ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
Şarkılar ve Öyküleri
Nostaljinin Sesi Blog
Müzik ve Ötesi Not Defteri
Başka hiç bir yerde bulamayacağınız ÖZEL ALBÜMLER

Başrolde Emel Sayın

Yıldırım Gürses

Samime Sanay

Neşe Karaböcek

Ümit Besen

Fecri Ebcioğlu Sunar
Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
KILAVUZU KARGA OLANIN

Bazılarına göre hayat çok basit:
Her şeyin bir kullanma kılavuzu var ve bu kılavuzları takip ederek yapamayacağınız iş yok.

Bu konuyla ilgili olarak yazılmış Hayatı Kitaplardan Öğrenmek başlıklı bir yazı Gazoz Ağacı arşivlerinde duruyor.

İnsanlar artık bebeklerini bile kitaplardaki sıkıştırılmış formüllerle büyütüyorlar. Özel durumların hesaba katılmadığı genellemelere, sosyo-kültürel, yöresel, ekonomik ve etnik göstergelere hiç aldırmadan, küresel kılavuzlar eşliğinde yaşayıp gidiyoruz işte..

Bu kılavuzların iyice 'adi' bazı cinsleri var ki para kazanmaktan öte bir anlamları olmamasından başka, bir de medya ve internet dünyasındaki girift ilişkiler aracılığıyla sanki matah bir şeymiş gibi lanse ediliyor.

Bilimsel, psikolojik, sosyolojik birikimden faydalanmayan ciklet kılavuzlar... 'Şekeri bitene kadar çiğne ve at' cinsinden yani.

Mesela İlhan Uçkan diye kerameti kendinden menkul bir şahıs 'Erkekleri Kullanma Kılavuzu'yla giriştiği seri edebiyat cinayetlerini ve çok seri popülarite kazanma eylemlerini 'Kadınları Kullanma Kılavuzu' ile sürdürüyor...

Diyelim ki, kendi başına üstesinden gelemediğiniz bir meseleyle karşılaştınız. Ve bu meselenin de bir kılavuzu var. Ne yapıyorsunuz?

"Ay ben bir koşu eve gidip, kılavuzuma bakmalıyım. Biraz bekleteceğim seni ama meseleyi çözeceğim kesin.." mi diyorsunuz?

"Kılavuzu karga olanın burnu b.ktan kurtulmaz" diye bir söz vardır. Mesela İlhan Uçkan'ın son kitabına göz gezdirdiğim gün benim burnum epeyce sızladı yani. Bakınız size birkaç örnek vereyim, siz de akıl hocasız kalmayın. Paranızı da daha yararlı işlerde kullanırsınız, bu da cabası.

"Biz kadınların birbirimize verdiğimiz tüyolardan biri 'bir erkeğe giden en kısa yolun arkadaşından geçtiği'dir."

Şimdi bu "tüyo"yu hayatınızın hangi kademesinde uygulayacaksınız ve bu taktiğin hizmet ettiği alan neresi? Nedir yani? Ben size bir parça yardımcı olayım: Bir erkeği elde etmek istiyorsanız, önce onun arkadaşından başlamalısınız. Pembe dizi taktikleri işte. Önce kankisine vereceksin, deneneceksin, onay çıkarsa, yoluna devam edeceksin. Test sürüşü gibi. Çeşnici başı gibi...

Bir başka kılavuz tespiti daha:

"Kadını baştan yaratma oyunu bir kadının geçmişini silmek, kafasını allak bullak etmek ve kendine duyduğu birazcık güveni bile ortadan kaldırmak için en mükemmel oyundur. Artık kendini tamamen sizin ellerinize bırakacaktır. Yumuşacık bir hamur gibi."

Dikkatinizi çekerim, bu taktik bir kadın tarafından veriliyor! Maço bir erkek tarafından değil. İbrahim Tatlıses kıvamında dolaşan bir erkeğin kahvehanede yaptığı bir konuşmadan hiç değil. Tabi buradan İlhan Uçkan'a sormak lazım: "Sizin hamurunuzu da böyle mi yoğurdular? Yoksa birinin gelip yoğurmasına dair bir beklenti mi dile getiriliyor orada?"

Bakın yeni bir bomba öneri daha:

"Hoşunuza giden bir kadına ulaşmak için ya da ''rağbet gören erkek'' imajınıza basamak olsun diye yapacağınız en kolay şey, güzel kadınların çirkin kız arkadaşlarıyla ilgileniyor görünmektir."

Durun.. durun.. Benim kafam iyice karıştı. Kılavuzumuzun bu kısmından itibaren, artık ciddi ciddi burnunuzu sağlama almanızı öneririm. Şimdi özetlersek; kadın, erkeğin arkadaşını elde edecek önce.. Sonra da erkek, kadının çirkin kız arkadaşıyla ilgilenecek. Bu dörtlü kombinasyonun entrikaları, fırtınaları dindiğinde de beyaz atlı prens ve uyuyan güzel muradına erecek. Öyle mi? Brezilya dizisi mi çevriliyor burada? Yok arkadaşının arkadaşı, yok güzel kadının çirkin kankası..

Bununla da kalmıyor tabi entrikalar, ihanetler, oyunlar, dolambaçlar.. Bakın kılavuzunuz daha ne cevherler yumurtlamakta:

"En iyi yol kadının doğasında bulunan 'Başka bir kadın' paranoyasını canlı tutmaktır."

"Hayır diyememe zaafı: Bir kadına üç gün ilgi gösterirseniz dördüncü gün sevgiliniz olur."

Nasıl bir iştir bu yahu? Kendini bilmez bir aklıevvel çıkacak ve benim adıma böyle reçeteler dağıtacak kamuoyuna ve ben de susacağım öyle mi? Yani bu son tespitten anladığım kadarıyla, 'Üç gün ilgi gösterdiğiniz her kadınla birlikte olabilirsiniz' anlıyorum ben. Yanlışım varsa düzeltin. Şimdi benimle 3 gün ilgilenip, ret cevabı almış bir adam "Ama bu işte bir yanlışlık var. Kullanma kılavuzunuzu okudum ve bugün dördüncü gün, benim olman lazım" o kılavuzu nereye sokmasını tavsiye edeceğimi biliyorum da.. Kılavuzun yazarı bir kadın olunca ona ne gibi önerilerde bulunabileceğim konusunda aklım biraz karışık.

İnsanlar arasındaki ilişkilerin suyunu işte böyle böyle çıkarıyoruz.. Genç beyinlere kılavuzluk edermiş gibi yapıp aslında beyinlerini bulandıran ve para kazanmaktan başka bir amaç gütmeyen yazılacaksa; birilerinin de çıkıp o kitapların yazarlarına "Yaptığınız şeyin farkına varın ve biraz sorumluluk sahibi olun" demesi gerekiyor.

Beni de böyle aşklı meşkli, ilişkili ve ikircikli konularda yazı yazmaya iten koşullara da "Yazıklar Olsun!" diyorum.

  CİNSELLİK
Ayrılık Kapıyı Çalınca
Pornografi Üzerine
Feleğin Çemberinde
  YAŞAM
Hitler ve NAZI
Yavşak Kime Denir?
Lafı Ters Anlayanlara
İşten Ayrılanların
  SİNEMA
Gegen Die Wand
(Duvara Karşı)
Sinemada En Beğenilen
En İyi 20 Korku Filmi
  EDEBİYAT
Türk Çizgi-Romanları
Yazmasanız
Mutluluğun Formülü
  MÜZİK
Still Got the Blues
Charles Aznavour
One Way Ticket
  VİDEO

STYX (1979)

Mehmet Pekün: (1978)

Charles Aznavour: Non, je n'ai rien oublié (1971)

Chris de Burgh:

WHAM! - Where Did

Al Bano-Romina Power

Zeki Müren

Ajda Pekkan'dan