Eskiler ne demiş? "Bir yerde zina ve bina artmışsa, kıyameti bekle.."
Sayın yetkililerimiz bu duruma müdahale lüzumunu hissetmişler. Önce kaçak bina yapana hapis cezası çıkardılar. Şimdi de zina yapana hapis cezası çıkarmak için uğraşıyorlar.
Madem ki vatandaştan bu yönde talep gelmiş, gereğini yapmak lazım.
(Valla bunu ben demiyorum, hükümetin yalancısıyım.)
Bravo! Vatandaşını dinleyen hükümet en güzel hükümettir. Kendilerinden rica ediyorum, vatandaşa iyi kulak versinler. Bakın mesela, burada vatandaş Sebahattin konuşuyor. İstirham ediyorum, dikkate alsınlar.
Bu yaptıkları iyi niyetli bir iş. Ama zinayı suç saymakla iş bitmez! Bakın daha neler lazım:
1- Genelevlere girişte kimlik kontrolü yapan polis, şahsın medeni haline de baksın. Evli olup da kerhaneye girenleri mahkemeye çıkarsın. Olmazsa karakola çekip ikaz etsin.
(Devlet denetimindeki bir yerde suç işlenmesine izin veremezsiniz arkadaş.)
2- Türkiye'yi ziyaret eden turistlerin medeni hali soruşturulsun. Ona göre tedbir alınsın. Mesela elalemin Alman kokonaları, kocalarını kendi memleketlerinde bırakıp Türkiye'ye geliyorlar ve Türk delikanlılarıyla halvet oluyorlar.
Boynuzlanan Alman koca kalkıp Türkiye'ye gelse ve savcılığa şikayette bulunsa: "Sizin devletiniz zina yapanı hapse atıyor madem, benim karıyı niye serbest bıraktınız? Onu da atın hapse.. Ayrımcılık yapmayın.." dese ne yapacaksınız?
Bu işi Türk yapıyorsa suç, Alman yapıyorsa suç değil, olmaz! Suçsa suçtur!
Zina yapan karısını hapse atmazsanız, boynuzlu Alman adama da ayıp olur! (Burada misal olsun diye Alman dedik. İngiliz veya Belçikalı olsa da aynı muameleye tabi tutulmaları gerekir. Adil olmanın şartı budur, yani bir şekilde.)
* * *
Aile yapımızı hapis cezasıyla korumak hakikaten çok isabetli bir akıl. Biz bunu daha önce nasıl düşünemedik yahu, hayret?!
Yetkililerimiz madem bunu akıl etti, akıl edemedikleri diğer konularda onlara yardımcı olmak boynumuzun borcu. Bakın vatandaş Sebahattin ne diyor, yetkililer kulak versin:
1- Dedikodu ve gıybet de suç olsun. Bu suçu işleyenler hapse atılsın.
2- Bayramlarda aile büyüklerini ziyaret edip ellerini öpmeyen hayırsız evlatlara da ceza verilsin. Buna hapis cezası şart değil. Trafik cezası misali, puan ve para cezası kesersiniz. Aynı sene içinde bilmem kaç ceza puanını dolduran hayırsız evlatlar mirastan mahrum edilsin. Hem örf ve adetlerimizi korumuş oluruz, hem de devlete gelir olur böylece.
3- Bilhassa gelin-kaynana ve gelin-görümce kavgaları yasaklansın. Kavga eden kaynanalar, gelinler ve görümceler hapse atılsın. (Dünürler bu kapsamın dışında bırakılırsa isabetli olur, ama doğrusunu büyüklerimiz daha iyi bilir.)
4- Hazır eliniz değmişken, örf ve adetlerimizi çocuklarına öğretmeyen ebeveynlere de bir ceza düşünün. Madem aile yapımızı ve manevi değerlerimizi korumak istiyoruz, çocuklarına iyi edep ve terbiye vermeyen ailelere de ceza verilsin. Misal, sokağa işeyen bir çocuk gördünüz diyelim, babasını hapse atın!
Valla benim aklıma ancak bu kadarı geliyor. Yetkililerimiz biraz düşünürse, daha güzel ve faydalı önlemler de bulacaklardır. Gayret onlardan, takdir bizden.
* * *
Memleketin her türlü derdi bitti, şimdi sıra 'Kimin şeyi kimin şeyinde' mevzuuna geldi. Vatandaşlar da sağolsunlar, bu mevzuuyu dillendirip vekillerini uyarmışlar. Tebrik ederiz.
'Şaşkın ördek suya kıçın kıçın dalarmış..' diye bir laf vardır. Aklıma geldi, nedense?
Sebahattin Babacığım,
Yeni bir rakı cinsi çıkmış, denedin mi? Biraz entel işi olmuş o rakı diyorlar. Delikanlı adamın aslan sütü karşısında duruşu ne olmalı?
Faruk Kardeşim,
Rakının eskisi olsun, yeni cinsi olsun farketmez. Delikanlı dediğin adam, kaykılıncaya kadar içmeyecek. Baktın ki karşındaki adamın rakı içerken duruşu kaymaya başlamış.. Hemen müdahale edeceksin. Budur!