu da 16 sene eder. İnsan ömrü 80 yıl ise mesela, ancak beşte birini genç olarak geçiriyoruz demektir. Demek ki hayatın büyük bir kısmında 'aktif dinamik heyecanlı gençlik' ayakları sökmez! Ya ayağını yere sağlam basarsın, ya da ayağını kaydırıverirler. Peki genç iş adamları, genç politikacılar, genç sanayiciler ne yaptılar? Onları, dana yalamış kıvamındaki jöleli saçları, pahalı elbiseleri ve laptop'larıyla gündüzleri genellikle havaalanlarında yurtdışına seyahat ederken, geceleri de servet harcanmadan kapısından çıkılmayan eğlence mekanlarında, sanatçıların başından peçete yağdırırken izledik. Ülke ekonomisine katkıları, özenti kılıklar, lüks arabalar, son model cep telefonları ve pahalı alışkanlıklar için babalarının paralarını harcamaktan ibaretti. Çünkü deneyimleri, birikimleri, eğitimleri ve görgüleri yoktu. Ahlak ve erdemden yoksundular.
Yoksa cehalet ve ahlaksızlık bu kadar geniş ölçeklere bu kadar hızlı yaygınlaşabilir miydi Türkiye'de? Hatta iyi bir eğitim almak, sonra uzmanlık alanında tecrübe sahibi olmak bile tek başına işe yaramaz! Atatürk'ün cumhuriyeti ve devrimleri emanet ettiği 'gençlik' olabilmek için vatanseverlik, ahlak, erdem, olgunluk, çalışkanlık, sorumluluk ve görev bilinci gibi özelliklere de sahip olmak gerekir. Sırf aktif, dinamik, heyecanlı diye gençleri, ham beyinleri ve toy enerjileriyle gaza getirirseniz, hem vatana hem de gençliği harcamış olursunuz. Birleşmiş Milletler "İnsani Gelişme Raporu"nda , 175 ülke arasında Türkiye'nin eğitim durumu; Tunus'un, Guyana'nın, Grenada'nın, Dominik'in, Arnavutluk'un da altına düşerek, 96. basamağa oturmuş. Doğru dürüst eğitim ve öğretim bile vermediğiniz bu gençlere nasıl güvenip ülke sanayisini, ekonomisini ve politikasını teslim edeceksiniz? Adama gülmezler mi? Diyeceğim o ki, hıyarın tazesi iyidir ama insanın tazesi için aynı şeyi söyleyemem! |