Bu memlekette maalesef solcular da bulunmaktadır.
Ve yine daha çok maalesef ki -o kadar olur yani- bugünkü anayasa muvacehesinde solculara karşı elimiz kolumuz bağlı bulunmaktayızdır. Ne gibi? Mesela, şu gibi ki, biz, yere atılmış bir izmarit ezer gibi, solcuların başını ezecek kudrette olduğumuz halde gene de sesimizi çıkaramıyoruz.
Neden sesimiz çıkmıyor? Korkumuzdan mı? Hayır aslaa!... Sesimiz çıkmıyor, çünkü, son günlerde havalar birden bozup da kar ve şiddetli soğuklar başlayınca soğuk alıp -üzerinize afiyet- nevazil ve kimimiz grip olup, kimimiz üşüttüğümüzden ve paçavra hastalığına yakalandığımızdan sesimiz kısıldı.
Ama Nisan - Mayıs ayları gelip de, koyun-kuzu melemeye, buzağı-düve böğürmeye tay-kısrak kişnemeye başlayınca, bizim de sesimizn yükselmiyeceğini, ergenekon aslanları gibi kükremiyeceğimizi sananlar feci şekilde aldanıyorlar. Gafiller!..
Herşeyden önce, bilakis, şu noktayı önemiyetle belirtmek isteriz ki, madem ki demokrasi var denilmektedir, binaenaleyh biz de, batı demokrasilerinde olduğu gibi, çeşit olsun diye, bir miktar solcunun aramızda barınmasına göz yumabiliriz.
Ve herkes anayasa dairesinde ve her türlü devlet dairesinde ve oturduğu apartman dairesinde serbestçe düşünmek hakkına sahiptir.
Ancak, solcular düşünmekle kalmayıp ne düşündüklerini yazıp söyleyince vatanın masum evlatlarını baştan çıkarıyorlar. Kendikendine düşünene kimsenin bişey dediği yoktur, ama sesli düşünmek öbür yolcuları rahatsız eder.
Solcular ne istiyorlar, zorları nedir?
Elçiye yuh çekmek bunlarda, dostumuz Amerikalıya "Go hom!.." çekmek bunlarda... Bizim daha nekadar zaman ya sabur çekeceğimizi sanıyorlar.
Hepsi bu kadar mı? (Arkası öbür sayfada) kendilerine ilim nuru aşılayan cahil profesörleri ilan bunlarda. Kendilerine ekmek veren patronlardan, utanmadan hak istemek bunlarda. Turiste en çok muhtaç olduğumuz bu zamanda casusları kovmak bunlarda...
Zorları nedir? Eğer memlekette karışıklık çıkarmak istiyorlarsa, aldanıyorlar. İnsaf ile baksınlar, bu memlekete biraz da karışıklık lazımsa, biz az mı karışıklık çıkarıyoruz ki, daha fazlasını istiyorlar?
Bakınız, iki gün kar serpeledi diye, herşey karmakarışık olmadı mı?
Kar yağdı diye elektrik kesilip karanlıkta herkes birbirine çarpmadı mı?
Gece karanlığında karısını, kocasını arayanlar, ellerine yanlışlıkla kaynanalarını, kaynatalarını geçirmediler mi?
Bundan daha mükemmel karışıklığı kim çıkarabilir?
Kar yağdı diye, zaten çorbaya benzeyen trafik daha da karman çorman olup arabalar, dolmuşlar, kaptıkaçtılar birbirine girmedi mi? İki günlük karda bile telefonlar ya hiç işlemedi ya da işleyince telefonda Madam Agavni'nin randevuevini arayanlar karşılarında Bülbül Hafız'ı bulmadılar mı? Vapur, tren tarifeleri birbirine karışmadı mı? Kocalar, vapur kalkmadı bahanesiyle evlerinin yolunu şaşırıp ertesi gün yalanları anlaşılınca krılarından dayak yemediler mi? Ve bütün bu karışıklık içinde şaşkınlıktan memleketin nüfusu daha çok artmadı mı?
Daha nasıl bir karışıklık istiyorlar? Hakikatleri görmeyen körler! Nankörler! Ah, monkör, nerde bulunur bizim gibi bonkör!
Solcuların zoru nedir? Bunu, işte bunu anlamak zordur.