Komşumuzun oğlu Tacettin geldi akşama doğru.
"Sebahattin Amca, bu akşam müsaitseniz babam diyor ki Mars varmış.."
Hayırdır inşallah!
Ben bunun babasını tavlada hep yenerim. Heh he, hayır yani övünmek gibi olmasın, iyi oynarız. Babası değil, dedesi gelse aynı muamele bizde.
Fakat aklıma da dolandı ne diye oğlanı gönderip meseleyi merasim havasına sokuyorsun?.. Gel işte akşamdan, yengen de çayı demler.. İki laf ederiz, bilahare oyunumuzu da oynarız. Nedir ki?
Dedim herhalde hısım akrabayı topladı bu, Sebahattin abisine müsamere yaptıracak. O kadar da dediydim ona evvelden, oğlum sen bu oyunu iyice öğrenene kadar etrafına seyirci çağırma. Rezil oluyorsun bir yerde. Bak hele, bir de bana nispet yapıyor çocuğu gönderip "mars var bu gece..".
Günah benden gitti demişim, eyvallah.
Velhasıl akşam oldu. Yengeniz de bir dolma yapmış, oooh mis gibi. Yemeği yedik, keyfim yerine geldi. Hanım sofrayı toplayıp kahveyi ocağa koydu, ben gittim çıkardım tavlayı. Sedef kaplama, ince işçilik. Ee, stil sahibi adamız evelallah, bize yakışmaz mı?
Gelgelelim bekle bekle adam yok! Saat olmuş dokuz buçuk.. Nerde bu komşu? Küçük oğlanı yolladım baksın diye.. Vaay babanın kemiğine, meğer neymiş.. Bu adam mars falan deyince ben sandım tavla oynayacaz. Yok, Mars mı Merih mi ne karın ağrısıysa, seyyarelerden biri dünyanın yakınından gidermiş de, onu seyredecekmişiz.
La havle vela kuvvete... Ya sabır, ya selamet! Nerden çıkarırlar böyle ince işleri. Hadi çıkardın diyelim, beni ne karıştırıyorsun be adam? Elin seyyaresi geçecekse, elleşme geçsin.. Sana mı kaldı seyrine durmak? Röntgenci mi olacaz bu yaştan sonra?
Epey bir söylendim tabii.. Akabinde balkona çıkıp ben de baktım semaya.. Kırmızı kırmızı parlayacakmış A-ha işte orada duruyor ama var mı sana bir faydası?
Kıssadan hisse: Sevgili gençler, meseleyi iyice anlayıp dinlemeden öyle öne çıkmayın, yırtık dondan fırlar gibi.. Sonra maazallah tavlayı kıstırırlar koltuğunuza, oturursunuz aşağıya..