ANA SAYFA
|
Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
KÖRLERLE SAĞIRLAR
'Yandaş medya' mensubu olmanın iyice zor ve utanç verici olduğu günler yaşıyoruz. Her türlü ahlak ve haysiyet duygusundan tamamen sıyrılmış ve kendi varlıklarını 'siyasi iktidara her durumda yağ çekmek' ülküsüne adamış bu 'mahluklara' baktığımda bir gazeteci ve bir insan olarak ben utanıyorum.
İktidar yalakalığından beslenen bu alçaklar güruhu acaba batan gemiyi ne zaman terketmeye başlayacak?
Herhangi bir hükümetin amacı ve en büyük başarısı, ülkeyi birlik ve beraberlik içinde tutmaktır. Bu açıdan bakıldığında hükümetin başarılı olduğunu söyleyebilmek imkansız. Memleketin şu anki durumu İkinci Meşrutiyet'le Balkan Savaşı arasındaki Osmanlı'ya benziyor. Memleketin akıl ve vicdan sahibi insanları bunun böyle olacağını yıllar öncesinden gördüler. Aydın sorumluluğu taşıyan insanlar olarak bildiğimiz her şekilde anlatmaya çalıştık ki dinci partinin iktidarı halkın sosyal dokusunu bozacak ve ülkenin parçalanmasına yol açacak... Muhafazakar olduğunu iddia eden dinci bir partinin iktidarında ahlaki ve ekonomik çöküş daha önce misli görülmemiş bir ivme kazandı.
Bizim o zamanlar yazıp söylediklerimizi dinlemediler. Sesimizi boğmaya çalıştılar. İktidar hırsıyla gözü dönmüş kadrolar gerçekleri gizlemek istiyorlardı. Halkın aklını karıştırmak ve kitleleri aldatmak adına kendi medyalarını yaratma gayretine giriştiler.
Vakit, Yeni Şafak, Milli Gazete, Zaman, Bugün vs. Gazeteler ile Samanyolu TV, Kanal 7 gibi televizyon kanalları bu gruba giriyor. Hepsini toplasanız bir Gazoz Ağacı etmez! Akla ve mantığa aykırı, üstelik de estetik zevkten yoksun bu televizyon ve gazeteler ancak gerizekalı ve cahil insanlara hitap edebiliyordu. Bunları ciddi ve saygın medya organları olarak değerlendirmek mümkün değil. Sadece dezenformasyon ve provokasyon aygıtları demek daha doğru olur. Bu yüzden yeni ve 'inandırıcı' bir medya arayışına giren bu kadrolar şeytanca bir yönteme başvurdu: Sözde liberal ve demokrat bir takım entellektüeller arasında ruhunu satmaya istekli medyacılar aradılar ve buldular. Eskiden solcu olup da hidayete eren liberaller arasında ruhunu şeytana satmaya alışkın çok kişi vardı zaten.
Ancak bu iktidar yalakası medyacıların maskesi artık düşmüş durumda. Görünen o ki bu körlerle sağırlar daha bir müddet kendi kendilerini kandırmaya devam edecekler. Ruhlarını sattıkları şeytanlar ödemeyi kesinceye kadar devam edecek bu. Bugünün yandaş medyası; eski Sovyetler Birliği'ndeki Pravda ve İzvestiya gazetelerinden çok daha aşağılık ve kalitesiz bir seviyede... Bu utanç da onlara yeter! Bu zaman zarfında bize düşen sorumluluk ise gözlerimizi açık ve hafızamızı canlı tutmak... Öyle ki; bugün ruhlarını şeytana satmış medyacılar yarın öbür gün "Biz değiştik" diyerek bizi kandıramasınlar. 1970'lerin Tercüman gazetesinde yalancılık ve bozgunculuk yapıp sonradan kendilerini 'demokrat' diye yutturan ne Nazlı Ilıcak'lar, ne Taha Akyol'lar ne Rauf Tamer'ler görmedik mi? Yarın öbür gün Emre Aköz'ler, Eser Karakaş'lar, Ali Bayramoğlu'lar, Şahin Alpay'lar "Ben aslında demokrasi mücadelesi veriyordum.." diyerek bize gene yalanlar söylemeye kalkabilirler. Peki bu yalanları yutturacak saf ve budala insanlar bulabilirler mi? Onu da zaman gösterecek. |