ANA SAYFA
  YAZARLAR
Alper EĞMİR
İffet AYMAZ
Sebahattin TEZEL
Feride KAHLER
Oktay TEKCAN
YORUM / KRİTİK
Hatt-ı Müdafaa
Film Yazıları
Beyinsel Üretim
  NOSTALJİ
Bir Ömürdü
Derman GAMSIZ
Nerelerdesin
Hamdullah BİBER
  VE DAHASI...
Röportajlar
Okurlardan Notlar
Bize Yazın
Gazoz Ağacı Kadrosu
ARŞİV


Enrico Macias

Fransızca & İtalyanca

Edith Piaf - SELECTION
Ayten Alpman
Eski 45'likler

Bu CD 12 TL

Asu Maralman 45'likleri
Özel Koleksiyon

Bu CD 12 TL

Gönül Yazar - En İyileriyle 1966-1974
Bu CD 12 TL

Mireille Mathieu - En Güzel Albümleri
Mireille Mathieu

En Güzel Albümleri

Feride KAHLER Logo Yazara E.Mail Göndermek İçin TIK'layın
YENİ NESİL DAHA MI ZEKİ?

Televizyon kanallarının bir çoğu banal ve hatta berbat bir yayın seviyesi tutturmuş durumda! 'Avam kanalları' diyorum ben bunlara: Halkı aptal yerine koyan ve bu yetmezmiş gibi halkın beğeni ve kültür düzeyini gittikçe aşağı çeken şamata ve soytarılık kanalları.

Belki şu faydaları olabilir: Konu sıkıntısı çeken bir yazarsanız.. hele de komik bir yazısı döktürmek arzusuyla yanıp tutuşuyorsanız, bu avam kanallarından herhangi birini iki saat kadar oturup seyredin. Soytarılığın bini bir para. Seç, beğen, yaz birini..

Avam kanallarının en ciddi(!) olduklarını iddia ettikleri haber bültenleri bile fasarya: Sansasyonel cinnet haberleriyle (dramatik bir kurgu ve ses tonuna arka plandan eşlik eden abuk sabuk ses ve efektler) 'advertorial' tabir edilen, hani şu haber gibi görünen fakat aslında reklamdan ibaret olan kandırmacalar.

Haber Bültenleri Sıktı: Anchorman Ne Yapsın?

Ben bu kanalları seyretmeyi çoktan bıraktım. Vakit kaybı olması bir yana, insanı büsbütün aptallaştırıyor. Halbuki ben mevcut halimle bile gereğinden fazla aptal olduğumu düşünüyorum. Durumumu kötüleştirmek için benden daha aptal olanların yardımına ihtiyacım yok!

Gene de kaçamıyorsunuz bazen. Mesela bir arkadaşınızın evinde misafirseniz ve televizyon açıksa mecburen banallık ve saçmalık sizin gözünüzün önünde sahnelenmeye başlıyor. Kaçamıyorsunuz. Rezil bir durum!

İşte böylesi rezil durumlardan birine daha yakalandım geçenlerde. Haber bülteninin sonuna doğru spiker yılışık bir gülümseme takındı ve 'Anaokuluna erken yaşta başlayan çocukların zeka gelişiminin de hızlandığını' söyleyerek habere girdi. Tahmin edeceğiniz gibi, bu saçma haber(!) aslında bilmemne özel okullarının anasınıflarına kayıtları özendirmek için yapılmış gayet ucuz bir taktikti.

Sonra da işte o okulun anasınıflarındaki üç-beş yaş grubu çocukların, sorulan sorulara ne kadar 'zekice' cevaplar verdiklerini izledik...

Çocuk yetiştirme konusunda ahkam kesmek bana düşmez. Ama elimde olmadan düşüncelere daldım:

Etrafınızdaki çocuklara baktığınızda eminim siz de görüyorsunuz.

Son derece şımarık ve tatminsiz olmaları bir yana, şimdiki çocuklar (3-11 yaş kuşağı) aslında on - on beş yıl öncesinin 3-11 yaş kuşağına göre daha zekiler.

On yıl öncesinin aynı yaş kuşağı da, yirmi yıl öncesinin aynı yaş kuşağından daha zekiydi.

Bu çocuklar anlamlı cümleler kurabiliyorlar, büyüklerle mantıklı dialoglar geliştirebiliyor hatta bazen çok güzel espriler de yapabiliyorlar.

Ana-babaların göğüsleri kabarıyor haliyle:
"Aman teyzesi, bizim çocuk pek zeki... Görsen, her şeyi biliyor.."

Aynı yaş grubu çocuklarda giderek artan oranda hiperaktivite, dikkat bozukluğu ve aleni şekilde terbiyesizlik oranlarında da artış var. Çocuk psikologları ve eğitimciler harıl harıl bunların nedenini tartışıyor. Gerçi onların saptama ve teşhislerinin ne kadar isabetli(!) olduğu da, önerdikleri çare ve çözümlerin(!) her defasında durumu daha da beter haline getirmesinden belli ya...

Yeni neslin çocuk yaşlarda bu kadar ileri(!) olan zeka seviyesine sonra ne oluyor peki?

Bu çocuklar ergenlik çağına girdikten itibaren eğer büsbütün dağıtmıyorlarsa -ki sıkça rastlanan bir durum bu- zekalarında bariz bir gerileme ortaya çıktığı su götürmez.

Bu sonuca nereden varıyorum?

3-5 yaşlarındayken anlamlı ve düzgün cümleleri peşpeşe sıralayan ve hatta büyüklerle kurdukları dialoglarda görüldüğü üzere, kavramlar ve kelimeler arasında çok sağlam bağlar kurabilen bu çocuklar ilerleyen yıllarda:

a) Kelime haznelerini geliştiremiyorlar. Kavramları ve sözcükleri tanımıyor ya da yanlış biliyorlar.

b) Kavramlar ve olgular arasındaki bağları ve olaylar arasındaki sebep-sonuç ilişkilerini kuramıyorlar

c) Bırakın yeni yabancı diller öğrenmeyi, kendi anadillerini bile doğru dürüst kullanamaz oluyorlar

d) Matematik ve fen bilgisi gibi konularda çok başarısız oluyorlar

e) Etik değerleri algılayamıyorlar. Hatta kendi aralarında bile sağlıklı ve düzenli iletişim kurmadıkları için asosyal ve tahripkar oluyorlar. İçedönük bir yapıya bürünüyorlar. Bu da onları bunalıma, uyuşturucuya ve hatta intihara sürüklüyor.

Diyorum ki, eğer bir zaman makinası icad edilmiş olsaydı ve biz diyelim ki on beş yıl öncesinden yüz tane 3-11 yaş grubu çocuğu ve yüz tane 13-20 yaş grubundan genci bugüne getirebilseydik görecektik ki:

a) On beş yıl öncesinin 3-11 yaş grubu çocuklarına kıyasla, bugünküler daha zeki ve bilgili,

    ama

b) Bugünkü gençlerin (13-20 yaş grubu) zeka ve bilgi seviyesi olarak on beş yıl önceki yaşıtlarından daha geride.

ÖSS ve OKS sınavlarında yıldan yıla düşen başarı yüzdeleri bu konuda sağlam bir örnek ama tek örnek değil kuşkusuz..

Peki bunun nedenleri ne olabilir? sorusuna cevap olarak:

Gelişen teknolojiye karşın görece artan yoksulluk, bozulan ekonomik ve sosyal yapı, bütün bunlara ilaveten medyanın kalitesiz, bozuk ve sakat bir iletişim modelini gençlere empoze etmesi; gibi cevaplar verilebilir.

Fakat şurası apaçık görünüyor: Önümüzdeki yıllarda da bu gidiş devam edecek.
On yıl sonrasının çocukları (3-11 yaş kuşağı) şimdiki çocuklardan daha zeki, fakat gençleri (13-20 yaş kuşağı) şimdiki gençlerden daha bilgisiz, daha sorunlu ve daha tahripkar olacak.

Şimdiki gençlere bakıp
"Bir nesil bundan daha aptal nasıl olabilir ki?" diye sorabilirsiniz.
Cevabım: Bekleyin, görün. Gelen gideni aratır!

Aslında yaşayıp görebilirsek epey eğlenceli olacağı da kesin: Şimdiki gençliğin kendilerinden daha genç, daha enerjik fakat daha aptal bir nesille karşılaştıkları zaman neye döneceklerini merak ediyorum. Belki o zaman bizlerin şimdi ne hissettiğini anlayacaklar.

Şaka bir yana, bütün bunlar olurken biz ne olacağız peki?
Türkiye ne olacak?

Bu sorunun ciddi cevabını avam kanallarında aramayın, bulamazsınız.
Onlar bizatihi sorunun bir parçasıyken, çözüme yönelik katkıları nasıl mümkün olabilir ki?..

  EDEBİYAT
Empati, Sempati
Muhalefet ve Eleştiri
Kültürel Çölleşme:
  CİNSELLİK
Kadın Müşteriler İçin
Aşk Acısı Bitsin Artık
İnsanlığın
  SİNEMA
Star Wars ve
Türk Sineması
Antalya Film Festivali
  YAŞAM
Medya, Ünlüler
Demokrasi, Halkımız
Alternatif Menü:
  MÜZİK
Eye of the Tiger
The Beatles - Girl
Dayan Yüreğim Dayan
  VİDEO

Men at Work

Joan Baez (1975)

Mireille Mathieu:

Edip Akbayram

Neşe Karaböcek

Best Memories

Chris de Burgh

BoneyM