Ressam Abidin Dino'ya "Sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?" diye seslenmişti Nazım Hikmet. O kadar çok yazıya ve espriye konu oldu ki bu dize, artık klişe olduğu bile söylenebilir.
2000'li yıllar Türkiye'sinde öyle kadrolar iktidara geldiler ki, mutluluğun değil resmini yapmak hayalini kurmak bile haram oldu iyi insanlara...
"Ben böyle sanatın içine tükürürüm" gibi bir cümleyi sarfedecek kadar sanattan ve incelikten uzak insanlar para ve güç sahibi olalı beri bize mutluluğun resmini çoktan unutturdular. Ama hakkını teslim etmek lazım. Bazen öyle resimler çekip önümüze koyuyorlar ki ibret olsun diye duvarlarımıza asmamız lazım!
"Halkı en iyi anladığından" dem vuran ve ansiklopedilerde "müptezel" kelimesinin karşısına adını yazdıran Seda Sayan bilmem kaçıncı nikahını kıydırmış. (Kendi öz oğlu bile bundan utandığı için nikaha gelmemiş, ben daha ne diyeyim?)
Resmin sol başında Osman Yağmurdereli. Fiziksel özelliği böyle sağlıksız ve çirkin bir "irilik ve kalınlık" gösteren bir adamın incelikten ne kadar nasipsiz olduğunu irdelediğim yazımın mürekkebi daha kurumadı.
Peki etekleri zil çalarak bu nikahı kıymaya koşan adam kim?
Bakın resimde soldan 2.şahıs. İstanbul'da ruhsatsız işyerleri patlayıp onlarca kişi öldüğü sırada ortalarda görünmeyen, kendi sorumluluğunu yerine getirmek şöyle dursun suçu vatandaşlara atan bu adam 'İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı' gibi bir ünvan taşıyor.
Kendi yandaşlarına avanta dağıtmaktan, kendi sorumluluklarını savsaklamaktan fırsat bulduğu olduğu bir sırada koştura koştura bu nikaha gelmiş.. günümüz Türkiye'sinin 'sorumluluk ve namus' ölçeğini gösterir gibi poz veriyor ibretlik resmimizde.
Düşünün ki bu resim çekildiği sırada bu belediye başkanı görevini iyi yapmadığı için ölen onlarca vatandaşımızın evlerinde gözyaşları henüz dinmemişti.
Resimde soldan 3. sıradaki bıyıklı adam ise 'kadın dövmekle övünen' bir ilkellik abidesi. Bir ara güzide medyamız bu yaratıktan bir 'köşe yazarı' yapmayı bile denedi. Olayın sonunda bu işe bulaşan herkes rezil olmuştu.
Bkz. Memleketimden Erkek Manzaraları
Demin bahsettiğimiz ilkel adamın önündeki gözlüklü kadını tanıdınız mı? Gençler onu tanımıyor, oysa bir zamanlar herkes bilirdi: Semra Özal.
Bir zamanlar Özal ailesi gücü ve iktidarı elinde bulundururken, adına papatyalar denen bir organizasyon 'şatafat ve görgüsüzlüğün' sembolü olmuş, bütün millette derin nefret duyguları uyandırmıştı. Ne zaman ki iktidardan düştüler, çevresindeki yağcılar ve yalakalar anında onları terketti. Semra Özal'ın gelinleri bile evliliklerini bitirip yanından uzaklaştılar.
Şu resime bakıyorum da "Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.." lafını doğrulamak için Semra Özal bile girmiş kareye. Bu resimdeki diğer insanlar bundan ibret alıyor mudur? Hiç sanmam!
Bu resim bu haliyle zaten bir ibret vesikası! Ama dahası var.
Başkalarını "Batının ahlaksızlığını almakla" suçlayan partinin yardakçılarının bir araya geldiği bu çirkin resimden birkaç gün sonra gazetelerde çıkan başka bir habere bakın:
"Halkı en iyi anladığı için işte bu parti iktidara geldi" diyecek kadar kendini kaybetmiş bir kadının 6.nikahında ortaya çıkan şu ibret tablosunun bu kadar yalan ve bu kadar çirkin şeyleri bir araya getirmesi yetmemiş, "Batının ahlaksızlığını kopya etmek" gibi bir özelliği de varmış meğerse...
Hayat ne ibret verici bir öğretmen! Anlayana ne dersler veriyor...
Peki bu resimdeki insanlarda bu hayat dersini alacak akıl ve yürek var mı? Hiç sanmıyorum!