ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Şarkılar ve Öyküleri
Nostaljinin Sesi Blog
Müzik ve Ötesi Not Defteri
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Chris de Burgh

Ferdi Tayfur

Arif Susam

Enrico Macias
Derman GAMSIZ Logo
Derman GAMSIZ
DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİ

Bu bir Murphy Kuralıdır:
Bir işi biliyorsan yap, yapamıyorsan öğret, öğretemiyorsan yönet.

Bu kuralı şöyle geliştirebiliriz: Yönetemiyorsan danışmanlık yap!

Hayatınızın belli bir aşamasında siz de benzer durumlara rastlamışsınızdır herhalde:
Birileri gelir ve size bir işin nasıl yapılması gerektiğini anlatır. Sizin bu işi yeterince iyi yapamadığınızı vurgular ve onun sözüne güvenmeniz gerektiğini söyler. Olası en kötü senaryoda, bunları söyleyen kişi sizin patronunuzdur.

Bunlara başlangıçta inanabilirsiniz ama sonra gözlerinizin açıldığı bir an gelir ve VAY CANINA! Size akıl vermeye yeltenen kişinin aslında konuya ne kadar uzak, konunun ne kadar cahili ve işi yapmaya gelince ne kadar beceriksiz olduğunu görüverirsiniz.

Hani fıkrayı bilirsiniz:
Çoban yolun kenarında sürüsünü otlatmaktayken aniden bir jip gelmiş ve içinden çıkan modern ve karizmatik görünüşlü kişi çobana "Selam dostum! Sürünü otlatmakta olan bir çoban olduğunu görüyorum. Şimdi sana yardım edeceğim ama karşılığında bir koyununu alırım, tamam mı?" demiş.

Fıkra bu ya, çoban da kabul etmiş. Adam koyunlara uzunca bir süre bakmış, sonra yanındaki laptop bilgisayarında bir iki işlem yapmış ve

"Senin 184 koyunun var, doğru mu?" diye sormuş.

Çoban başıyla onaylayınca, adam sürüden bir hayvan kapmış ve jipe doğru dönünce çoban kendini tutamamış
"Sen danışmanlık bir şirketinden geliyor olmalısın.."

Karizmatik danışman(?) şaşırmış "Nereden anladın?"

"Çağrılmadan geldin ve bana yardım edeceğini söyledin. Oysa bütün yaptığın benim zaten bildiğim bir şeyi bana söylemek oldu ve bu işlerden hiç anlamadığını da koyun diye çoban köpeğini kaparak ispat ettin..."

Bu fıkra, consulting firmalarının hizmet verdiği işyerlerine karşı yaklaşımlarını hicvediyor ama işin bir de öbür yanı var. Bu firmalar, çalışan insanlara yönelik 'kariyer planlaması' ve 'işe yerleştirme' gibi faaliyetler söz konusu olduğunda iyice çuvallamaktalar.

On küsur yıllık profesyonel yaşamın ardından kriz sonucu işsiz kalmış ve yalnızca hayatını sürdürebilecek bir iş arayan adama, sadece "Sizin kariyer hedefiniz nedir?" diye sorarak yardımcı olduğunu sanan yirmili yaşların başında bir consulting yetkilisi tanıdım ben!

Önündeki CV'yi okumaya bile zahmet etmemiş olması zaten başlıbaşına komedi ama böyle bir "profesyonel?" yaklaşıma sahip birini 'yetkili' pozisyonuna getirmiş bir firmanın profesyonellikten ne anladığı, durumun vehametini göstermeye yetmiyor mu?

Ben dedikoducu olmadığımdan söz konusu firmanın
Price Waterhouse olduğunu söyleyecek değilim tabii...

Bir de oturduğu yerden iş yaşamına düzen vermeye kalkan bazı danışman-uzmanlar var ki, bunların insan kaynaklarıyla ilgili web veya gazete sayfalarında yumurtladığı cevherlere hayret edersiniz.

İnsan kaynakları ve yönetim danışmanlığı işi büyük paraların döndüğü organize bir şarlatanlık sektörüne dönüşmüş durumda.

Kerameti kendinden menkul iş dünyası 'guru'ları ve onların organizatörleri, kendi yarattıkları boş ve sanal imajları paraya tahvil etme derdinde.

İş bulma vaadiyle insanları dolandırmak için yepyeni ve modern yöntemler icad edip hayata geçirmeye çalışan alçaklar bile çıktı bunların arasından. Bununla ilgili şikayetler artık gazetelerin tüketici şikayet sayfalarına kadar geldi.

Kariyer hedefinizi seveyim!..
Birilerinin çıkıp "Kral Çıplak!" diye bağırma zamanı gelmedi mi hala?

  EDEBİYAT
Postmodernizm Nedir?
Kafanız Karışıksa
İnsanlığın Müstehakı
  SİNEMA
Pornografinin
Irreversible
Dünyayı Kurtaran
  MÜZİK
I Want to Know
Türk Pop Müziği Patlaması 1990 - 1991 - 1992
Joe Dassin:
  CİNSELLİK
Kız arkadaşım geceleri
Evlilik, Sadakat
Kafayı Kodurtmayın
  YAŞAM
Global Sisteme Karşı
Internet Yalanla Dolu
62'den Tavşan Yapmak
  VİDEO

Sandy Posey: All Hung

Barış Manço:

Survivor: Burning Heart

Jean-François Michael:

Ajda Pekkan (1969):